<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Gaziantep İlk Haber</title>
    <link>https://gaziantepilkhaber.com</link>
    <description>Gaziantep Haberleri Gaziantep Son Dakika</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://gaziantepilkhaber.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 28 Oct 2026 00:44:38 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://gaziantepilkhaber.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BAŞKAN AHMET HOŞAF’TAN VERGİDE ADALET ÇAĞRISI]]></title>
      <link>https://gaziantepilkhaber.com/baskan-ahmet-hosaftan-vergide-adalet-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gaziantepilkhaber.com/baskan-ahmet-hosaftan-vergide-adalet-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[HİZMET-İŞ Gaziantep 2 No’lu Şube Başkanı Ahmet Hoşaf, artan vergi dilimlerinin işçi ve emekçilerin alım gücünü düşürdüğünü belirterek, gelir vergisi dilimlerinin yeniden düzenlenmesini istedi. Başkan Ahmet Hoşaf, “Emekçinin alın teri vergi dilimleri arasında erimemeli” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>HİZMET-İŞ Gaziantep 2 No’lu Şube Başkanı Ahmet Hoşaf, artan vergi dilimlerinin işçi ve emekçilerin alım gücünü düşürdüğünü belirterek, gelir vergisi dilimlerinin yeniden düzenlenmesini istedi. Başkan Ahmet Hoşaf, “Emekçinin alın teri vergi dilimleri arasında erimemeli” dedi.</p>

<p>Hizmet-İş Sendikası Gaziantep 2 No’lu Şube Başkanı Ahmet Hoşaf, çalışanların artan vergi dilimleri nedeniyle yıl içerisinde yaşadığı ücret kayıplarına dikkat çekerek, vergide adalet ve ücrette hakkaniyet çağrısında bulundu. Enflasyonun yanı sıra vergi kesintilerinin de işçilerin alım gücünü olumsuz etkilediğini belirten HİZMET-İŞ Gaziantep 2 No’lu Şube Başkanı Ahmet Hoşaf , gelir vergisi sisteminde düzenleme yapılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>“İŞÇİNİN MAAŞI YIL İÇİNDE ERİMEMELİ”<br />
<br />
İşçilerin yılın başında aldıkları ücretleri, artan vergi dilimleri nedeniyle ilerleyen aylarda aynı net tutarda alamadıklarını ifade eden HİZMET-İŞ Gaziantep 2 No’lu Şube Başkanı Ahmet Hoşaf , bu durumun emekçilerin ekonomik koşullarını daha da zorlaştırdığını kaydetti. Vergi kesintilerinin çalışanların aile bütçesi üzerindeki etkisine işaret eden Başkan Ahmet Hoşaf, gelir vergisinin makul ve sabit bir orana bağlanması, ücretliler üzerindeki vergi yükünün hafifletilmesi gerektiğini dile getirdi.<br />
<br />
Çalışanların maaşlarından yapılacak kesintileri düşünmek yerine ailelerinin geleceğine odaklanabilmesi gerektiğini belirten Başkan Hoşaf, vergi dilimlerinin yeniden düzenlenmesinin emekçilerin yıl boyunca yaşadığı net ücret kayıplarının önüne geçilmesi açısından önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>“MÜCADELEMİZ KARARLILIKLA SÜRECEK”<br />
<br />
HAK-İŞ Konfederasyonu ve HİZMET-İŞ Sendikası Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın vergi adaleti konusundaki çalışmalarına da değinen HİZMET-İŞ Gaziantep 2 No’lu Şube Başkanı Ahmet Hoşaf, ücretlilerin üzerindeki vergi yükünün azaltılması için uzun yıllardır mücadele ettiklerini belirterek, “Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınmalıdır. Vergi dilimleri yeniden düzenlenmeli, işçilerimizin yıl boyunca net ücret kaybı yaşamasının önüne geçilmelidir” ifadelerini kullandı.<br />
Emek, alın teri, hak ve adalet mücadelesini sürdüreceklerini kaydeden Hoşaf, işçilerin haklı taleplerini her platformda dile getirmeye devam edeceklerini söyledi.<br />
<br />
Açıklamasının sonunda vergide adalet ve ücrette hakkaniyet taleplerini yineleyen Başkan Ahmet Hoşaf, emekçilerin kazançlarının vergi kesintileri nedeniyle erimemesi gerektiğini belirterek, adil bir vergi sistemi oluşturulana kadar mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://gaziantepilkhaber.com/baskan-ahmet-hosaftan-vergide-adalet-cagrisi</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Oct 2026 18:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/10/haber/ekim/28-ekim/247265e3-5906-4a1a-9fca-b05819d3769a.jpg" type="image/jpeg" length="33593"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İŞLETMELER KREDİYE HÜCUM ETTİ!]]></title>
      <link>https://gaziantepilkhaber.com/isletmeler-krediye-hucum-etti-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gaziantepilkhaber.com/isletmeler-krediye-hucum-etti-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ekonomik buhranın giderek derinleştiği Gaziantep’te küçük ve orta ölçekli işletmeler bankaya hücum etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ekonomik buhranın giderek derinleştiği Gaziantep’te küçük ve orta ölçekli işletmeler bankaya hücum etti.</p>

<p><strong>Kredi kullanım miktarı arttı</strong></p>

<p>Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi, ağustos ayında illerin kullandığı nakdi kredi kullanım miktarlarını açıkladı. Nakit paranın piyasadan çekildiği kentte, işletmelerin imdadına bankalar ulaştı. Çarkını döndürmek ve ayakta kalmak isteyen işletmeler bankanın yolunu tuttu.</p>

<p><strong>Ağustos ayında 754 milyon 431 bin 958 TL kredinin kullanıldı</strong></p>

<p>Türkiye’de hem üretim hem ihracat hem de istihdamda önemli bir mevkide bulunan Gaziantep’teki işletmeler uzun zamandan beri süregelen ekonomik krizi iliklerine kadar hissetmeye devam ediyor. Karşılıksız çek ve protesto edilen senet sayısının tavan yaptığı kentte, ağustos ayında toplamda 754 milyon 431</p>

<p>bin 958 TL kredi kullanıldı. Kredilerin 354 milyon 541 bin 148’i kamu bankalarından, 399 milyon 890 bin 811’i özel bankalardan kullanılması dikkat çekti.</p>

<p><strong>Ülke genelinde kredi kullanımında ilk sıralardayız</strong></p>

<p>Ülke genelinde en fazla kredi kullanan şehirlere bakıldığında listenin ilk sırasında 11 milyar TL ile İstanbul yer alıyor. İstanbul’u, sırada 3 milyar TL ile Ankara, 1 milyar TL ile İzmir, 1 milyar TL ile Antalya, 765 milyon TL ile Bursa, 754 milyon TL ile Gaziantep, 586 milyon TL Kocaeli, 597 milyon TL ile Adana, 494 milyon TL ile Konya, 350 milyon TL ile Mersin izliyor.</p>

<p><strong>Nakdi kredi kullanımında birinciyiz</strong></p>

<p>Gaziantep’in içerisinde yer aldığı Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki yer alan şehirlerin kullandığı kredi miktarları incelendiğinde tablonun değişmediği görüldü. Her zamanki gibi Gaziantep, 754 milyon 431 bin 958 TL ile ilk sıradaki yerini korudu. İkinci sırada 208 milyon TL ile Diyarbakır, üçüncü sırada 175 milyon TL ile Şanlıurfa, dördüncü sırada 66 milyon TL ile Mardin, beşinci sırada 59 milyon TL ile Adıyaman, altıncı sırada 54 milyon TL ile Batman, yedinci sırada 25 milyon TL ile Siirt ve sekizinci sırada ise 13 milyon TL ile Kilis yer alıyor. </p>

<p></p>

<p></p>

<p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>mehmet erkan günyolu</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ, GÜNCEL</category>
      <guid>https://gaziantepilkhaber.com/isletmeler-krediye-hucum-etti-1</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Oct 2026 18:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/10/huseyin-haber-klasor/ekim/huseyin-28-ekim/ekran-resmi-2026-10-27-165413.png" type="image/jpeg" length="15557"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KAYIT DIŞI ÇALIŞMAYIN UYARISI!]]></title>
      <link>https://gaziantepilkhaber.com/kayit-disi-calismayin-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gaziantepilkhaber.com/kayit-disi-calismayin-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müzisyenler ve sanatçılara kayıt dışı çalışmayın uyarısında bulunan Türkiye Müzisyenler ve Sanatçılar Federasyonu Genel Başkanı Ahmet Onurlu, yaptığı açıklamada kentimizdeki kayıt dışılığa dikkat çekti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Müzisyenler ve sanatçılara kayıt dışı çalışmayın uyarısında bulunan Türkiye Müzisyenler ve Sanatçılar Federasyonu Genel Başkanı Ahmet Onurlu, yaptığı açıklamada kentimizdeki kayıt dışılığa dikkat çekti.</p>

<p><strong>Gaziantep’te müzisyen ve sanatçıların yüzde 50’si kayıt dışı</strong></p>

<p>Onurlu, ‘’Türkiye genelindeki müzisyenler ve sanatçıların yüzde 70’i kayıt dışı çalışıyor, yüzde 30’u ancak kayıtlıdır. Gaziantep’te kayıt dışı çok fazlaydı ama yapılan denetimler azalmıştı. Lakin pandemi ve deprem sonrasında denetimlere ara verince yine oran yüzde 50’ye çıkmıştır’’ ifadelerine yer verdi.</p>

<p>Yaz mevsiminin müzisyenler ve sanatçılar açısından iyi geçtiğini sözlerine ekleyen Onurlu, ‘’Yoğun geçen düğün sezonunda müzisyenlerimiz ve sanatçılarımız iyi para kazandı. Ancak geçmiş yıllarda kış mevsiminde düğün olmazdı ama bu durum değişti, artık düğün oluyor. Lakin yaz mevsimi gibi yoğun geçmiyor’’ değerlendirmesini yaptı.</p>

<p><strong>Müzisyenleri ve sanatçıları uyarıyoruz</strong></p>

<p>Ekonomi krizin müzisyenler ve sanatçıları çok fazla etkilemediğini dile getiren Onurlu, ‘’Düğün olduğu sürece müzisyenlerimiz ve sanatçılarımız para kazanıyor. Ama yıllardan beri kayıt dışı ve sigortasız çalışmamaları yönünde kendilerini sürekli olarak uyarıyoruz, telkinde bulunuyoruz. Fakat bu konuda halen duyarsız davranmaya ve kayıt dışı çalışmaya devam ediyor’’ şeklinde konuştu.</p>

<p>Onurlu, ‘’Bazen işletme sahipleri müzisyenler ve sanatçılara sigorta yaptırmak istemiyor. Büyük ihtimalle; ‘Sen sigorta istersen başkalarını çağırırım’ gibisinden şeyler söyleniyordur. Müzisyenler ve sanatçılarda ekmeklerinden olmamak için kabul etmek zorunda kalıyorlardır’’ tespitini yaptı.</p>

<p><strong>Müzisyenin kayıt altında çalışıp geleceğini kayıt altına alması önemli</strong></p>

<p>Kayıt dışı ve sigortasız çalışmanın birçok zararının bulunduğunu sözlerine ekleyen Genel Başkan Onurlu, ‘’Bir müzisyenin kayıt altında çalışıp geleceğini kayıt altına alması önemli. Bu durumu ehliyeti olan veya olmayan iki sürücü gibi düşünün. Ehliyetsiz sürücü kaza yaptığında veya trafik noktasına denk geldiğinde idari ceza yazılır, aracı bağlanır. Müzisyenlerde öyle, başına bir şey gelmediği için kayıtlı dışı çalışmanın ne kadar zararlı olduğunu farkında değil. Böyle bir durum yaşamadan herhangi bir meslek birliğine kayıt yaptırsınlar’’ çağrısında bulundu.</p>

<p><strong>Çocuklarımızın ve bizim geleceğimiz için buna dur demek gerekiyor</strong></p>

<p>Müzisyen ve sanatçılara çağrıda bulunan Türkiye Müzisyenler ve Sanatçılar Federasyonu Genel Başkanı Ahmet Onurlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: ‘’Müzisyenlerimizin ve sanatçılarımızdan kayıt dışı çalışmamalarını talep ediyoruz. Özellikle düğün salonları ve müzikhollerde çalışanlar. İşveren istediği fiyata salonu kiralıyorlar, ama sahne alan, emek veren ve mesleğini icra eden meslektaşlarımız ise atılan paraya çalışıyor. O yüzden çocuklarımızın ve bizim geleceğimiz için buna dur demek gerekiyor.’’ </p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Meral Kesenek</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://gaziantepilkhaber.com/kayit-disi-calismayin-uyarisi</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Oct 2026 18:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/10/huseyin-haber-klasor/ekim/huseyin-28-ekim/muzisyen-ve-sanatcilar-1.jpg" type="image/jpeg" length="45379"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘ATAMAYA RAĞMEN HEKİM AÇIĞI SÜRÜYOR’]]></title>
      <link>https://gaziantepilkhaber.com/atamaya-ragmen-hekim-acigi-suruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gaziantepilkhaber.com/atamaya-ragmen-hekim-acigi-suruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapılan yatırımlarla bölgenin sağlık üssü konumuna yükselen Gaziantep’e 131. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü kapsamında farklı branşlarda 71 uzman hekim atandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yapılan yatırımlarla bölgenin sağlık üssü konumuna yükselen Gaziantep’e 131. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü kapsamında farklı branşlarda 71 uzman hekim atandı.</p>

<p><strong>Sağlıktaki sorunlar çözüm bekliyor</strong></p>

<p>Gaziantep-Kilis Tabip Odası Başkanı K. Doğan Eroğulları, Gaziantep’e 71 uzman hekimin atanmasının sevindirici olduğunu sağlıktaki sorunları çözmeyeceğini belirtti.</p>

<p><strong>71 uzman hekim ataması yapıldı</strong></p>

<p>Yapılan yatırımlarla bölgenin sağlık üssü konumuna yükselene Gaziantep’e 131. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü kapsamında farklı branşlarda 71 uzman hekim ataması yapıldı ancak yapılan atamaya rağmen kentteki hekim açığının sürdüğüne vurgu yapıldı.</p>

<p><strong>İlimizin ihtiyacı atamalarla ve rakamlara çözülemez</strong></p>

<p>Gaziantep’e farklı alanlarda 71 hekimin atandığını dile getiren Eroğulları, ‘’İlimize 71 kadar uzman hekim atandı. Bu tabii ki sevindirici bir durum ancak yeterli değil ve hastanelerdeki sanal muayene kuyruklarına maalesef çözüm değil. Bu atamalara rağmen bazı branşlarda haftalar ve aylar sonrasına bile randevu bulunamıyor. Çünkü ilimizin ihtiyacı bu atamalarla ve bu rakamlara çözülemez’’ değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>Gelenler kadar gidenleri de konuşmalıyız</strong></p>

<p>‘Biz hep gelenler üzerinden konuşuyoruz ama konuşmamız gereken bununla sınırlı değil’ diyen Eroğulları, ‘’Gaziantep’e atanan hekim kadar giden hekimlerde var. Bunu da konuşmalıyız, bu hekimlerin bu şehirde kalmayıp neden başka illere göç ettiğini masaya yatırmalıyız. Hekimlerin gitmesinin en büyük nedenlerinden biri hayat pahalılığı ve hasta yoğunluğunun fazla olması. Gaziantep, pahalılıkta İstanbul ile yarışır duruma gelmiş durumda. Ev kiraları çok yüksek, yeme-içme fiyatları yüksek. Alınan maaşların en az yüzde 50’si veya buna yakın bir oran kiraya gidiyor. Bunun yanı sıra her 5 dakikada bir hasta bakılmak zorunda. Bir hasta 5 dakikada nasıl muayene edilebilir. Yani bir hastanın derdini anlamak için en az 15-20 dakikaya ihtiyaç var. Her 5 dakikada bir hasta muayene edildiği için hekimlerin yükü de artmış oluyor’’ ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Şu anki mevcut sağlık sistemi maalesef niteliği niceliği önceliyor</strong></p>

<p>Eroğulları, ‘’Bazı branşlarda şu an atanandan çok fazlası atansa bile randevu krizi ve sanal kuyruklar çözülemeyecek. O branşlarda çok ciddi hekim eksiği ve ihtiyacı var. Biz hep olaya nicelik olarak bakıyoruz, dolayısıyla niteliği göz ardı ediyoruz. Halbuki yurttaşlarımızın ihtiyacı olan şey nitelikli bir sağlık hizmeti. Hekimlerimizle sağlık emekçilerimizle gerçekten yurttaşlarımıza nitelikli bir sağlık hizmeti sunmak istiyor ancak şu andaki mevcut sağlık sistemi maalesef niteliği niceliği önceliyor’’ şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Konunun bütün tarafları bir araya gelmeli ve çözmek için emek vermeli</strong></p>

<p>Gaziantep Tıp Fakültesi’ne il dışından asistan hekim gelmediğine dikkat çeken Eroğulları, ‘’Şu anda üniversite hastanemizde nöbetler döndürülmeyecek durumda maalesef. Bunun bir çok nedeni var. Bu durumun tespiti, analizi, çözümü ancak hep birlikte kafa yorarak olabilir. Hekim örgütleri, kamu idarecileri, sendikalar, yurttaşlar yani konunun bütün tarafları bir araya gelmeli ve bunu çözmek için emek vermeli. Eğer bunu yapmaz isek her iki ayda bir ilimize gelen hekim sayısını konuşmak ve sonrasında sanal kuyruklarda sağlık hizmeti alamadan beklemek zorunda kalırız’’ dedi. </p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Leyla Aysun GÖKŞEN</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://gaziantepilkhaber.com/atamaya-ragmen-hekim-acigi-suruyor</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Oct 2026 18:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/10/huseyin-haber-klasor/ekim/huseyin-28-ekim/ekran-resmi-2026-10-27-165449.png" type="image/jpeg" length="47798"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ANTEP FISTIĞI PİYASASI DURGUN!]]></title>
      <link>https://gaziantepilkhaber.com/antep-fistigi-piyasasi-durgun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gaziantepilkhaber.com/antep-fistigi-piyasasi-durgun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de fıstık üretiminde önde gelen iller arasında yer alan Gaziantep’te fıstık fiyatlarında yaşanan düşüş ve durgunluk hem üreticiyi hem de esnafı düşündürüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’de fıstık üretiminde önde gelen iller arasında yer alan Gaziantep’te fıstık fiyatlarında yaşanan düşüş ve durgunluk hem üreticiyi hem de esnafı düşündürüyor.</p>

<p>Gaziantep Fıstıkçılar Odası Başkanı Mesut Kaya, ‘’Antep fıstığı piyasası, içinde bulunduğumuz dönemde oldukça sakin ve durgun bir seyir izlemektedir. Tüketicinin alım gücünün zayıflaması, iç piyasada talebin düşmesine ve ticari hareketliliğin azalmasına neden olmaktadır’’ dedi.</p>

<p><strong>Ticari hareketlilik yavaşladı</strong></p>

<p>Yüksek enflasyon karşısında vatandaşın alım gücünün gerilemesi, iç piyasada talebin düşmesine ve ticari hareketliliğin azalmasına neden oldu. Piyasada yeterli talebin oluşmaması ise üreticiden tüccara, esnaftan sanayiciye kadar birçok sektörü olumsuz etkiliyor.</p>

<p><strong>Gaziantep Fıstık Hali’nde in-cin top oynuyor</strong></p>

<p>Hem Türkiye hem de Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en önemli fıstık üretim merkezlerinden biri olan Gaziantep Fıstık Hali’nde in-cin top oynuyor. Bir zamanlar iğne atsan yere düşmeyen Fıstık Hali’nde fıstıklar elde kaldı. Baklavadan, şekerlemeye, yemekten daha birçok sektöründe kullanılan Antep fıstığının yeniden canlanması için iç piyasada talebin artması ve tüketicinin alım gücünün güçlenmesi gerektiğine vurgu yapıldı.</p>

<p><strong>Talebin azalması fiyatlarında düşmesine yol açtı</strong></p>

<p>Bunun yanı sıra bu sene rekolte az olmasına karşın talebin azalması fiyatlarında düşmesine yol açtı. Geçtiğimiz yıl kilogramı 700 ile 800 TL arasında satılan boz kavlağın kilogramı bu yıl 600 ile 680 lira arasında satılıyor. Ayrıca geçtiğimiz sezon kilogramı 600 ile 670 lira arasında satılan kırmızı kabuklu Antep fıstığının kilogramı bu yıl 580 ile 640 lira arasında satışa sunuluyor.</p>

<p><strong>Antep fıstığı ticaretine doğrudan yansımaktadır</strong></p>

<p>Kaya, ‘’Hayat pahalılığı ve artan maliyetler, tüketicilerin harcamalarını kısıtlarken bu durum Antep fıstığı ticaretine de doğrudan yansımaktadır. Piyasada yeterli talebin oluşmaması; üreticiden tüccara, esnaftan sanayiciye kadar sektörün tüm paydaşlarını etkilemektedir’’ ifadelerini kullandı</p>

<p><strong>Antep fıstığı, önemli tarımsal ürünlerden biri</strong></p>

<p>Antep fıstığının Gaziantep ekonomisinin ve ülkemizin önemli tarımsal ürünlerinden biri olduğunu kaydeden Kaya, bu ürünün değerinin koruması kadar, piyasada sağlıklı bir ticaret ortamının oluşması ve ürünün tüketiciye ulaşabilmesinin de büyük önem taşıdığını belirtti.</p>

<p><strong>Esnafın işini devam ettirebilmesi, piyasadaki hareketliliğe bağlıdır</strong></p>

<p>Piyasanın canlanması için yalnızca fiyat istikrarı değil aynı zamanda tüketicinin alım gücünün de güçlenmesi gerektiğini söyleyen Kaya, ‘’Ticaretin sürdürülebilirliği, üreticinin emeğinin karşılığını alması ve esnafın işini devam ettirebilmesi, piyasadaki hareketliliğe bağlıdır. Temennimiz; iç piyasadaki durgunluğun yerini yeniden canlılığa bırakması, alım gücünün artması ve Antep fıstığı sektöründe üreticimizin, tüccarımızın ve esnafımızın yüzünün güldüğü bir dönemin başlamasıdır’’ değerlendirmesinde bulundu. </p>

<p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Adem Kesenek</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ, GÜNCEL</category>
      <guid>https://gaziantepilkhaber.com/antep-fistigi-piyasasi-durgun</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Oct 2026 17:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/10/huseyin-haber-klasor/ekim/huseyin-28-ekim/mesut-kaya.jpg" type="image/jpeg" length="91667"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘BİR TOPLUMU GELECEĞE TAŞIYAN EN GÜÇLÜ TEMEL OKUMAK’]]></title>
      <link>https://gaziantepilkhaber.com/bir-toplumu-gelecege-tasiyan-en-guclu-temel-okumak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gaziantepilkhaber.com/bir-toplumu-gelecege-tasiyan-en-guclu-temel-okumak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[10. Gaziantep Şahinbey Kitap Fuarı’nı değerlendiren Şair ve Yazar Hasan Kökmen, bir toplumu geleceğe taşıyan en güçlü temelin okumak olduğunun altını çizdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>10. Gaziantep Şahinbey Kitap Fuarı’nı değerlendiren Şair ve Yazar Hasan Kökmen, bir toplumu geleceğe taşıyan en güçlü temelin okumak olduğunun altını çizdi.</p>

<p><strong>Nitelikli bir toplumun temeli nitelikli okumalardan geçiyor</strong></p>

<p>Kökmen, ‘’Fuarda geleceğimizi inşa eden binlerce sayfa ve ciltten oluşan kitapların arasında dolaşırken okumanın önemini ve bu eserlerin ne kadar değerli olduğunu bir kez daha anladım. Bir toplumu geleceğe taşıyan en güçlü temel okumaktır. Nasıl ki sağlam bir yapının temeli, doğru atılan mühendislik ve mimari hesaplara dayanıyorsa; nitelikli bir toplumun temeli de nitelikli okumalardan geçtiğini asla unutmayalım’’ şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Okumak; zihnimizi genişletir, eleştirel düşünmeyi öğretir</strong></p>

<p>Okumanın zihni genişlettiğini, eleştirel düşünmeyi öğrettiğini sözlerine ekleyen Kökmen, ‘’Okumak; zihnimizi genişletir, eleştirel düşünmeyi öğretir. Empati yeteneğimizi artırır, ortak bir şehir bilinci ve hoşgörü iklimi yaratır. Geçmişi anlayıp geleceği doğru tasarlamamıza yardım ve rehberlik eder. Gaziantep Şahinbey 10.Kitap Fuarı, okuma eyleminin bireysel bir tutku olmanın ötesinde, toplumsal bir birleşme ve iyileşme gücü olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi benim adıma. Kitapların kokusu, imza kuyruklarındaki heyecan ve edebiyatın birleştirici gücü, şehrimizin kültürel mirasına unutulmaz bir iz daha bıraktı’’ ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Kitap fuarı devasa bir kültür meydanı haline geldi</strong></p>

<p>Kültürün, tarihin ve mimarinin iç içe geçtiği Gaziantep’te bu yıl 10.’su düzenlenen Şahinbey Kitap Fuarı’nın, sadece bir kitap alışverişinin yapıldığı bir mekan olarak değil, şehrin entelektüel dokusunu ve geleceğe dönük vizyonunu tazeleyen devasa bir kültür meydanı haline geldiğini söyleyen Kökmen, ‘’Mekanın ve sözün buluştuğu bu fuarda; mimarlığın, mekânları insan ruhuyla buluşturma sanatı olduğunu bir kez daha gözlemlerken; edebiyatın ise kelimelerle zihinde yeni mekânlar inşa etme gayreti olduğunu bir kez daha anladım. 10. Gaziantep Şahinbey Kitap Fuarı’na adım attığım an, bu iki disiplinin nasıl aynı çatı altında buluşturulduğunu bir kez daha hissettim’’ dedi.</p>

<p>Kökmen, ‘’Yazarların stantlarda yerini aldığı, çocukların, gençlerin her yaştan insanımızın ellerinde kitaplarla coşkuyla katılım gösterdiği ve söyleşi salonlarının dolup taştığı o anlara tanıklık etmek; bir kentin estetik anlayışının sadece binalarından değil, okuma kültürüne verdiği değerden beslendiğini gösteriyordu. Bir mekânı yaşatacak olan, içinde barındırdığı insan topluluğunun fikir dünyasıdır. Bu anlamda fuar, Gaziantep’in taş binalarındaki ruhu edebiyatın dönüştürücü gücüyle bir kez daha canlandırdı’’ değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>Hemşerilerimizin salonları doldurması takdire şayandı</strong></p>

<p>Halkın fuara büyük bir ilgi gösterdiğini belirten Kökmen, ‘’Şüphesiz ki; Gaziantep halkının kitap fuarına gösterdiği bu büyük ilgi, kadını, erkeği, genci, yaşlısı ve özellikle de parıldayan gözleriyle sayfaları karıştıran çocuklarıyla hemşerilerimizin salonları doldurması gerçekten de takdire şayandı. Özellikle gençlerin ve çocukların stantlar arasındaki heyecanlı arayışları, yazarlarla yaptıkları söyleşilerde kurdukları samimi diyaloglar, şehrimizin geleceğine dair umutlarımı bir kez daha tazeledi. Gaziantep; sanayisi, gastronomisi ve köklü tarihiyle her zaman öne çıkan bir şehir elbette. Ancak bu fuar bir kez daha kanıtladı ki, bu şehir aynı zamanda kitaba, bilgiye ve düşünceye derinden bağlı bir kültür meşalesi ileriye doğru taşımaya devam ediyor’’ açıklamasını yaptı. </p>

<p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Meral Kesenek</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM, GÜNCEL, KÜLTÜR - SANAT</category>
      <guid>https://gaziantepilkhaber.com/bir-toplumu-gelecege-tasiyan-en-guclu-temel-okumak</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 17:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/10/huseyin-haber-klasor/ekim/huseyin-26-ekim/ekran-resmi-2026-10-27-162522.png" type="image/jpeg" length="81694"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘SİLAHLI OLAYLAR TOPLUMUN GÜVEN DUYGUSUNU DERİNDEN SARSIYOR’]]></title>
      <link>https://gaziantepilkhaber.com/silahli-olaylar-toplumun-guven-duygusunu-derinden-sarsiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gaziantepilkhaber.com/silahli-olaylar-toplumun-guven-duygusunu-derinden-sarsiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son aylarda meydana gelen silahlı çatışma olayları toplumu derin bir endişeye sevk etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Klinik Psikolog Zeynep Buse Yengil, ‘’Silahların bireyler arasında daha kolay erişilebilir hale gelmesi, öfke ve anlaşmazlıkların ölümcül sonuçlara dönüşme riskini artırırken, yaşanan silahlı olaylar toplumun güven duygusunu da derinden sarsıyor’’ şeklinde konuştu.</p>

<p>27 ağustos tarihinde alacak-verecek meselesi nedeniyle çıkan silahlı kavgada 2 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı.4 Eylül’de meydan gelen silahlı olayda ise ağır yaralanan 17 yaşındaki çocuk yaşama gözlerini yumdu. Geçtiğimiz hafta ise galericiler sitesinde yaşanan silahlı çatışmada da bir kişi yaralandı.</p>

<p>Gaziantep özeline değinen Yengil, ‘’Gaziantep özelinde düşündüğümüzde, farklı kültürlerin, yaşam biçimlerinin ve toplumsal ilişkilerin bir arada bulunduğu bu şehirde insanların kendilerini güvende hissetmesi, ortak yaşam kültürünün korunması açısından ayrı bir önem taşıyor. Kentte yaşanan silahlı olayları değerlendirirken doğrulanmış verilerden hareket etmek ve her olayı kendi koşulları içinde ele almak gerekir. Bununla birlikte, silahlı şiddet haberlerinin sıkça gündeme gelmesi bile insanlarda tedirginlik yaratabilir’’ uyarısında bulundu.</p>

<p>Yengil, ‘’Özellikle çocuklar ve ergenler, çevrelerinde gördükleri veya sosyal medyada karşılaştıkları şiddet görüntülerinden etkilenebilir. Ailelerin çocuklarla bu konuları yaşlarına uygun bir dille konuşması, korkularını küçümsememesi ve şiddeti bir güç gösterisi olarak sunan söylemlere karşı dikkatli olması önemlidir. Gaziantep’te de güvenli bir yaşamın temelini yalnızca bireysel önlemler değil, toplumsal dayanışma, sorumlu davranış ve şiddeti normalleştirmeyen bir yaklaşım oluşturur’’ ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Kendimizi güvende hissetmek, temel bir insani ihtiyaçtır</strong></p>

<p>Bir toplumda bireysel silahlanmanın yaygınlaşmasının ve silahlı çatışmaların giderek daha fazla gündeme gelmesinin, yalnızca güvenlik politikalarıyla açıklanabilecek bir mesele olmadığını kaydeden Yengil, ‘’Her yeni olay, yalnızca hayatını kaybedenleri ve yakınlarını değil, kendisini benzer bir durumun içinde bulmaktan endişe eden insanları da etkiliyor. İnsanlar artık yalnızca kendilerinin ya da sevdiklerinin başına bir şey gelmesinden değil, günlük hayatın en sıradan anlarında karşılaşabilecekleri şiddetten de kaygı duyabiliyor. Oysa sokakta yürürken, okulda, iş yerinde ya da bir sosyal ortamda bulunurken kendimizi güvende hissetmek, temel bir insani ihtiyaçtır’’ dedi.</p>

<p><strong>Şiddeti tek bir nedene bağlamak doğru değildir</strong></p>

<p>Bir silaha sahip olmanın kişiye kendisini daha güçlü veya güvende hissettirebileceğini ifade eden Yengil, ‘’Silahın varlığı, her zaman gerçek bir güvenlik sağlamaz. Aksine, öfkenin kontrol edilemediği, anlaşmazlıkların büyüdüğü veya dürtüsel davranışların ortaya çıktığı durumlarda silahın kolay ulaşılabilir olması, geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabilir. Günlük yaşamda sözlü bir tartışmayla başlayabilecek bir anlaşmazlığın silahlı şiddete dönüşmesi, yalnızca olayın taraflarını değil, tanık olanları ve yakın çevrelerini de etkiler. Bu nedenle bireysel silahlanmayı değerlendirirken yalnızca silahın kimde bulunduğuna değil, şiddetin hangi koşullarda ortaya çıktığına ve nasıl önlenebileceğine de odaklanmak gerekir. Şiddeti tek bir nedene bağlamak doğru değildir’’ değerlendirmesini yaptı</p>

<p><strong>Ruhsal bir sorun yaşamak, bir kişinin şiddete başvuracağı anlamına gelmez</strong></p>

<p>Yengil, ‘’Öfke kontrolünde güçlük, dürtüsellik, geçmişte yaşanan travmatik deneyimler, öğrenilmiş şiddet davranışları ve çatışma çözme becerilerinin yetersizliği bazı durumlarda risk oluşturabilir. Ancak ruhsal bir sorun yaşamak, bir kişinin şiddete başvuracağı anlamına gelmez. Burada asıl üzerinde durulması gereken, bireylerin öfke ve hayal kırıklığıyla nasıl baş ettikleri, sorunlarını çözmek için hangi yolları öğrendikleri ve çevrelerinden nasıl davranış örnekleri gördükleridir. Şiddeti önlemek için yalnızca olay gerçekleştikten sonra müdahale etmek yeterli değildir. Duygu düzenleme, sağlıklı iletişim ve çatışma çözme becerilerinin erken yaşlardan itibaren desteklenmesi de büyük önem taşır’’ sözleriyle konuşmasını sürdürdü.</p>

<p><strong>Silahla erişimin denetlenmesi gerekiyor</strong></p>

<p>Silahlı şiddetle mücadelenin, yalnızca bireylerin davranışlarını değiştirmeye bırakılabilecek bir konu olmadığını sözlerine ekleyen Yengil, ‘’Silahlara erişimin denetlenmesi, ruhsatsız silahlarla mücadele, etkili hukuki uygulamalar, eğitim ve psikososyal destek hizmetleri birlikte ele alınmalıdır. Aynı zamanda aile içinde, okulda ve toplumda sorunların şiddet yoluyla çözülmesinin kabul edilemez olduğu açıkça ortaya konulmalıdır’’ açıklamasını yaptı.</p>

<p>Klinik Psikolog Zeynep Buse Yengil, konuşmasını şu kelimelerle tamamladı: ‘’Benim açımdan bu konunun en önemli noktası, güvenliği yalnızca tehlikelerden korunmak olarak değil, insanların korkmadan yaşayabildiği bir toplumsal ortamın oluşturulması olarak değerlendirmektir. Bir tartışmada silaha ihtiyaç duyulmayan, öfkenin şiddete dönüşmeden ifade edilebildiği ve insanların kendilerini korumak için silahlanmak zorunda hissetmediği bir toplum mümkün olmalıdır. Çünkü gerçek güç, bir başkasına zarar verebilme kapasitesinde değil; öfkeyi yönetebilmekte, anlaşmazlıkları çözebilmekte ve insan hayatına değer verebilmekte yatar.’’</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Adem Kesenek</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>ASAYİŞ, GÜNCEL, YAŞAM</category>
      <guid>https://gaziantepilkhaber.com/silahli-olaylar-toplumun-guven-duygusunu-derinden-sarsiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 17:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/10/huseyin-haber-klasor/ekim/huseyin-26-ekim/zeynep-buse-yengil.jpg" type="image/jpeg" length="10451"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘Yer değişikliği uygulamalarına karşı şeffaf bir komisyon kurulmalı’]]></title>
      <link>https://gaziantepilkhaber.com/yer-degisikligi-uygulamalarina-karsi-seffaf-bir-komisyon-kurulmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gaziantepilkhaber.com/yer-degisikligi-uygulamalarina-karsi-seffaf-bir-komisyon-kurulmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[HEP-SEN Gaziantep Şube Başkanı Ayşe Kılınç “Çalışanları yıldırma aracına dönüşen yer değişikliği uygulamalarına karşı şeffaf bir komisyon kurulmasını talep ediyoruz’’ dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>HEP-SEN Gaziantep Şube Başkanı Ayşe Kılınç “Çalışanları yıldırma aracına dönüşen yer değişikliği uygulamalarına karşı şeffaf bir komisyon kurulmasını talep ediyoruz’’ dedi.</p>

<p><strong>Yer değişikliği hemşirelerin çalışma hayatını olumsuz etkiliyor</strong></p>

<p>Sağlık kurumlarında hemşirelerin çalışma hayatını olumsuz etkileyen sorunların başında çalışanlar üzerinde baskı oluşturmak amacıyla kullanıldığı öne sürülen yer değişikliği uygulamalarının geldiğini kaydeden Kılınç, ‘’Mesleği gereği hastanelerin birçok farklı biriminde görev yapabilen hemşireler, bu esnekliğin zaman zaman bir mesleki avantaj olmaktan çıkarılarak bir baskı aracına dönüştürüldüğünü ifade ediyor. İddialara göre bazı yöneticiler, çalışanları istemedikleri birimlere gönderme veya mevcut birimlerinden uzaklaştırma ihtimalini bir tehdit unsuru olarak kullanırken, sendikal kimliğe sahip bazı yöneticilerin de rahat birimlerde çalışma vaadi üzerinden üyelik faaliyetleri yürüttüğü öne sürülüyor’’ açıklamasını yaptı.</p>

<p><strong>Hemşirelik, koordinasyonun ve tecrübenin hayati önem taşıdığı bir meslek</strong></p>

<p>Hemşireliğin, yalnızca mesleki bilgi ve becerinin değil, ekip uyumunun, karşılıklı güvenin, koordinasyonun ve tecrübenin de hayati önem taşıdığı bir meslek olduğunu söyleyen Kılınç, ‘’Yoğun bakım, acil servis, servisler, ameliyathaneler ve diğer sağlık birimlerinde görev yapan hemşirelerin, çalışma arkadaşlarıyla kurdukları mesleki uyum doğrudan işleyişi ve sunulan sağlık hizmetinin niteliğini etkiliyor. Bu nedenle çalışanların birimler arasında sürekli ve öngörülemez biçimde görevlendirilmesi, yalnızca bireysel bir çalışma koşulu değişikliği olarak değerlendirilemiyor. Ekip düzeninin bozulması, çalışanların yeni çalışma ortamlarına uyum sağlamak zorunda kalması, iş yükünün yeniden şekillenmesi ve mesleki motivasyonun azalması gibi sonuçlar ortaya çıkabiliyor’’ ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kılınç, ‘’Özellikle yer değişikliğinin nesnel ve şeffaf ölçütlere dayanmadan gerçekleştirilmesi veya çalışanlara karşı bir tehdit unsuru olarak gündeme getirilmesi, uygulamanın idari bir karar olmanın ötesine geçerek psikolojik baskı iddialarına konu olmasına neden oluyor. Hemşirelerin mesleki yeterlilikleri doğrultusunda farklı birimlerde çalışabilmesi, her koşulda ve sınırsız biçimde birimlerinin değiştirilebileceği anlamına gelmemeli. Sağlık hizmetinin gereklilikleri doğrultusunda yapılan görevlendirmeler ile çalışanı yıldırmaya yönelik olduğu düşünülen uygulamalar arasındaki ayrımın açık biçimde ortaya konulması gerekiyor’’ şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Sağlık hizmetinin kesintisiz yürütülmesi açısından büyük önem taşıyor</strong></p>

<p>Hemşirelikte ekip ruhunun önemine dikkat çekerek yer değişikliği uygulamalarının çalışanlar ve sağlık hizmetleri üzerindeki etkilerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyleyen Kılınç, hemşirelerin görev yaptıkları birimlerde zaman içerisinde mesleki deneyim kazandığını, ekip arkadaşlarıyla uyum geliştirdiğini ve birimin işleyişine katkı sunduğunu vurguladı. ‘’Hemşirelik mesleğinde her birimin kendine özgü işleyişi, hasta profili, çalışma temposu ve sorumlulukları bulunuyor. Birimde görev yapan çalışanların birbirini tanıması, iş bölümünün oturması ve ekip içi iletişimin güçlenmesi, sağlık hizmetinin kesintisiz yürütülmesi açısından büyük önem taşıyor’’ değerlendirmesini yaptı.</p>

<p><strong>Sendikal tercihlerin özgür iradeyle şekillenmesini tartışmalı hale getiriyor</strong></p>

<p>Bazı sendikacı yöneticilerinin çalışanların görev yerlerine ilişkin beklentilerini üyelik kazanmak amacıyla kullandığını öne sürerek bu durumun sendikal temsil anlayışı bakımından sorgulanması gerektiğini aktaran Kılınç, ‘’İddialara göre bazı çalışanlara daha rahat bir birimde çalışma, mevcut birimlerinden uzaklaştırılma sorununu çözme veya daha elverişli çalışma koşullarına kavuşma yönünde vaatlerde bulunulabiliyor. Bu tür vaatlerin sendikal üyelikle ilişkilendirilmesi ise çalışanların hak arama süreçlerini ve sendikal tercihlerinin özgür iradeyle şekillenmesini tartışmalı hale getiriyor’’ dedi.</p>

<p><strong>Eşitlik ve hakkaniyet ilkeleri bakımından ciddi soru işaretleri doğuruyor</strong></p>

<p>Hep-Sen Gaziantep Şube Başkanı Ayşe Kılınç, konuşmasını şöyle tamamladı: ‘’Bir hemşirenin daha iyi çalışma koşullarına kavuşmasının sendikal üyelik tercihiyle ilişkilendirilmesi, eşitlik ve hakkaniyet ilkeleri bakımından ciddi soru işaretleri doğuruyor. Çalışanların görev yerleri üzerindeki belirsizliklerin, sendikal tercihleri etkilemek için kullanılmaması; yer değişikliği kararlarının kişisel yakınlık, sendikal aidiyet veya yöneticilerle ilişkiler üzerinden değil, açık ve denetlenebilir kriterlerle alınması gerekiyor. Sorun, her yer değişikliğinin kendisi değil; yer değişikliği yetkisinin keyfi kullanıldığı, çalışan üzerinde baskı oluşturduğu veya kişisel anlaşmazlıkların çözümünde bir araç olarak devreye sokulduğu yönündeki iddialardır. Bu nedenle konunun kişisel tartışmaların ötesine taşınarak kurumsal ve denetlenebilir bir sistem içerisinde çözüme kavuşturulması gerekiyor.’’</p>

<p></p>

<p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Leyla Aysun GÖKŞEN</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://gaziantepilkhaber.com/yer-degisikligi-uygulamalarina-karsi-seffaf-bir-komisyon-kurulmali</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 17:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/10/huseyin-haber-klasor/ekim/huseyin-26-ekim/ayse-kilinc.jpg" type="image/jpeg" length="91836"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘ESNAF KAN KAYBEDİYOR’]]></title>
      <link>https://gaziantepilkhaber.com/esnaf-kan-kaybediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gaziantepilkhaber.com/esnaf-kan-kaybediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir dizi programlara katılmak üzere Gaziantep’e gelen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gaziantep Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği’ni (GESOB) ziyaret etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir dizi programlara katılmak üzere Gaziantep’e gelen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gaziantep Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği’ni (GESOB) ziyaret etti.</p>

<p><strong>Türkiye’nin neresine giderseniz gidin esnafın sorunu aynıdır</strong></p>

<p>Gaziantep’i tüm siyasetçilerin yakından takip ettiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, ‘’Gaziantep, aynı zamanda Ortadoğu’nun kilit taşıdır. Bu kilit taşlarının en önemli aktörlerinden biri de esnaflardır. Ama esnafında sadece bu kentte zor durumda olduğunu düşünmeyin. Türkiye’nin neresine giderseniz gidin esnafın sorunu aynıdır. Çünkü esnaf kan kaybediyor’’ şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Üç harfli mağazalarla ilgili özel düzenleme yapmak lazım</strong></p>

<p>Esnafın üç harfli marketlerle rekabet edemediğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, ‘’Onlar bir defada binlerce ürün alırken esnafın ise aynı sayı da ürün alma şansı yok. Dolayısıyla üç harfli mağazalarla ilgili özel düzenleme yapmak lazım. Ama bu özel düzenlemeyi bütün isteklerimize rağmen yapmadılar. Bunun sorumlusu ise siyasetçilerdir. Ancak bunun ikinci sorumlusu ise sizlersiniz, kimse kusura bakmasın. Halen gidip oy veriyorsunuz, kendinizi düşünmeniz lazım’’ eleştirisini yaptı.</p>

<p><strong>Esnaf bir toplumun kültürüdür, belleğidir, tarihidir</strong></p>

<p>Kılıçdaroğlu, ‘’Esnaf bir toplumun kültürüdür, belleğidir, tarihidir. CHP olarak bir Esnaf Bakanlığı’nın kurulmasına yönelik öneri de sunduk. Çünkü esnafın bir derdi olduğunda nereye başvuru yapacağını bilmiyor. Halk Bankası sizin bankanız, hangi faizle kredi alacaksınız? Yüksek faize rağmen kredi alamıyorsunuz. Sizin derdinizi Trabzon’daki, Çorum’daki esnafta yaşıyor, nereye gitsek aynı dert. O zaman neden bir Esnaf Bakanlığı kurulmuyor?’’ sorusunu sordu.</p>

<p><strong>Her sorun çözülür</strong></p>

<p>‘Ahi evran geleneğinden geliyorsunuz, bitişik komşunuz siftah etmiyorsa onun siftah etmesini beklersiniz’ diyen Kılıçdaroğlu, ‘’Esnaf dayanışmasının ve kültürünün tarihsel kökleri vardır. Bu kültürü yaşatan siyasetçiler değil, sizlersiniz. Dünya’nın pek çok ülkesini gezdim, orada büyük marketler haftanın bir günü kapatırlar. Çünkü o gün vatandaş alışverişini esnaftan yapsın diye. Her sorun çözülür’’ değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>Satılan ekmek sayısı düştü, vatandaş alamıyor</strong></p>

<p>Kılıçdaroğlu, ‘’Satılan ekmek sayısı düştü, vatandaş alamıyor. Her birimizin ilk muhatap olduğu kişi mahallenin esnafıdır. Esnafın bir bereketi, saygınlığı vardır, komşuluk ilişkileri vardır. Bunlar giderek kayboluyor. Ben bundan endişe duyuyorum, sizin de duymanız lazım. Sizi bu hale getirenlerden demokratik yollarla hesap sormanız lazım. Esnaf odalarının ve birliklerinin hakkını savunmak bizim görevimi. Bizim partimizin adı Cumhuriyet Halk Partisi, halkın partiyiz. Esnaf bu halkın önemli bir kitlesi, önemli bir parçasıdır. Sizin hakkınızı savunamazsak o zaman bizim görevimiz nedir?’’ dedi.</p>

<p><strong>Halkın mutlu olduğu bir toplumu inşa etmek istiyoruz</strong></p>

<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle tamamladı: ‘’Çözümsüz hiçbir sorun yok. İnsanoğlu aklını kullandığı zaman her sorunun çözümünü bulur. Ama bu çözümlerin adil olması lazım, adaletli olması lazım. Adalet ve ahlak kavramı önemlidir. Dolayısıyla bu çerçevede her birinize düşen görev vardır. Halkın mutlu olduğu bir toplumu inşa etmek istiyoruz. Ama bu ancak ve ancak sizlerin desteğiyle olur.’’ </p>

<p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>mehmet erkan günyolu</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://gaziantepilkhaber.com/esnaf-kan-kaybediyor</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 17:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/10/huseyin-haber-klasor/ekim/huseyin-26-ekim/ekran-resmi-2026-10-27-162536.png" type="image/jpeg" length="35645"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tedavi başarısını tümörün biyolojik özellikleri belirliyor]]></title>
      <link>https://gaziantepilkhaber.com/tedavi-basarisini-tumorun-biyolojik-ozellikleri-belirliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gaziantepilkhaber.com/tedavi-basarisini-tumorun-biyolojik-ozellikleri-belirliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Alper Sevinç, kanser tedavisinde giderek daha önemli bir yer edinen immünoterapinin bazı hastalarda uzun süreli hastalık kontrolü sağlayabildiğini, ancak tedavinin başarısının kanserin türüne, tümörün biyolojik özelliklerine ve hastanın genel sağlık durumuna göre değiştiğini belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser tedavisinde son yıllarda öne çıkan immünoterapi, bağışıklık sisteminin kanser hücreleriyle mücadelesini destekleyen önemli tedavi seçenekleri arasında yer alıyor. Bazı kanser türlerinde başarılı sonuçlar sağlayabilen bu yöntem, her hastada aynı etkiyi göstermiyor. Tedavinin uygunluğu belirlenirken kanserin türü ve evresinin yanı sıra tümörün genetik ve biyolojik özellikleri de dikkate alınıyor.</p>

<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Alper Sevinç, immünoterapinin çalışma prensibi, hangi kanser türlerinde kullanılabildiği ve tedavi başarısını etkileyen faktörler hakkında bilgi verdi.</p>

<p></p>

<p>“İmmünoterapi</p>

<p>Bağışıklık Sisteminin Kanserle</p>

<p>Mücadelesini Destekliyor”</p>

<p></p>

<p>İmmünoterapinin özellikle melanom, küçük ve küçük hücreli dışı akciğer kanseri, böbrek kanseri, mesane kanseri ve klasik Hodgkin lenfoma gibi bazı kanser türlerinde önemli bir tedavi seçeneği haline geldiğini belirten Prof. Dr. Alper Sevinç, serviks (rahim ağzı) kanseri, endometrium (rahim iç zarı) kanseri, kolon kanseri, özofagus (yemek borusu) ve mide kanserleri, karaciğer kanseri ile baş ve boyun kanserlerinin belirli hasta gruplarında da kullanılabildiğini ifade etti.</p>

<p>Üçlü negatif meme kanserinin belirli evrelerinde ve uygun özelliklere sahip hastalarda da immünoterapinin tedavi planına dahil edilebildiğini belirten Sevinç, “Bir kanser türünde immünoterapinin etkili olabilmesi, o tanıyı alan bütün hastaların aynı tedaviden yarar göreceği anlamına gelmez. Hastalığın alt tipi, evresi ve tümörün biyolojik özellikleri birlikte değerlendirilmelidir” dedi.</p>

<p></p>

<p>Hangi Kanser</p>

<p>Türlerinde Kullanılıyor?</p>

<p></p>

<p>İmmünoterapinin özellikle melanom, küçük ve küçük hücreli dışı akciğer kanseri, böbrek kanseri, mesane kanseri ve klasik Hodgkin lenfoma gibi bazı kanser türlerinde önemli bir tedavi seçeneği haline geldiğini belirten Prof. Dr. Alper Sevinç, serviks (rahim ağzı) kanseri, endometrium (rahim iç zarı) kanseri, kolon kanseri, özofagus (yemek borusu) ve mide kanserleri, karaciğer kanseri ile baş ve boyun kanserlerinin belirli hasta gruplarında da kullanılabildiğini ifade etti.</p>

<p>Üçlü negatif meme kanserinin belirli evrelerinde ve uygun özelliklere sahip hastalarda da immünoterapinin tedavi planına dahil edilebildiğini belirten Sevinç, “Bir kanser türünde immünoterapinin etkili olabilmesi, o tanıyı alan bütün hastaların aynı tedaviden yarar göreceği anlamına gelmez. Hastalığın alt tipi, evresi ve tümörün biyolojik özellikleri birlikte değerlendirilmelidir” dedi.</p>

<p>Aynı kanser türüne sahip iki hastanın immünoterapiye farklı yanıtlar verebildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Alper Sevinç, tümörlerin biyolojik özelliklerinin birbirinden farklı olabildiğini belirtti. Tümörün bağışıklık sistemi tarafından tanınabilmesi, bağışıklık yanıtını baskılayan mekanizmalar ve hastanın genel sağlık durumunun tedavi yanıtını etkileyebildiğini kaydeden Sevinç, bazı hastalarda başlangıçtan itibaren yeterli yanıt alınamayabileceğini, bazı hastalarda ise zaman içinde tedaviye karşı direnç gelişebileceğini ifade etti.</p>

<p>Tedavi seçiminde biyobelirteçlerin de önem taşıdığını belirten Sevinç, özellikle bazı kanser türlerinde PD-L1 düzeyinin, ayrıca MSI-H ve dMMR gibi moleküler özelliklerin değerlendirmeye katkı sağlayabildiğini söyledi. Bu testlerin uygun hastaların belirlenmesine yardımcı olduğunu kaydeden Sevinç, sonuçların diğer klinik bulgularla birlikte yorumlanması gerektiğini vurguladı.</p>

<p></p>

<p>“İmmünoterapi</p>

<p>Kemoterapinin Tamamen</p>

<p>Yerini Almıyor”</p>

<p></p>

<p>İmmünoterapinin gelişmesinin kemoterapinin önemini ortadan kaldırmadığını belirten Prof. Dr. Alper Sevinç, tedavi yönteminin kanserin türüne ve hastanın durumuna göre değiştiğini ifade etti. Bazı hastalarda immünoterapinin tek başına uygulanabildiğini, bazı durumlarda ise kemoterapiyle veya diğer tedavi yöntemleriyle birlikte kullanılabildiğini kaydeden Sevinç, tedavi planının bilimsel veriler doğrultusunda kişiye özel oluşturulması gerektiğini belirtti.</p>

<p>İmmünoterapiyle bazı hastalarda uzun süreli yanıt ve hastalık kontrolü sağlanabildiğini aktaran Sevinç, bunun her hastada kesin iyileşme anlamına gelmediğine dikkat çekti. Tedavinin hedefinin, hastalığın özellikleri ve hastanın genel durumu göz önünde bulundurularak belirlenmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p></p>

<p>Yan Etkiler Nedeniyle</p>

<p>Düzenli Takip Önem</p>

<p>Taşıyor</p>

<p></p>

<p>İmmünoterapinin yan etki profilinin kemoterapiden farklı olduğunu ancak tamamen yan etkisiz bir yöntem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Alper Sevinç, bağışıklık sisteminin sağlıklı dokuları da etkileyebildiğini söyledi. Cilt döküntüsü, kaşıntı, ishal ve yorgunluk gibi belirtilerin yanı sıra bazı durumlarda akciğer, bağırsak, karaciğer ve tiroit bezini etkileyen ciddi yan etkilerin de gelişebileceğini kaydetti.</p>

<p>Sevinç, tedavi sırasında ortaya çıkan yeni veya beklenmedik belirtilerin sağlık ekibine bildirilmesinin önemine dikkat çekerek, özellikle nefes darlığı, şiddetli ishal ve belirgin halsizlik gibi şikâyetlerde gecikmeden tıbbi değerlendirme alınması gerektiğini ifade etti.</p>

<p></p>

<p>“Tedavi Kararı Uzman</p>

<p>Değerlendirmesiyle</p>

<p>Verilmeli”</p>

<p></p>

<p>Kanser tedavisindeki bilimsel gelişmelerin hastalara farklı seçenekler sunduğunu belirten Prof. Dr. Alper Sevinç, internette karşılaşılan tedavi başarılarının her hasta için aynı sonucu garanti etmediğini vurguladı. Kanserin türü ve evresi, patolojik ve moleküler özellikler, hastanın genel sağlık durumu ve mevcut bilimsel verilerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Sevinç, hastaların tedavi seçeneklerini tıbbi onkoloji uzmanlarıyla görüşmelerini önerdi.</p>

<p></p>

<p>Sevinç, kanser tedavisinde temel hedefin her hastaya aynı tedaviyi uygulamak değil, her hasta için en uygun tedaviyi doğru zamanda belirlemek olduğunu ifade etti.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://gaziantepilkhaber.com/tedavi-basarisini-tumorun-biyolojik-ozellikleri-belirliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 15:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/10/haber/ekim/27-ekim/ekran-resmi-2026-10-26-141807.png" type="image/jpeg" length="66407"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Enfeksiyonlara karşı önlem zamanı!]]></title>
      <link>https://gaziantepilkhaber.com/enfeksiyonlara-karsi-onlem-zamani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gaziantepilkhaber.com/enfeksiyonlara-karsi-onlem-zamani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sonbaharla birlikte sadece havalar değil, çocukların günlük yaşamı da değişiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Okulların açılması ve kapalı, kalabalık ortamlarda geçirilen sürenin artması ile ortak kullanılan alanlar, özellikle solunum yolu enfeksiyonlarının daha kolay yayılmasına zemin hazırlıyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Çiğdem Kurt, “Bu dönemde çocuklarda burun akıntısı, burun tıkanıklığı, öksürük, boğaz ağrısı, ateş, halsizlik ve iştahsızlık gibi yakınmaları daha sık görüyoruz. Influenza, RSV ve diğer solunum yolu virüsleri benzer belirtilerle başlayabiliyor; özellikle küçük çocuklarda hastalığın seyri yaşa ve eşlik eden risk faktörlerine göre değişebiliyor” diyor. Ancak çocukları enfeksiyonlardan korumanın yolunun; onları steril bir dünyada büyütmek ya da ‘mucizevi’ denilen vitaminleri gelişigüzel kullandırmaktan geçmediğini, aksine bu tür uygulamaların fayda yerine zarar verebileceğini belirten Dr. Kurt, basit ama etkili 6 yöntemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>

<p></p>

<p>El hijyenini alışkanlığa</p>

<p>dönüştürmek</p>

<p></p>

<p>En temel önlemlerden birinin, ‘doğru zamanda, doğru el hijyeni’ sağlamak olduğunu vurgulayan Dr. Çiğdem Kurt şöyle diyor: “Çocuklara özellikle eve geldiklerinde, yemeklerden önce, tuvaletten sonra ve burunlarını silme, öksürme, hapşırma durumunda ellerini yıkama alışkanlığı kazandırılmalıdır. Sabun ve suyla yaklaşık 20 saniye el yıkamak yeterlidir. Su ve sabunun bulunmadığı, bazı zorunlu durumlarda en az yüzde 60 alkol içeren el antiseptikleri kullanılabilir ancak küçük çocuklarda yetişkin gözetiminde kullanılmalıdır.”</p>

<p></p>

<p>Kapalı alanları düzenli</p>

<p>havalandırmak</p>

<p></p>

<p>Enfeksiyonlardan korunmada, özellikle sınıfların ve evlerin uygun aralıklarla havalandırılması, mümkün olduğunda açık havada zaman geçirilmesi çok önemlidir. Soğuk hava çocuğu ‘hasta eden’ unsur değildir. Aksine, sonbahar ve kış aylarında insanların daha fazla kapalı alanlarda ve birbirleriyle yakın zaman geçirmesi bulaşmayı kolaylaştırır.</p>

<p></p>

<p>Hasta çocuğu evde</p>

<p>dinlendirmek</p>

<p></p>

<p>Çocuğun ateşi, kusma, ishal gibi bulaştırıcılığı artırabilecek belirtileri varsa ya da genel durumu giderek kötüleşiyorsa evde dinlendirilmesi hem kendi iyileşmesi hem de diğer çocukların korunması açısından oldukça önemlidir.</p>

<p></p>

<p>Öksürürken veya</p>

<p>hapşırırken mendil</p>

<p>kullanmak</p>

<p></p>

<p>Dr. Çiğdem Kurt, “Öksürürken veya hapşırırken ağzı ve burnu mendille kapatmak, mümkünse kağıt mendil kullanıp her kullanımdan sonra çöpe atmak, mendil yoksa dirsek içine öksürmek ve ardından elleri temizlemek çocuklara erken yaşta öğretilebilecek basit ama etkili davranışlardır” diyor.</p>

<p></p>

<p>Beslenme, uyku ve</p>

<p>fiziksel aktivitesine</p>

<p>dikkat etmek</p>

<p></p>

<p>Enfeksiyon mevsimi başladığında ailelerin en çok “Bağışıklığını güçlendirmek için ne verebilirim?” sorusunu yönelttiklerini belirten Dr. Kurt, şöyle diyor: “Çocuğun yaşına uygun ve dengeli beslenmesi, yeterli uyuması, düzenli fiziksel aktivite yapması ve günlük yaşamında açık havaya yer verilmesi genel sağlığın temelidir. Eksiklik saptanmadan gelişigüzel vitamin ve mineral takviyesi kullanmak yerine çocuğun beslenme düzeninin ve bireysel gereksinimlerinin değerlendirilmesi doğru yaklaşımdır. Burada hedef ‘hiç hastalanmayan çocuk’ yaratmak değil, hastalıklarla baş edebilecek sağlıklı bir çocukluk zemini oluşturmaktır.”</p>

<p></p>

<p>Aşı takvimini aksatmamak</p>

<p></p>

<p>Çocukluk çağı rutin aşılarının zamanında yapılmasının, enfeksiyonlardan ve özellikle bazı enfeksiyonların ağır sonuçlarından korunmanın en güçlü yollarından biri olduğunu vurgulayan Dr. Çiğdem Kurt “Mevsimsel influenza gibi aşılar açısından da çocuğun yaşı, sağlık durumu ve bireysel riskleri değerlendirilerek hekimiyle birlikte karar verilmelidir. Aşılama, özellikle ağır solunum yolu hastalığı, hastaneye yatış ve komplikasyon riskini azaltmada büyük katkı sağlarken, çevredekilerin korunmasına da yardımcı olur” dedi.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://gaziantepilkhaber.com/enfeksiyonlara-karsi-onlem-zamani</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 15:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/10/haber/ekim/27-ekim/grip-belirtileri-aniden-basliyor.jpg" type="image/jpeg" length="72768"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Öğrenciler, yeni akademik yıla motivasyonla başladılar]]></title>
      <link>https://gaziantepilkhaber.com/ogrenciler-yeni-akademik-yila-motivasyonla-basladilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gaziantepilkhaber.com/ogrenciler-yeni-akademik-yila-motivasyonla-basladilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mühendislik Eğitimine İlk Adım: GAÜN Mühendislik Fakültesinden Coşkulu Karşılama
Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Mühendislik Fakültesi, yeni akademik yılın başlangıcında hazırlık ve 1. sınıf öğrencilerine yönelik “Welcome to EngiMeeting” oryantasyon ve karşılama etkinliği düzenledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Akademik bilgilendirme, psikoloji eğitimi ve açık hava etkinliklerinin bir araya geldiği programda öğrenciler hem üniversite yaşamına hazırlanma hem de arkadaşlarıyla kaynaşma fırsatı buldu.</p>

<p>GAÜN Mühendislik Fakültesi Dekanlığı ile Proje ve Ar-Ge Birimi iş birliğinde gerçekleştirilen “Welcome to EngiMeeting” etkinliği, 2026-2027 akademik yılına başlayan öğrencilerin yoğun katılımıyla düzenlendi. Yeni öğrencilerin üniversite hayatına uyum sağlamalarını kolaylaştırmak ve fakültenin akademik ve sosyal kültürünü tanıtmak amacıyla düzenlenen program, bilgilendirici oturumlar ve eğlenceli etkinliklerle tamamlandı.</p>

<p></p>

<p>Dekan Bayram’dan</p>

<p>öğrencilere başarı mesajı</p>

<p></p>

<p>23 Ekim Cuma günü saat 16.00’da Mühendislik Fakültesi Dekanlık Konferans Salonu’nda başlayan programın açılış konuşmasını Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Bayram yaptı.</p>

<p>Öğrencilere yeni eğitim hayatlarında başarılar dileyen Bayram, fakültenin vizyonu, öğrencilere sunulan akademik imkânlar ve mühendislik eğitiminin önemi hakkında değerlendirmelerde bulundu. Üniversite hayatının öğrencilerin kişisel ve mesleki gelişimlerinde önemli bir yere sahip olduğuna dikkat çekilen açılış bölümünün ardından program, psikoloji eğitimiyle devam etti.</p>

<p></p>

<p>Üniversite yaşamına uyum</p>

<p>konusunda bilgilendirme</p>

<p></p>

<p>Program kapsamında kürsüye çıkan Psikiyatrist Dr. Emrah Yıldız, yeni öğrenciler için psikoloji eğitimi gerçekleştirdi. Üniversiteye geçiş sürecinde yaşanabilecek değişimler, yeni bir çevreye uyum sağlama ve akademik yaşamda karşılaşılabilecek zorluklarla baş etme yöntemleri ele alındı.</p>

<p>Öğrencilerin yeni yaşamlarına daha kolay adapte olmalarına yönelik bilgilerin paylaşıldığı eğitimde, değişim sürecinin yönetilmesi ve karşılaşılan güçlüklerle başa çıkılması konusunda değerlendirmeler yapıldı. Salon programı, hediye takdiminin ardından sona erdi.</p>

<p></p>

<p>Açık havada eğlence</p>

<p>ve kaynaşma</p>

<p></p>

<p>Etkinliğin ikinci bölümü ise Mühendislik Fakültesi Dekanlık binasının yanındaki otopark alanında düzenlenen açık hava programıyla devam etti. Alanda kurulan stantlarda öğrencilere çeşitli yemekler, tatlılar ve içecekler ikram edildi.</p>

<p>Canlı DJ performansları ve sevilen şarkılar eşliğinde süren etkinlikte öğrenciler, yoğun ders temposu öncesinde eğlenerek moral topladı. Yeni dönem arkadaşlarıyla tanışma ve sosyalleşme imkânı bulan öğrenciler, fakülte bünyesindeki sosyal yaşamın da bir parçası oldu.</p>

<p></p>

<p>Yeni akademik yıla</p>

<p>motivasyonla başladılar</p>

<p></p>

<p>Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği “Welcome to EngiMeeting” etkinliği, akşam saatlerine kadar devam eden kutlamaların ardından sona erdi. Akademik bilgilendirme ile sosyal etkinlikleri bir araya getiren organizasyon, yeni öğrencilerin fakülteye uyum sağlamalarına ve üniversite yaşamına daha güçlü bir başlangıç yapmalarına katkı sundu.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://gaziantepilkhaber.com/ogrenciler-yeni-akademik-yila-motivasyonla-basladilar</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 15:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/10/haber/ekim/27-ekim/ogrenciler-yeni-akademik-yila-motivasyonla-basladilar3.jpeg" type="image/jpeg" length="37460"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘İnsan odaklı sağlık hizmeti çok önemli’]]></title>
      <link>https://gaziantepilkhaber.com/insan-odakli-saglik-hizmeti-cok-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gaziantepilkhaber.com/insan-odakli-saglik-hizmeti-cok-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Hastanesi’nde 26 Ekim Hasta Hakları Günü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte, hastaların talep ve beklentileri dinlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hastane Başhekimi Prof. Dr. Oğuzhan Saygılı, hasta hakları birimine başvuran hastalarla görüşerek sorunları hakkında bilgi aldı, tedavi gören hastaları da ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerini iletti.</p>

<p>GAÜN Hastanesi’nde Hasta Hakları Günü kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte, hasta memnuniyeti ve insan odaklı sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekildi. Hastaların sağlık hizmetlerinden yararlanırken karşılaştıkları sorunların belirlenmesi ve hizmet kalitesinin geliştirilmesi amacıyla düzenlenen programda, hastaların görüş ve önerileri doğrudan dinlendi.</p>

<p></p>

<p>Hastaların talep ve şikâyetlerini dinledi</p>

<p></p>

<p>Etkinlik kapsamında GAÜN Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Oğuzhan Saygılı, hastanenin Hasta Hakları Birimi’ne başvuran hastalarla bir araya geldi. Hastaların talep, öneri ve şikâyetlerini dinleyen Saygılı, yaşanan sorunlar hakkında bilgi aldı.</p>

<p>Görüşmelerde hasta memnuniyetinin artırılması ve sunulan sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. Hastaların beklentilerinin doğrudan dinlenmesinin önem taşıdığı etkinlikte, sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesine katkı sağlayabilecek görüşler ele alındı.</p>

<p></p>

<p>Yatan hastalara geçmiş olsun ziyareti</p>

<p></p>

<p>Programın devamında hastanede yatarak tedavi gören hastaları ziyaret eden Başhekim Saygılı, hastaların sağlık durumları ve tedavi süreçleri hakkında bilgi aldı. Hastalar ve hasta yakınlarıyla sohbet eden Saygılı, geçmiş olsun dileklerini ileterek hastalara moral verdi.</p>

<p></p>

<p>İnsan odaklı sağlık hizmetine vurgu</p>

<p></p>

<p>Etkinliğe Hastane Başhekimi Prof. Dr. Oğuzhan Saygılı’nın yanı sıra Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Orhan Zengin, Hastane Başmüdürü Mustafa Kalkan, Hastane Müdürü Yılmaz Murat Çaycı, hastane müdür yardımcıları Dilek Kıreker, Hatice Sağ ve Mustafa Kılıç ile Hasta Hakları Birimi ve Eğitim Birimi çalışanları katıldı.</p>

<p>Hasta haklarına saygı, hasta memnuniyeti ve insan odaklı sağlık hizmeti anlayışının ön plana çıktığı etkinlik, hastaların talep ve beklentilerinin doğrudan yöneticilere iletilmesine imkân sağladı. GAÜN Hastanesi’nde gerçekleştirilen programda, sağlık hizmetlerinin geliştirilmesinde hasta görüşlerinin dikkate alınmasının önemi bir kez daha vurgulandı.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://gaziantepilkhaber.com/insan-odakli-saglik-hizmeti-cok-onemli</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 15:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/10/haber/ekim/27-ekim/insan-odakli-saglik-hizmeti-cok-onemli344.jpg" type="image/jpeg" length="71406"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Frankfurt’ta Gaziantep rüzgârı!]]></title>
      <link>https://gaziantepilkhaber.com/frankfurtta-gaziantep-ruzgari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gaziantepilkhaber.com/frankfurtta-gaziantep-ruzgari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Frankfurt Gaziantep Derneği tarafından bu yıl 19’uncusu düzenlenecek Geleneksel Gaziantep Kültür ve Dayanışma Gecesi, 7 Kasım 2026’da Almanya’da yaşayan Gazianteplileri buluşturacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gaziantep’in kültürünün, tarihinin ve eşsiz lezzetlerinin tanıtılacağı geceden elde edilecek gelirin tamamı, Gaziantep’teki çocukların ihtiyaçları için kullanılacak.</p>

<p>Almanya’da yaşayan Gaziantepliler, memleket hasretini gidermek, kültürel değerlerini yaşatmak ve dayanışma bağlarını güçlendirmek amacıyla Frankfurt’ta bir araya gelecek. 2005 yılında dernekleşen Frankfurt Gaziantep Derneği tarafından geleneksel olarak düzenlenen Gaziantep Kültür ve Dayanışma Gecesi, bu yıl da yoğun katılımla gerçekleştirilmeye hazırlanıyor.</p>

<p>7 Kasım 2026 tarihinde Frankfurt Saalbau Bornheim Kültür Merkezi’nde düzenlenecek organizasyonda, Almanya’nın farklı kentlerinde yaşayan Gazianteplilerin yanı sıra Fransa, Belçika, Hollanda, Avusturya ve İtalya’dan da katılımcıların yer alması bekleniyor. Türk ve Alman siyasetçilerinin onur konuğu olacağı gece, Gaziantep kültürünün Avrupa’da tanıtılmasına da katkı sağlayacak.</p>

<p></p>

<p>Toy’dan birlik ve dayanışma çağrısı</p>

<p></p>

<p>Frankfurt Gaziantep Derneği Başkanı Ökkeş Toy, geleneksel gecenin Avrupa’da yaşayan Gaziantepliler arasındaki birlik, beraberlik ve dayanışma duygularını güçlendirmek açısından önemli olduğunu belirtti.</p>

<p>Tüm hemşehrilerini ve Gaziantep dostlarını organizasyona davet eden Toy, dayanışmanın önemine dikkat çekerek, “Dayanışma inceliktir. Gelin, 7 Kasım 2026’da 19. Frankfurt Gaziantep Kültür ve Dayanışma Gecesi’nde buluşalım. Hemşehrilerimizi, Gaziantep dostlarını ve tüm güzel insanları aramızda görmek istiyoruz. Birlikten güç doğar. Avrupa’da yaşayan hemşehrilerimiz arasında birlik, beraberlik ve dayanışma duygularını geliştirmeyi hedefliyoruz” dedi.</p>

<p></p>

<p>Gaziantep’in kültürü</p>

<p>ve lezzetleri tanıtılacak</p>

<p></p>

<p>Gaziantep’in köklü tarihini, kültürel zenginliğini ve geleneksel değerlerini Avrupa’da tanıtmayı amaçlayan gecede, kentin tanıtım filmi davetlilerle buluşacak. Gaziantep’in tarihi ve kültürü hakkında bilgilendirmelerin yapılacağı programda, el sanatları sergisi, tarihî fotoğraf gösterisi ve Türk hat sanatı etkinlikleri de gerçekleştirilecek.</p>

<p>Kentin kültürel mirasını farklı yönleriyle tanıtacak etkinliklerin yanı sıra Gaziantep mutfağının seçkin lezzetleri de katılımcılara sunulacak. Gaziantep’in dünyaca tanınan baklavasının da yer alacağı ikramlarla davetlilere kentin gastronomi kültürü tanıtılacak.</p>

<p>Gecenin müzik programında ise Gaziantep’in sevilen sanatçısı Mustafa Uğur ile Faruk Lök ve müzik ustaları sahne alacak. Müzik ve kültürün bir araya geleceği organizasyonda, katılımcıların hem memleket hasretini gidermesi hem de Gaziantep’in kültürel atmosferini yaşaması hedefleniyor.</p>

<p></p>

<p>Gecenin geliri Gaziantep’teki</p>

<p>çocuklara aktarılacak</p>

<p></p>

<p>Bu yılki organizasyonu anlamlı kılan en önemli unsurlardan biri de geceden elde edilecek gelirin tamamının Gaziantep’teki çocukların ihtiyaçları için kullanılacak olması. Kültürel buluşmanın sosyal sorumluluk boyutuyla da öne çıkması, dayanışma mesajını güçlendiriyor.</p>

<p>Frankfurt’ta geleneksel hâle gelen Gaziantep Kültür ve Dayanışma Gecesi, Avrupa’da yaşayan Gazianteplileri bir araya getirmenin yanı sıra kentin tarihini, kültürünü, mutfağını ve dayanışma geleneğini gelecek nesillere aktarmayı amaçlıyor.</p>

<p>Frankfurt Gaziantep Derneği, 7 Kasım’da düzenlenecek geceye tüm hemşehrilerini, Gaziantep dostlarını ve kültüre gönül verenleri davet ederek birlik ve beraberlik mesajı verdi.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KÜLTÜR - SANAT</category>
      <guid>https://gaziantepilkhaber.com/frankfurtta-gaziantep-ruzgari</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 15:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/10/haber/ekim/27-ekim/frankfurtta-gaziantep-ruzgari.jpg" type="image/jpeg" length="22676"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eğitim kalitesinin artırılması hedefleniyor]]></title>
      <link>https://gaziantepilkhaber.com/egitim-kalitesinin-artirilmasi-hedefleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gaziantepilkhaber.com/egitim-kalitesinin-artirilmasi-hedefleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Spor Bilimleri Fakültesi’nde düzenlenen Akademik Kurul Toplantısı’nda akreditasyon süreci, uluslararasılaşma hedefleri, akademik kadro ihtiyacı ve sportif başarıların sürdürülebilirliği ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Toplantıda, fakültenin eğitim kalitesini ve akademik kapasitesini geliştirmeye yönelik çalışmalar değerlendirildi.</p>

<p>GAÜN Spor Bilimleri Fakültesi Akademik Kurul Toplantısı, Rektör Yardımcısı ve Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Tarakçıoğlu ile GAÜN Genel Sekreteri Prof. Dr. Taner Akçacı’nın katılımıyla gerçekleştirildi. Spor Bilimleri Fakültesi Toplantı Salonu’nda düzenlenen toplantıda, fakültenin mevcut çalışmaları, gelişim hedefleri ve yeni eğitim-öğretim dönemine ilişkin öncelikleri gündeme alındı.</p>

<p></p>

<p>Tarakçıoğlu’ndan başarı</p>

<p>ve verimlilik vurgusu</p>

<p></p>

<p>Toplantının açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Mehmet Tarakçıoğlu, Spor Bilimleri Fakültesi’nin son yıllarda akademik ve sportif alanlarda önemli başarılara imza attığını belirtti.</p>

<p>Fakültenin gelişimini her alanda sürdürebilmesi için yoğun çaba gösterdiklerini ifade eden Tarakçıoğlu, eğitim ve araştırma faaliyetlerinin güçlendirilmesinin yanı sıra sportif başarıların devamlılığının da önem taşıdığını vurguladı. Tarakçıoğlu, yeni eğitim-öğretim yılının verimli ve başarılı geçmesi temennisinde bulundu.</p>

<p></p>

<p>Akreditasyon ve</p>

<p>uluslararasılaşma</p>

<p>gündemde</p>

<p></p>

<p>Toplantıda, fakültenin akademik ve kurumsal gelişimine katkı sağlayacak çok sayıda başlık ele alındı. Bu kapsamda SPORAK akreditasyon süreci ve engelsiz fakülte çalışmaları değerlendirilirken, performans ve test laboratuvarlarının güçlendirilmesine yönelik konular da gündeme geldi.</p>

<p>Fakültenin uluslararası alandaki görünürlüğünü artırmaya yönelik hedeflerin yanı sıra akademik kadro ihtiyacı, spor dostu kampüs uygulamaları ve yeni iş birliklerinin geliştirilmesi konuları üzerinde duruldu. Ayrıca fakülte dergisinin yayımlanmasına ilişkin çalışmalar da toplantının gündeminde yer aldı.</p>

<p>Akademik kurul toplantısında, Spor Bilimleri Fakültesi’nin akademik kapasitesinin geliştirilmesi, eğitim-öğretim kalitesinin yükseltilmesi ve sportif başarıların sürdürülebilir hâle getirilmesine yönelik değerlendirmeler yapıldı.</p>

<p>Fakültenin gelişim sürecine ilişkin görüş ve önerilerin paylaşıldığı toplantı, belirlenen hedefler doğrultusunda yürütülecek çalışmaların ele alınmasının ardından sona erdi.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://gaziantepilkhaber.com/egitim-kalitesinin-artirilmasi-hedefleniyor</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 15:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/10/haber/ekim/27-ekim/egitim-kalitesinin-artirilmasi-hedefleniyor3.jpeg" type="image/jpeg" length="11088"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Toroslar EDAŞ’tan 1,6 milyar TL’lik enerji yatırımı!]]></title>
      <link>https://gaziantepilkhaber.com/toroslar-edastan-16-milyar-tllik-enerji-yatirimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gaziantepilkhaber.com/toroslar-edastan-16-milyar-tllik-enerji-yatirimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Toroslar EDAŞ, Gaziantep’in artan enerji ihtiyacını karşılamak ve elektrik altyapısını güçlendirmek amacıyla 2026 yılının ilk 9 ayında 1 milyar 657 milyon TL yatırım gerçekleştirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Şirket, bu dönemde 2 bin 945 kilometrelik hattın bakımını yaparken 495 kilometre yeni kablo döşedi, 136 trafo ve 350 elektrik dağıtım panosunun montajını tamamladı.</p>

<p>Türkiye’nin önemli sanayi ve üretim merkezlerinden Gaziantep’te enerji altyapısının güçlendirilmesine yönelik çalışmalar sürüyor. Enerjisa Dağıtım Şirketleri bünyesinde faaliyet gösteren Toroslar EDAŞ, kentin artan elektrik ihtiyacını karşılamak, enerji arzının sürekliliğini sağlamak ve şebeke kapasitesini geliştirmek amacıyla yatırımlarına hız verdi.</p>

<p>2026 yılının ilk dokuz ayında 1 milyar 657 milyon TL’lik yatırım gerçekleştiren şirket, Gaziantep genelinde bakım, onarım, modernizasyon ve yeni altyapı çalışmalarını sürdürdü. Şehrin sanayi üretiminin yanı sıra turizm ve ticaret faaliyetlerinin de kesintisiz devam etmesini hedefleyen yatırımlar, enerji altyapısının bugünün ve geleceğin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde güçlendirilmesini amaçlıyor.</p>

<p></p>

<p>992 bini aşkın müşteriye</p>

<p>enerji hizmeti</p>

<p></p>

<p>Toroslar EDAŞ, Gaziantep’te 992 binden fazla müşteriye elektrik dağıtım hizmeti sunuyor. Şirket, kent genelinde bulunan 11 bin 368 trafo ve toplam uzunluğu 27 bin 550 kilometreyi bulan enerji hattı üzerinde bakım, modernizasyon ve yatırım çalışmaları yürütüyor.</p>

<p>Özellikle sanayi tesislerinin yoğun olduğu bölgelerde enerji altyapısının güçlendirilmesi, üretim faaliyetlerinin sürekliliği açısından önem taşıyor. Şebeke kapasitesini artırmaya yönelik çalışmalarla işletmelerin enerji ihtiyacının karşılanması ve olası arızaların önüne geçilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Gaziantep’in üretim kapasitesini destekleyen altyapı yatırımları, sanayi faaliyetlerinin yanı sıra kentin ekonomik canlılığına katkı sağlayan ticaret ve hizmet sektörleri açısından da önem taşıyor.</p>

<p></p>

<p>2 bin 945 kilometrelik</p>

<p>hattın bakımı yapıldı</p>

<p></p>

<p>Toroslar EDAŞ, 2026 yılının ilk dokuz ayında kent genelinde elektrik altyapısının güvenilirliğini artırmak amacıyla kapsamlı bakım çalışmaları gerçekleştirdi.</p>

<p>Bu dönemde 5 bin 834 aydınlatma armatürünün bakımını tamamlayan şirket, 358 trafo, 532 pano ve 303 dağıtım merkezinde de bakım çalışması yaptı. Ayrıca toplam 2 bin 945 kilometrelik enerji hattının bakımı gerçekleştirilerek şebekenin işletme güvenilirliğinin artırılması hedeflendi.</p>

<p>Yeni yatırımlar kapsamında ise 495 kilometre kablo döşendi. Kentin farklı noktalarında 7 bin 60 yeni aydınlatma armatürü, 350 elektrik dağıtım panosu ve 136 trafonun montajı tamamlandı.</p>

<p>Bakım ve yeni tesis çalışmalarının, elektrik dağıtım altyapısının güçlendirilmesine ve şehir genelinde enerji arzının sürekliliğinin desteklenmesine katkı sağlaması amaçlanıyor.</p>

<p></p>

<p>Tarihi çarşı ve turizm</p>

<p>bölgelerine enerji desteği</p>

<p></p>

<p>Gaziantep’in tarihi ve kültürel mirasıyla öne çıkan turizm noktaları da enerji altyapısı çalışmalarının yürütüldüğü alanlar arasında yer aldı. Tarihi Kapalı Çarşı ve Zeugma Mozaik Müzesi çevresinde gerçekleştirilen bakım ve güçlendirme çalışmalarıyla bu bölgelerdeki elektrik altyapısının desteklenmesi hedeflendi.</p>

<p>Baklava ustaları, fıstık bahçeleri, tarihi çarşıları ve gastronomi turizmiyle öne çıkan Gaziantep’te enerji hizmetlerinin sürekliliği, hem yerel işletmeler hem de kenti ziyaret eden turistler açısından önem taşıyor.</p>

<p>Şehrin ticari ve turistik hareketliliğinin yoğun olduğu bölgelerde yapılan çalışmalarla aydınlatma sistemlerinin ve elektrik dağıtım altyapısının daha güvenilir hâle getirilmesi amaçlanıyor.</p>

<p>Şirket, 2025 yılında da elektrik dağıtım sektöründe en fazla yatırım yapan üç şirket arasında yer aldığını ve yıl için belirlediği yatırım hedeflerini gerçekleştirdiğini bildirdi.</p>

<p></p>

<p>Dijital hizmetlerle müşteri</p>

<p>memnuniyeti hedefleniyor</p>

<p></p>

<p>Toroslar EDAŞ, fiziksel altyapı yatırımlarının yanı sıra müşteri hizmetlerinde dijital dönüşüm çalışmalarını da sürdürüyor. Müşterilerin talep ve bildirimlerini daha hızlı iletebilmesi amacıyla şirketin internet sitesi, Web ChatVolt, Toroslar 186 mobil uygulaması, WhatsApp İhbar Hattı ve 186 Çağrı Merkezi üzerinden 7 gün 24 saat hizmet sunuluyor.</p>

<p>Dijital hizmetlerin kapsamını genişletmeyi hedefleyen Enerjisa Dağıtım Şirketleri, ChatVolt uygulamasını sesli iletişim kanalına da taşıdı. Sesli ChatVolt aracılığıyla müşterilerin elektrik kesintisi ve planlı kesinti sorgulaması yapabilmesi, arıza ve aydınlatma arızası bildirimlerini iletebilmesi amaçlanıyor.</p>

<p>Sistem ayrıca sayaç, endeks ve tazminat gibi elektrik dağıtım hizmetlerine ilişkin konularda bilgi ve yönlendirme sunabilecek. Gerektiğinde müşterilerin canlı destek hizmetine aktarılmasıyla işlemlerin daha hızlı ve kolay gerçekleştirilmesi hedefleniyor.</p>

<p></p>

<p>Enerji altyapısı yatırımları sürecek</p>

<p></p>

<p>Enerjisa Dağıtım Şirketleri’nin Ayedaş ve Başkent EDAŞ ile birlikte üç elektrik dağıtım şirketinden biri olan Toroslar EDAŞ, Gaziantep’te enerji altyapısının geliştirilmesine yönelik çalışmalarını sürdürecek.</p>

<p>2026 yılının ilk dokuz ayında gerçekleştirilen 1 milyar 657 milyon TL’lik yatırımın yanı sıra bakım, modernizasyon ve dijitalleşme çalışmalarıyla kentin artan enerji ihtiyacına cevap verilmesi hedefleniyor. Şirket, sanayi üretiminden turizme kadar kentin ekonomik ve sosyal yaşamında önemli yer tutan faaliyetlerin kesintisiz enerjiyle desteklenmesi için yatırımlarına devam edecek.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://gaziantepilkhaber.com/toroslar-edastan-16-milyar-tllik-enerji-yatirimi</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 15:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/10/haber/ekim/27-ekim/ekran-resmi-2026-10-26-141814.png" type="image/jpeg" length="85088"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘Ne eğitimde ne işte, gençler neden evde?’]]></title>
      <link>https://gaziantepilkhaber.com/ne-egitimde-ne-iste-gencler-neden-evde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gaziantepilkhaber.com/ne-egitimde-ne-iste-gencler-neden-evde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de 15-29 yaş aralığındaki gençlerin yüzde 27,12’sinin ne eğitimde ne de istihdamda yer alması, “ev gençliği” sorununu yeniden gündeme taşıdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’nin OECD ülkeleri arasında en yüksek orana sahip olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Barış Erdoğan, istatistiklere yansımayan kadın emeğine de dikkat çekti. Evde çocuk, yaşlı ve hasta bakımı üstlenen kadınların önemli bir bölümünün aslında yoğun bir mesai harcadığını vurgulayan Prof. Dr. Erdoğan, “Biz bunlar çalışmıyor diyoruz ama gerçekte ciddi olarak evde bir mesai harcıyorlar. Burada istatistiklerin bize göstermediği bir emek var.” dedi.</p>

<p>Gençlerin çalışmayı sevmediği ve kolay yoldan para kazanmak istediği yönündeki eleştirilere karşı çıkan Prof. Dr. Erdoğan, “Beklentileri tembellik olarak görmek yanlış. Bugün gençlerin bir bölümü üniversite bitiriyor ama iş bulamıyor, iş bulsa bile kazandığı parayla ev kiralayamıyor. Bağımsız bir hayat kurmakta zorlanıyor. Bunun sonucunda da gelecek planlarını ertelemek zorunda kalıyor.” dedi.</p>

<p>OECD'nin 2025 verilerine göre Türkiye'de 15-29 yaş grubundaki gençlerin yüzde 27,12'si ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyor. OECD ortalamasının yaklaşık yüzde 13 olduğu dikkate alındığında Türkiye'deki oran, ortalamanın iki katını aşıyor. TÜİK verilerine göre genç kadınlarda ise bu oran yüzde 30,9'a ulaşıyor.</p>

<p>Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Barış Erdoğan, “ev gençliği” olarak tanımlanan sorunun ekonomik, eğitimsel ve toplumsal boyutlarını ele aldı.</p>

<p></p>

<p>“Türkiye'de uzun vadede</p>

<p>iyileşme var ama sorun</p>

<p>devam ediyor”</p>

<p></p>

<p>Türkiye'deki rakamların oldukça çarpıcı olduğunu belirten Prof. Dr. Barış Erdoğan ne eğitimde ne istihdamda bulunan gençlerin oranının OECD ortalamasının iki katından fazla olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. Erdoğan, “Türkiye'de 15-29 yaş arası gençlerin yüzde 27'si ne istihdamda ne eğitimde. Yani bu ne demek oluyor? Yaklaşık her dört gençten biri bu iki alanın dışında. OECD ortalaması ise yüzde 13 civarında. Türkiye olarak bunun iki katından fazlayız.” dedi.</p>

<p></p>

<p>Ancak sorunun uzun yıllardır devam ettiğine ve geçmişe kıyasla belirli bir iyileşme yaşandığına işaret eden Prof. Dr. Erdoğan, şöyle konuştu:</p>

<p>“Burada gözlerden kaçan bir ayrıntı da var. Bunu çok kötü bir rakam olarak görüyoruz ve yorumluyoruz ama Türkiye'de ev gençlerinin oranı sürekli artmıyor. Geçmiş yıllara bakarsak Türkiye'de bu oran 2000 yılında yüzde 38 civarındaydı, bugün yüzde 27'ye gerilemiş. Yani aslında uzun vadede bir iyileşme var ama hâlâ ortada bir sorun var.”</p>

<p></p>

<p>“Bu gençlerin hepsini</p>

<p>işsiz olarak değerlendirmek</p>

<p>doğru değil”</p>

<p></p>

<p>Ne eğitimde ne de istihdamda olan gençlerin tamamının aynı koşullarda bulunmadığını ifade eden Prof. Dr. Erdoğan, bu grubun kendi içinde farklı özellikler taşıdığını belirtti.</p>

<p>“Bu gençler evet ne istihdamdalar ne eğitimdeler ama bunların hepsini işsiz kategorisi içinde ne kadar değerlendirebiliriz? Çünkü bazıları iş arıyor, bazıları aramıyor. İçlerinde artık iş bulmaktan vazgeçmiş olanlar var. Bazıları ise özellikle ev içindeki bakım sorumlulukları nedeniyle, özellikle genç kadınlarda bunu görüyoruz, çalışma hayatından uzakta kalıyorlar. Bir de bu gibi araştırmalarda gözden kaçan şu da oluyor: Kayıt dışı çalışanların bazıları da bu rakamların içine dahil oluyor. Belki bir iki puan bu rakamı düşürmek mümkün olabilir. Ama tabii ortada büyük bir sorun olduğu da bir gerçek.”</p>

<p></p>

<p>Eğitim sistemi ile iş gücü</p>

<p>piyasası arasındaki</p>

<p>uyumsuzluk önemli</p>

<p>bir sorun</p>

<p></p>

<p>Gençlerin eğitimden ve çalışma hayatından uzaklaşmasının tek bir nedene bağlanamayacağını belirten Prof. Dr. Erdoğan, eğitim sistemi ile iş gücü piyasası arasındaki uyumsuzluğun önemli bir sorun olduğunu söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Erdoğan, “Burada tek bir neden yok, birçok neden var. Ekonomik nedenler var, eğitim hayatı ile ilgili sorunlar var, toplumsal koşullar var. Hepsi birbirine iç içe geçmiş vaziyette. Günümüzde, bu sadece Türkiye'ye özgü bir durum da değil, eğitim ve çalışma hayatı arasında artık ciddi bir uyumsuzluk var. Gençler yıllarca okuyorlar, üniversite bitiriyorlar, diploma alıyorlar ama mezun olduklarında kendilerine uygun bir iş bulmakta zorlanıyorlar.” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>“Kendi hayatımı</p>

<p>kuramayacaksam</p>

<p>niye çalışıyorum?”</p>

<p></p>

<p>Gençlerin yalnızca iş sahibi olmayı değil, çalışarak ekonomik bağımsızlık kazanmayı da beklediğini vurgulayan Prof. Dr. Erdoğan, “İkinci mesele çalışma hayatı koşulları. Gençler yalnızca iş bulmak istemiyorlar; çalıştıklarında geçinebilmeyi, kendi hayatlarını kurabilmeyi de bekliyorlar. Eğer bir işte çalışmasına rağmen hâlâ ailesinden ekonomik destek almaya devam ediyorsa şu soruyu soruyor: ‘Ben niye çalışıyorum? Niye işe gidiyorum? Kendi başıma hayatımı kuramayacaksam çalışmamın ne kadar anlamı var?’ Gençler çalıştıklarının karşılığını çoğu zaman alamadıklarını düşünüyorlar. Bu da bence önemli sorunlardan bir tanesi.” dedi.</p>

<p></p>

<p>“Gençlerin beklentilerini</p>

<p>tembellik olarak</p>

<p>görmek yanlış”</p>

<p></p>

<p>Kuşaklar arasında çalışma hayatından beklentilerin önemli ölçüde farklılaştığını ifade eden Prof. Dr. Erdoğan, “Bizim kuşağımızın gençliğinde yaygın bir düşünce vardı. İyi bir eğitim alırsan, çalışırsan kendine daha iyi bir hayat kurarsın. Elbette o dönemde de eşitsizlikler vardı ama eğitim yoluyla toplumsal olarak yükselme beklentisi çok güçlüydü. Bugün gençlerin bir bölümü bu ilişkinin eskisi kadar işlemediğini görüyor. Üniversite bitiriyor ama iş bulamıyor, iş bulsa bile kazandığı parayla ev kiralayamıyor. Bağımsız bir hayat kurmakta zorlanıyor. Bunun sonucunda da gelecek planlarını ertelemek zorunda kalıyor.” diye konuştu.</p>

<p>Gençlerin çalışmayı sevmediği ya da kolay yoldan para kazanmak istediği yönündeki eleştirilere katılmadığını belirten Prof. Dr. Erdoğan, “Burada gençlere yöneltilen bir eleştiriye de ben itiraz ediyorum. Zaman zaman gençlerin çalışmayı sevmediği, kolay yoldan para kazanmak istediği, Instagram üzerinden ya da başka platformlar üzerinden veya start-up'lar üzerinden böyle söylendiği oluyor. Bugünün gençleri çalışma hayatında yalnızca maaş beklemiyor. Yaptıkları işin anlamlı olmasını bekliyor, kendilerine zaman ayırabilmeyi bekliyor. Eski zamanlardaki gibi ‘Sabah 8'de gideyim, akşam 6'ya kadar kalayım’ fikirleri değişmeye başladı. Teknoloji de buna imkânlar vermeye başladı. Özgürlüklerini koruyabilmeyi önemsiyorlar. Beklentileri tembellik olarak görmek yanlış.” şeklinde konuştu.</p>

<p></p>

<p>“Gençlerde öğrenilmiş</p>

<p>çaresizliğe benzer bir süreç</p>

<p>ortaya çıkabiliyor”</p>

<p></p>

<p>Toplumun gençlerden başarı beklediğini ancak bu başarıya ulaşmalarını sağlayacak koşulların yeterince oluşturulamadığını ifade eden Prof. Dr. Erdoğan, beklentiler ile gerçek yaşam koşulları arasındaki mesafenin büyüdüğünü söyledi.</p>

<p>Bu durumun bazı gençlerde öğrenilmiş çaresizliğe benzer bir sürece dönüşebildiğini anlatan Prof. Dr. Erdoğan, “Bir işe giriyor, yeterince para kazanamıyor ya da tatmin olamıyor, sonunda çabalarının hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini düşünmeye başlıyor. Ama tabii ki bunları bütün gençlere mal etmek de pek doğru olmayabilir. Hâlâ çok sayıda genç büyük bir gayretle okuyor, çalışıyor, kendine yeni yollar açmaya uğraşıyor. Bence mesele gençlerin hayal kurmayı bırakması değil, hayallerine ulaşabileceklerine duydukları güvenin artık günümüzde gittikçe zayıflamaya başlaması.” dedi.</p>

<p></p>

<p>“Genç kadınların eğitim ve</p>

<p>istihdamdan uzak kalmasında</p>

<p>toplumsal roller etkili”</p>

<p></p>

<p>TÜİK verilerine göre genç kadınların yaklaşık yüzde 31'inin ne eğitimde ne de istihdamda yer almasını değerlendiren Prof. Dr. Erdoğan, bu tablonun toplumsal cinsiyet eşitsizlikleriyle de bağlantılı olduğunu vurguladı.</p>

<p>“Bu da aslında Türkiye'deki sorunun yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitsizlikleriyle de ilgili olduğunu gösteriyor. Türkiye'de özellikle kadınlar üzerinde geleneksel toplumsal roller oldukça baskın. Özellikle de bakım sorumlulukları... Hâlâ Türkiye'de birçok genç kadın evde çocuklara, belki abisinin çocuğuna, belki kardeşlerinin çocuğuna, belki kendi çocuğuna, yaşlılara, hastalara bakmayı öncelikli olarak iş olarak görüyor. Aileler de bu konuda kadınlar üzerinde baskı yapıyor. Bu da doğal olarak özellikle genç kadınların eğitime devam etmesini ya da çalışma hayatına katılmalarını önemli derecede engelliyor.”</p>

<p></p>

<p>“İstatistiklerin</p>

<p>göstermediği büyük</p>

<p>bir kadın emeği var”</p>

<p></p>

<p>Ev içinde gerçekleştirilen bakım ve hizmet faaliyetlerinin çoğunlukla ücretlendirilmediği için istihdam istatistiklerine yansımadığını belirten Prof. Dr. Erdoğan, genç kadınların çalışma hayatına katılımının önündeki engellerin çok boyutlu olduğunu söyledi.</p>

<p>“Burada istatistiklerin bize göstermediği bir emek var. Biz bunlar çalışmıyor diyoruz ama gerçekte ciddi olarak evde bir mesai harcıyorlar. Belki bir yaşlıya bakıyorlar, belki ev içi hizmetlerini yapıyorlar. Ama biz bunu bir iş olarak görmediğimizden veya bunlar ücretlendirilmediğinden büyük ölçüde bunları işsiz kategorisine alıyoruz.”</p>

<p></p>

<p>Prof. Dr. Erdoğan, kadınların eğitim ve istihdam dışında kalmasına yol açan diğer toplumsal koşulları ise şöyle anlattı:</p>

<p>“Ailelerin kız çocuklarına ilişkin beklentileri de daha farklı. Erken evlilik istiyorlar, iş yerinde ayrımcılık var, kreş imkânları yetersiz. Bu tip nedenlerden dolayı da çalışamıyor kadınlar. Bazen aileler kızlarının bir iş yerinde çalışmasını da istemiyor, güvenli bulmuyor. Bu tip sorunlar nedeniyle Türkiye'deki kadınlar önemli ölçüde erkeklere göre ne istihdamdalar ne de eğitimdeler. Bu da Türkiye'nin özel sorunlarından bir tanesi.”</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://gaziantepilkhaber.com/ne-egitimde-ne-iste-gencler-neden-evde</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 15:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/10/haber/ekim/27-ekim/gencler1.jpg" type="image/jpeg" length="69494"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘Şehitkamil’in arsaları bütçe açığını kapatmak için satılamaz!’]]></title>
      <link>https://gaziantepilkhaber.com/sehitkamilin-arsalari-butce-acigini-kapatmak-icin-satilamaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gaziantepilkhaber.com/sehitkamilin-arsalari-butce-acigini-kapatmak-icin-satilamaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni Parti Şehitkamil İlçe Başkanı M. Eren Kaşısarı, belediyenin 2027 bütçesini ve imar değişikliklerini eleştirdi. Bütçenin yaklaşık yüzde 44’ünün taşınmaz satışlarına dayandırılmasına tepki gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yeni Parti Şehitkamil İlçe Başkanlığı, basın mensuplarıyla tanışmak ve ilçenin gündemini değerlendirmek amacıyla kahvaltı programı düzenledi. Programda konuşan İlçe Başkanı M. Eren Kaşısarı, Şehitkamil Belediyesi’nin 2027 yılı bütçesi, imar planı değişiklikleri, personel yapısı ve sosyal hizmet politikalarına ilişkin eleştirilerini dile getirdi.</p>

<p>Şehitkamil’in geleceğinin kamu mallarının satışı üzerinden şekillendirilmemesi gerektiğini savunan Kaşısarı, belediyenin bütçe anlayışını eleştirerek “Bir kez satılan arsa bir daha geri gelmez. Bugünün açığını kapatmak için yarının kaynakları harcanamaz” dedi.</p>

<p></p>

<p>“Bütçenin yaklaşık</p>

<p>yüzde 44’ü taşınmaz</p>

<p>satışlarına dayanıyor”</p>

<p></p>

<p>Şehitkamil Belediyesi’nin 2027 yılı bütçesinin 15 milyar 180 milyon lira olarak planlandığını belirten Kaşısarı, bütçenin yaklaşık yüzde 44’ünün taşınmaz satışlarından elde edilmesi öngörülen gelirlerle oluşturulduğunu söyledi.</p>

<p>Bu yöntemin sürdürülebilir bir belediyecilik anlayışı olmadığını ifade eden Kaşısarı, belediyenin kendi gelir kaynaklarını geliştirmek yerine halkın ortak malı olan arsaların satışına dayalı bir bütçe oluşturduğunu savundu.</p>

<p></p>

<p>İmar değişikliklerine</p>

<p>“hülle” eleştirisi</p>

<p></p>

<p>Sancaktepe Mahallesi’nde kültürel tesis alanı olarak planlanan bir parselin benzin istasyonuna dönüştürülmek istenmesine değinen Kaşısarı, belediye meclis üyelerinin girişimleriyle yürütmeyi durdurma kararı alındığını belirtti. Aynı alanın farklı isimlerle yeniden meclis gündemine getirilmeye çalışıldığını öne süren Kaşısarı, bu yaklaşımın hukuki kararların etrafından dolaşmak anlamına geldiğini savundu.</p>

<p>Küllü Mahallesi’nde küçük sanayi sitesi olarak değerlendirilebilecek alanların benzin istasyonuna dönüştürülmek istendiğini de ileri süren Kaşısarı, Eyüpsultan, Merveşehir ve Karacaahmet mahallelerinde alınan yürütmeyi durdurma kararlarına rağmen benzer planların küçük değişikliklerle yeniden gündeme getirildiğini söyledi.</p>

<p>Karacaahmet Mahallesi’nde yaklaşık 1.700 metrekarelik yeşil alanın konut ve ticaret alanına dönüştürülmek istenmesine de karşı çıkan Kaşısarı, yeşil alanların ve sosyal donatıların korunması gerektiğini vurguladı.</p>

<p></p>

<p>“Belediye çalışanlarının</p>

<p>yüzde 89’u şirket</p>

<p>üzerinden çalışıyor”</p>

<p></p>

<p>Belediyenin personel yapısına ilişkin verileri paylaşan Kaşısarı, toplam 2 bin 821 çalışanın 2 bin 518’inin Şekabel Gıda ve Ticaret A.Ş. üzerinden istihdam edildiğini, kadrolu memur sayısının ise 279 olduğunu belirtti.</p>

<p>Hizmet alımları için 5,27 milyar liralık kaynak ayrıldığını söyleyen Kaşısarı, bu tutarın kadrolu personel giderlerinin yedi katına ulaştığını ifade ederek belediyenin harcama politikasını eleştirdi.</p>

<p></p>

<p>“Şehitkamil halkı daha</p>

<p>fazla bütçeyle daha az</p>

<p>hizmeti hak etmiyor”</p>

<p></p>

<p>Bütçede sosyal yardımların ve hizmetlerin önceliğine ilişkin eleştirilerini de dile getiren Kaşısarı, parklar, yeşil alanlar ve kültürel faaliyetlerdeki hedeflerle bütçe ödenekleri arasında uyumsuzluk bulunduğunu savundu.</p>

<p>Kaşısarı, “Şehitkamil halkı daha fazla bütçe karşılığında daha az hizmet almayı hak etmiyor” diyerek belediye kaynaklarının vatandaşın ihtiyaçları doğrultusunda kullanılmasını istedi.</p>

<p>Yeni Parti olarak şeffaf ve hesap verebilir belediyeciliği, insan odaklı şehir planlamasını ve sosyal yardımların güçlendirilmesini savunduklarını belirten Kaşısarı, belediye yönetimine şu sözlerle seslendi:</p>

<p>“Bu şehir, sizin bütçe hesaplarınızı kurtaracak bir gayrimenkul deposu değildir. Bu şehir, burada yaşayan yüz binlerce insanın evidir.”</p>

<p>Kamuya ait yeşil alanların, sosyal donatıların ve kültürel alanların korunması çağrısında bulunan Kaşısarı, belediyenin çalışmalarını takip etmeyi ve kamu yararını savunmayı sürdüreceklerini kaydetti.</p>

<p></p>

<p>Kaşısarı’ndan basın</p>

<p>özgürlüğü vurgusu</p>

<p></p>

<p>Konuşmasının başında basın mensuplarının toplumun haber alma hakkı açısından önemli bir görev üstlendiğini belirten Kaşısarı, gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklamaları üzüntüyle takip ettiklerini söyledi.</p>

<p>Basın özgürlüğünün vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Kaşısarı, gazeteciliğin halkın gerçekleri öğrenme hakkına hizmet etmesi gerektiğini ifade ederek basın mensuplarının yanında olduklarını dile getirdi.</p>

<p>Program, basın mensuplarıyla yapılan görüş alışverişinin ardından sona erdi.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://gaziantepilkhaber.com/sehitkamilin-arsalari-butce-acigini-kapatmak-icin-satilamaz</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 15:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/10/haber/ekim/27-ekim/ekran-resmi-2026-10-26-141756.png" type="image/jpeg" length="87730"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘Otizmli çocukların günlük yaşamını kolaylaştırmalıyız’]]></title>
      <link>https://gaziantepilkhaber.com/otizmli-cocuklarin-gunluk-yasamini-kolaylastirmaliyiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gaziantepilkhaber.com/otizmli-cocuklarin-gunluk-yasamini-kolaylastirmaliyiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, otizmli çocukların günlük yaşamda daha bağımsız hareket edebilmesi için ergoterapinin önemli bir rol oynadığını söylüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Öz bakım, sosyal etkileşim, motor beceriler ve dikkat gibi alanların terapi sürecinde desteklendiğini ifade eden Ergoterapist Cahit Burak Çebi, “Ergoterapi sürecinde aile ve çocuk bir bütün olarak değerlendirilmeli. Terapiden edilen kazanımın günlük yaşama genellenebilmesi için ailenin ev ortamını da çocuğun ihtiyaçlarına göre düzenlemesi gerekir.” dedi. Uzman önerilerinin aileler ve eğitimciler tarafından günlük yaşamda uygulanmasının da sürecin başarısını etkilediğine dikkat çeken Çebi, terapinin çocuğun bireysel ihtiyaçlarına göre planlanması ve düzenli sürdürülmesinin önemini vurguladı.</p>

<p>Ergoterapist Cahit Burak Çebi, Dünya Ergoterapi Günü dolayısıyla, ergoterapinin otizmli çocuk ve ergenlerin günlük yaşam becerilerini ve bağımsızlığını desteklemedeki rolü ile terapi sürecinde aile ve eğitimcilerin katkısının önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p></p>

<p>Ergoterapi, otizmli</p>

<p>çocukların günlük yaşamda</p>

<p>bağımsızlığını destekliyor!</p>

<p></p>

<p>Ergoterapi ile günlük yaşam aktivitelerine katılımın hedeflendiğini dile getiren Ergoterapist Cahit Burak Çebi, “Otizm spektrum bozukluğu olan çocuk ve ergen grubunda duygusal ve davranışsal süreçler, sosyal etkileşim, öz bakım becerileri, duyusal beceriler, motor beceriler, akademik öncesi ve akademik beceriler, yürütücü işlevler ergoterapi sürecinde desteklenir.” dedi.</p>

<p>Otizmli bireylerde bağımsızlığın desteklendiği alanlara değinen Çebi, “Yemek yeme, giyinme, banyo yapma, saçlarının taranması, tırnak kesme, tuvalet gibi kendine bakım aktiviteleri, oyun aktiviteleri ve sosyalleşme gibi serbest zaman aktivitelerindeki hassasiyetlere yönelik çalışmalar yapılır. Aynı zamanda ergoterapi; otizmli bireylerde, denge, koordinasyon, vücut farkındalığı, motor planlama, dikkat/aktivite sürdürebilirliği, görsel uzaysal algı, işitsel dil becerileri ve akademik becerilere katılımın sağlanmasına odaklanıyor.” şeklinde konuştu.</p>

<p></p>

<p>Ergoterapide kazanımların</p>

<p>günlük yaşama taşınması</p>

<p>için aile desteği şart!</p>

<p></p>

<p>Ergoterapi sürecinde aile ve çocuğun bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Çebi, “Terapiden edilen kazanımın günlük yaşama genellenebilmesi için ailenin ev ortamını da çocuğun ihtiyaçlarına göre düzenlemesi gerekir.” dedi.</p>

<p>Çebi, aynı zamanda hedeflenen becerilerin ev ve okul ortamında da sürdürebilmesi için uzman tarafından belirlenen önerilen aile ve eğitimciler tarafından günlük yaşamda uygulanmasının da önemli olduğunu vurguladı.</p>

<p></p>

<p>Otizmde ergoterapi</p>

<p>başarısı, bireyin sosyal</p>

<p>çevresinin desteğiyle</p>

<p>artıyor!</p>

<p></p>

<p>Ergoterapinin otizmli çocuk ve ergenler için etkili olabilmesi için dikkat edilmesi gerekenlere işaret eden Ergoterapist Cahit Burak Çebi, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Otizm spektrum bozukluğuna sahip bireyin ihtiyacına ve günlük yaşamda ki sınırlılıklarına göre belirlen terapi süreci, hedeflenen planlamaya göre ilerlemeli. Uzman tarafından belirlenmiş terapi süresi ve sıklığına düzenli katılım terapi sürecindeki başarının temel kriterini oluşturur.</p>

<p>Uzman tarafından belirlenen hedefler ve uzman tarafından verilen öneriler doğrultusunda bireyin, bakım verenin ve eğitimcilerin günlük yaşamdaki rolü de terapi sürecinde başarıyı doğrudan etkiler. Süreç birey ve bireyin sosyal çevresi göz önünde bulundurularak yönetilmeli.”</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://gaziantepilkhaber.com/otizmli-cocuklarin-gunluk-yasamini-kolaylastirmaliyiz</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 15:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/10/haber/ekim/27-ekim/otizmli-cocuklarin-gunluk-yasamini-kolaylastirmaliyiz2.jpg" type="image/jpeg" length="67108"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘Çevreyi korumak geleceğe karşı sorumluluğumuz’]]></title>
      <link>https://gaziantepilkhaber.com/cevreyi-korumak-gelecege-karsi-sorumlulugumuz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gaziantepilkhaber.com/cevreyi-korumak-gelecege-karsi-sorumlulugumuz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen Yerel İklim Eylemi Politika Diyaloğu’nda, iklim değişikliğiyle mücadelede yerel yönetimlerin rolü masaya yatırıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’nin farklı şehirlerinden belediye başkanları, uluslararası kuruluşların temsilcileri ve uzmanların katıldığı toplantıda yeşil sanayi, su güvenliği, iklim finansmanı ve dirençli kentler ele alındı. Gaziantep ve Muğla’da yürütülecek çalışmalarla COP31 sürecine ortak politika önerileri sunulması hedefleniyor.</p>

<p></p>

<p>Yerel yönetimlerin</p>

<p>iklim mücadelesindeki</p>

<p>rolü ele alındı</p>

<p></p>

<p>Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde Gaziantep, yerel yönetimlerin iklim değişikliğiyle mücadeledeki rolünü güçlendirmeyi amaçlayan önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen Yerel İklim Eylemi Politika Diyaloğu’nda, belediyelerin iklim değişikliğine karşı mücadele ve uyum kapasitesinin artırılması gündeme geldi.</p>

<p>Sıfır Atık Vakfı, Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Orta Doğu ve Batı Asya Teşkilatı (UCLG-MEWA), Dünya Yerel Yönetimler ve Demokrasi Akademisi (WALD), Birleşmiş Milletler Türkiye ve COP31 Üst Düzey İklim Şampiyonluğu iş birliğiyle düzenlenen program, “Yerel Liderlik, Kapsayıcı Kentsel Dayanıklılık ve Sürdürülebilir Dönüşüm” başlığı altında gerçekleştirildi.</p>

<p>Toplantıda, yerel yönetimlerin küresel iklim politikalarının oluşturulmasında daha etkin rol üstlenmesi, uluslararası iklim finansmanı kaynaklarına erişimin kolaylaştırılması ve şehirler arasında bilgi ve deneyim paylaşımının geliştirilmesi üzerinde duruldu.</p>

<p>İklim politikalarının kentsel planlama, belediye bütçeleri, altyapı yatırımları ve kamu hizmetleriyle bütünleştirilmesi de toplantının gündeminde yer aldı. Bölgesel iklim risklerinin belirlenmesi ve başarılı yerel uygulamaların yaygınlaştırılması konuları değerlendirildi.</p>

<p></p>

<p>Gaziantep ve Muğla’dan</p>

<p>COP31’e ortak iklim gündemi</p>

<p></p>

<p>COP31 hazırlıkları kapsamında bölgesel diyalog merkezleri olarak belirlenen Gaziantep ve Muğla, farklı iklim öncelikleriyle çalışmaların odağında yer aldı.</p>

<p>Gaziantep’te dayanıklı şehirler, yeşil sanayi, döngüsel ekonomi, göç ve kapsayıcı dönüşüm başlıkları öne çıkarken Muğla’da turizm, su güvenliği, biyolojik çeşitlilik, doğa temelli çözümler ve sürdürülebilir kalkınma konuları ele alındı.</p>

<p>Yerel iklim eylemi altı temel tematik alan çerçevesinde değerlendirildi. Bu alanlar; yerel liderlik ve çok düzeyli iklim yönetişimi, kentsel dayanıklılık ve iklime duyarlı kalkınma, yerel düzeyde iklim finansmanı, adil ve kapsayıcı dönüşüm, su-gıda-doğa ve döngüsellik ile inovasyon, teknoloji ve veri olarak sıralandı.</p>

<p>Bu başlıklarda yürütülecek çalışmalarla yerel yönetimlerin ihtiyaçlarını yansıtan somut politika önerilerinin COP31 sürecine taşınması amaçlanıyor.</p>

<p>Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, programda yaptığı konuşmada iklim değişikliğiyle mücadelenin yalnızca teknik yatırımlarla sınırlı tutulamayacağını belirtti. Şahin, bilimsel yaklaşımın, toplumsal bilincin ve medeniyet değerlerinin birlikte ele alınmasının önemini vurguladı.</p>

<p>COP31 Üst Düzey İklim Şampiyonu ve Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş ise Gaziantep’in üretim kültürü, sanayi gücü ve kaynakların verimli kullanılmasına dayanan gelenekleriyle iklim politikaları açısından önemli bir şehir olduğunu ifade etti.</p>

<p>WALD Yönetim Kurulu Başkanı ve UCLG-MEWA Genel Sekreteri Dr. Mehmet Duman, artan sıcaklıklar ve su kıtlığının kentler üzerindeki etkilerine dikkat çekerek iklim kriziyle mücadelede yerel yönetimler arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Dr. Babatunde Ahonsi de yeşil dönüşümün ekonomik kalkınma ve sosyal adaletle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ise programa gönderdiği video mesajda iklim değişikliğinin yalnızca çevresel bir sorun olmadığını; ekonomik kalkınmayı, kentlerin dayanıklılığını ve toplumsal yaşamı doğrudan etkileyen küresel bir güvenlik meselesine dönüştüğünü dile getirdi.</p>

<p></p>

<p>Büyükşehir belediye</p>

<p>başkanları iklim</p>

<p>politikalarını</p>

<p>değerlendirdi</p>

<p></p>

<p>Program kapsamında düzenlenen “İklim Eylemi için Yerel Liderlik ve Çok Düzeyli İklim Yönetişimi” panelinde, farklı şehirlerin iklim değişikliğiyle mücadele deneyimleri ve yerel yönetimlerin karşılaştığı sorunlar ele alındı.</p>

<p>Gaziantep Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı ve Çevresel Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Emine Koban’ın moderatörlüğündeki panele İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Serra Bucak Küçük, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel ve Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk katıldı.</p>

<p>Panelde, iklim değişikliğinin kentlerde yol açtığı sorunların yanı sıra yerel ihtiyaçlarla iklim politikalarının nasıl bütünleştirilebileceği ve belediyelerin çözüm üretme kapasitesinin nasıl geliştirilebileceği üzerinde duruldu.</p>

<p></p>

<p>Cemil Tugay: İklim krizinin</p>

<p>ciddiyeti daha iyi anlaşılmalı</p>

<p></p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, konuşmasında iklim krizinin toplum tarafından yeterince ciddiye alınmamasının mücadeleyi zorlaştırdığını söyledi.</p>

<p>İklim politikalarıyla yerel ihtiyaçların zaman zaman birbirine karıştırılabildiğini belirten Tugay, belediyelerin mevcut durumu ve atılması gereken adımları açık biçimde ortaya koymasının önemine işaret etti. İklim krizinin ciddiyetini anlamayan kesimlerin bulunduğunu ifade eden Tugay, sorumluluğun yalnızca bilim insanlarına veya siyasetçilere bırakılmasının doğru olmadığını dile getirdi.</p>

<p>İklim değişikliğinin etkilerinin artık günlük yaşamda hissedildiğini belirten Tugay, özellikle kuraklık, aşırı sıcaklar ve orman yangınlarının önemli tehditler arasında bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin batı ve güney bölgelerinde yaşanan büyük yangınların yanı sıra tarımsal üretimin de olağan dışı hava koşullarından etkilendiğini kaydetti.</p>

<p>Uzun süre yağış görülmemesi, aşırı sıcaklar, ani ve şiddetli yağışlar ile don olaylarının çiftçiler üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirten Tugay, hava kirliliği ve iklim krizinin insanlar üzerindeki stres yükünün de göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p></p>

<p>“İki temel görevimiz var:</p>

<p>Emisyonları azaltmak ve</p>

<p>şehirleri dirençli hale getirmek”</p>

<p></p>

<p>Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı da olan Cemil Tugay, iklim değişikliğiyle mücadelede iki temel görevin bulunduğunu belirtti.</p>

<p>Bunlardan ilkinin karbon emisyonlarını azaltmak, ikincisinin ise iklim krizinin ortaya çıkardığı sorunlara karşı şehirlerin uyum kapasitesini artırmak olduğunu kaydeden Tugay, bu iki hedefin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Tugay, kentlerin iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha dirençli hale getirilmesinin önemine dikkat çekerek yerel yönetimlerin bu süreçte sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Gaziantep’te gerçekleştirilen toplantıda ele alınan başlıkların, yerel yönetimlerin iklim politikalarındaki rolünü güçlendirmesi ve COP31 hazırlıklarına katkı sunması hedefleniyor.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://gaziantepilkhaber.com/cevreyi-korumak-gelecege-karsi-sorumlulugumuz</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 15:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/10/haber/ekim/27-ekim/cevreyi-korumak-gelecege-karsi-sorumlulugumuz1.jpg" type="image/jpeg" length="50365"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
