Bunlar dekor. Asıl anlatılan şey, insanın bilip de yerinden kıpırdamama hâlidir.
Modern insanın geldiği ve bulunduğu konum tam burasıdır: Araf.
Artık kimse açıkça inkâr etmiyor. Bilgi çağındayız. Her şey biliniyor, erişilebilir, belgeli. Hatta aşırı bilgi kirliliği ve manipülasyonu var. Sorun cehalet değil. Sorun şu: bilmenin hiçbir şey zorunlu kılmaması. Herkes zehrini sosyal medya üzerinden ortaya salmakta ve enfeksiyon tüm ağı sarmaktadır.
Araf Suresi tam olarak bu rahatlığı hedef alır. “Biliyorsun ama ne yapıyorsun?” sorusunu sorar. Ve cevap çoğu zaman can yakıcıdır: “Hiç.”
Sûre (suret, canlandırma, kompozisyon oluşturma) Âdem anlatısıyla başlar. Bu bir “ilk günah” hikâyesi değildir. Bu, ilk uyarıya verilen ilk tepki hikâyesidir.
İblis bilmez değildir. Aksine fazlasıyla bilendir. Ama bilgi onda teslimiyet üretmez; üstünlük üretir. Modern insanın diploması, uzmanlığı, sertifikası da çoğu zaman aynı işi görür: Hakikati eylemlemek/yaklaşmak yerine ondan mesafe üretir.
Ardından peygamber kıssaları gelir. Hepsi tanıdık. Kavimler çağrıyı tanır, mucizeyi görür, doğruyu ayırt eder. Ama hayatlarını değiştirmezler. Bugün de farklı değil. Adalet konuşuluyor ama adil yaşanmıyor. Ahlâk konuşuluyor ama ahlâklı bedel ödenmiyor. İnanç var ama yönelim yok. Araf tam olarak burasıdır.
Araf ehli cenneti de cehennemi de tanır. Yani bilgi eksikliği yoktur. Eksik olan şey taraf olma cesaretidir. Bu yüzden Araf, irfanın zirvesi değil; irfanın askıda kalmış hâlidir. Bilgi var, farkındalık var, hatta dil var. Ama hareket yok.
Modern dünyada bu hâl sistemleşmiştir. “Ben biliyorum ama taraf değilim.” “Haklısın ama şartlar…” “Doğru ama gerçekçi değil.” Bunların hepsi Araf cümleleridir. Sorumluluğu erteleyen, tercihi askıya alan, insanı yüksekte ama hareketsiz tutan cümleler.
Araf Suresi bu konforu paramparça eder. Şunu söyler: Nötrlük masum değildir. Bilmek, yükümlülük doğurur. Hakikati tanıyıp da ona yönelmemek, Kur’an’ın gözünde “beklemek” değil, “kaçınmak”tır. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır hadisi konuyu özetlemektedir.
Araf bir yer değildir. Bir bilinç hâlidir. Modern insanın en çok yakalandığı hâl. Ne tamamen inkârcı ne gerçekten teslim. Her şeye bakıp hiçbir yere girmeyen bir zihin durumu.
Araf Suresi bugün şunu fısıldamaz, açıkça söyler:
“Artık biliyorsun. O hâlde durduğun yer mazeret değil, tercihtir.”
Ve modern insan için bundan daha rahatsız edici bir mesaj yoktur.