Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılında güvenlik birimine gelen veya getirilen çocuk istatistiklerini açıkladı. Geçen yıl güvenlik birimine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı 609 bin 959 olarak kayda geçti.
Konuyu değerlendiren Eğitim İş Gaziantep Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Aylin Işık, ‘’Artık sorunun sonucunu tartışmak yerine nedenlerini tartışmak zorundayız. Çocukları okuldan uzaklaştıran politikaları sorgulamadan, çocuk işçiliğini büyüten düzeni değiştirmeden, yoksulluğu ailelerin ve çocukların sırtına yüklemeye devam ederek çocukların suça sürüklenmesini önleyemeyiz’’ şeklinde konuştu.
Tablo gerçek boyutunun resmi istatistiklere yansıyanın da ötesinde
Türkiye’de çocukların suça sürüklenmesine ilişkin TÜİK verilerinin, artık görmezden gelinemeyecek bir tabloyu ortaya koyduğunu ifade eden Işık, ‘’Güvenlik birimlerine gelen ya da getirilen çocukların karıştığı olay sayısı, son on yılda 162 bin 384 artarak yüzde 36,28 yükseldi. 2015 yılında 447 bin 575 olan bu sayı, 2025’te 609 bin 959’a ulaştı. Üstelik bu rakam, yalnızca güvenlik birimlerine ulaşan vakaları kapsıyor. Dolayısıyla tablonun gerçek boyutunun resmi istatistiklere yansıyanın da ötesinde olduğu açık. Bu rakamların her biri bir çocuğun hayatına, bir ailenin kaygısına, bir toplumun geleceğine karşılık geliyor’’ dedi.
Suça sürüklenen çocukların ağırlık merkezi 15-17 yaş grubu
Suça sürüklenen çocukların ağırlık merkezinin 15-17 yaş grubu olduğunu hatırlatan Işık, ‘’Yani tam da çocukların eğitim hayatlarının belirleyici bir döneminde, ortaöğretim çağında. 2015 yılında 15-17 yaş grubunda suça sürüklenen çocukların sayısı 225 bin 584 iken, 2025 yılında bu sayı 357 bin 74’e çıktı. On yıldaki artış 131 bin 490 çocuk oldu. Bu tabloya yalnızca güvenlik penceresinden bakamayız. Çünkü çocukların yaşamından okulu çektiğinizde, boşluğu başka mekanizmalar doldurur’’ açıklamasını yaptı.
Işık, ‘’2025 yılında 15-17 yaş grubundaki kayıtlı çocuk işçi sayısının 882 bine ulaşması, çocukların okul sıralarından çalışma hayatının ağır koşullarına doğru itildiğini gösterirken, 15-17 yaş grubunda suça sürüklenen çocuk sayısının son on yılda 131 bin 490 artması da aynı toplumsal tablonun başka bir yüzünü ortaya koymaktadır. Çocuğu okuldan uzaklaştırıp işyerine gönderen, eğitim hakkını ikinci plana atan, yoksulluğu çocuğun omuzlarına yükleyen politikaların sonuçlarını yalnızca eğitim istatistiklerinde aramak mümkün değildir’’ değerlendirmesinde bulundu.
Çocuğa karşı işlenen cinsel suçlarda on yılda yüzde 42,84’lük artış yaşandı
Çocukların suça sürüklenmesindeki artışı yalnızca emniyet politikalarıyla açıklamak büyük bir yanılgı olacağına vurgu yapan Işık, ‘’Çocukları korumanın yolu onları daha güçlü biçimde eğitim hayatının içinde tutmaktan geçer. Üstelik mesele yalnızca suça sürüklenen çocuklardan da ibaret değildir. Güvenlik birimlerine mağdur olarak gelen ya da getirilen çocukların sayısı da son on yılda 37 bin 905 artarak 2025 yılında 267 bin 794’e yükselmiştir. Çocukların en fazla maruz kaldığı mağduriyet türü yaralamadır. Çocuğa karşı işlenen cinsel suçlarda ise on yılda yüzde 42,84’lük artış yaşanmış ve sayı 23 bin 123’e ulaşmıştır’’ tespitini yaptı.