Birkaç hafta önce bir öğrenci tarafından öldürülen Fatma Çelik Nur’un şokunu atlamayan eğitim camiası yeni bir şiddet olayıyla sarsıldı. Ankara Pursaklar Turgut Özal Ortaokulu’nda görevli Türkçe öğretmeni Ömer Ocak, velinin bir öğrenciye müdahalesini önlemek isterken veli ve beraberinde gelen grup tarafından darp edildi.
İmza kampanyamızın ne denli hayati bir ihtiyaç olduğu ortaya çıktı
Öğretmene şiddete tepki gösteren Eğitim İş Sendikası Gaziantep Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Tutar, ‘’Yaşanan bu olay; Eğitim-İş olarak geçtiğimiz günlerde başlattığımız “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim İstiyoruz” imza kampanyamızın ne denli hayati bir ihtiyaç olduğunu bir kez daha göstermiştir. Okullarda kadrolu güvenlik görevlisinden rehberlik ve psikososyal destek ağlarına kadar sıraladığımız taleplerimiz; sadece fiziki iyileştirme değil, eğitim emekçilerinin can güvenliğini ve meslek onurunu koruma mücadelemizdir’’ dedi.
Eğitimdeki her sorun öğretmene yıkılırken, MEB yalnızca seyirci kalmıştır
Öğretmenlerin itibarsızlaştırıcı söylemlerle hedef gösterildiğini, mesleği değersizleştiren politikalarla yalnızlaştırıldığını, CİMER gibi mekanizmalarla öğrenci ve velilere karşı savunmasız bırakıldığını kaydeden Tutar, ‘’Öğretmenlik Meslek Kanunu gibi göstermelik düzenlemelerle öğretmenlerin hakları korunmamış, aksine öğretmenler adım adım hedef tahtasına dönüştürülmüştür. Eğitimdeki her sorun öğretmene yıkılırken, MEB yalnızca seyirci kalmıştır’’ şeklinde konuştu.
Daha kaç meslektaşımız şiddetin hedefi olacak?
Tutar, ‘’ Daha iki gün önce, Ankara Pursaklar Turgut Özal Ortaokulu’nda nöbet görevini yerine getiren Türkçe öğretmeni Ömer Ocak, okula gelen velinin bir öğrenciye müdahalesini önlemek isterken veli ve beraberinde gelen grup tarafından darp edilmiştir. Buradan soruyoruz; daha kaç meslektaşımız şiddetin hedefi olacak? Eğitim emekçileri can güvenliği olmadan nasıl görev yapacak? Öğretmeni değersizleştiren, yalnızlaştıran bu politikalardan ne zaman vazgeçilecek?’’ sorusunu sordu.
Eğitim emekçileri, güvencesiz çalışma koşullarına da maruz bırakılmaktadır
Çok yönlü baskının kamusal eğitimin niteliğini ve mesleğimizin onurunu hedef aldığını kaydeden Tutar, ‘’Eğitim emekçileri yalnızca şiddet ve baskıya değil; yıllardır sistematik olarak uygulanan mobbingler, kronikleşen geçim sıkıntısı, çözümsüz bırakılan atama sorunları ve güvencesiz çalışma koşullarına da maruz bırakılmaktadır. Bu çok yönlü baskı, kamusal eğitimin niteliğini ve mesleğimizin onurunu hedef almaktadır’’ ifadelerini kullandı.
Bilimi yok sayan, öğretmen emeğini hiçe sayan, düzenin sorumluları bellidir
Tutar, ‘’Bugüne kadar yaşanan her şiddet olayında olduğu gibi, eğitim çalışanlarına karşı her türlü şiddet olaylarının arkasındaki gerçek failleri eğitim emekçileri gayet iyi bilmektedir. Bilimi yok sayan, öğretmen emeğini hiçe sayan, bu düzenin sorumluları bellidir. Tüm eğitim emekçilerini, velilerimizi ve kamuoyunu; şiddete, siyasi zorbalığa ve güvencesizliğe “dur” demek için başlattığımız haklı mücadeleyi büyütmeye, imza kampanyamıza destek olmaya çağırıyoruz’’ açıklamasını yaptı.