Yeni vergi yasasıyla birlikte işletmelerin üzerindeki yük daha da artmış durumda. Büyük şirketler bu yükü fiyatlara yansıtabilirken, küçük esnafın böyle bir lüksü yok. Zaten daralan talep, yükselen maliyetler ve azalan kâr marjı üçgeninde sıkışmış olan küçük işletmeler, her yeni düzenlemede biraz daha nefes kaybediyor.
Faizlerin yüksek seyretmesi, yatırım yapma iştahını da neredeyse sıfıra indirdi. Krediler kâğıt üzerinde var ama ulaşmak çok zor. Bankalar, artan risk algısıyla işletmelerden yüksek teminatlar istiyor; bu da üretimi ve ticareti yavaşlatıyor.
Ekonominin en dinamik kesimi olan KOBİ’lerin ayakta kalması için artık günü kurtarmak değil, geleceği planlamak gerekiyor. Bunun yolu da yalnızca vergi ve kredi düzenlemeleriyle değil, üretimi destekleyen, güven veren, öngörülebilir bir ekonomik iklim yaratmaktan geçiyor.
Bugün KOBİ’ler sadece borçla değil, belirsizlikle mücadele ediyor. Oysa ekonomi, küçük işletmelerin direncinden güç alır. Bu sesi duymayan her politika, uzun vadede kendi temelini zayıflatır.