Yüksek enflasyon, durmayan maliyet artışları ve daralan iç pazar; sanayicisinden esnafına, emeklisinden çalışanına kadar herkesi aynı ortak sorunda buluşturuyor: Geçinememe ve sürdürülemez maliyet yükü.
Organize Sanayi Bölgesi’nde üretim yapan firmalar, enerji ve hammadde fiyatlarındaki artışın dayanılmaz noktaya geldiğini ifade ediyor. Kar değil artık “hayatta kalma mücadelesi” veren işletmeler, finansmana erişimin zorlaşmasıyla nefes almakta zorlanıyor. Şehirde konkordato endişesi yeniden yükselişte.
Öte yandan Gaziantep’in en kırılgan grubunu emekliler ve düşük gelirli çalışanlar oluşturuyor. Emekli maaşlarının temel ihtiyaçları bile karşılamada yetersiz kalması, birçok aileyi borç ve kredi kartına bağımlı hale getirdi. Çarşıda, pazarda, markette her gün artan fiyatlar alım gücünü hızla eritiyor.
Esnaf cephesinde ise tablo daha da çarpıcı. “Müşteri geliyor ama alışveriş yapamıyor” sözleri artık neredeyse tüm bölgelerde ortak bir şikâyet haline geldi. Gaziantep gibi güçlü ticaret şehirlerinde bile satışların düşmesi, ekonomideki sıkışıklığın en somut göstergesi.
Sonuç olarak; Gaziantep’in yeniden yükselişe geçebilmesi için üreticinin üzerindeki maliyet baskısının azaltılması, dar gelirlinin alım gücünü güçlendirecek adımların atılması ve ekonomik güven ortamının tesis edilmesi gerekiyor. Aksi takdirde şehrin lokomotif gücü olan sanayi, ticaret ve emek gücü daha ağır bir yükle karşı karşıya kalacak.