Haliyle böylesine kalabalık bir nüfusa sahip ilde araç sayısı da azımsanmayacak kadar çok.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun son verilerine göre şehirdeki araç sayısı 780 bini aşmış durumda.
Tabi araç yoğunluğunun getirdiği sorunlar var ama benim değinmek istediğim konu bambaşka.
Nitekim benim muzdarip olduğum konudan sizlerde rahatsızsınız eminim ki.
ODA; GÜRÜTÜ.
Artık öyle bir noktaya geldi ki bu şehirde yaşamak bir zulüm haline geldi.
Kimi uzunca bir kornaya basıyor kimi müziğin son sesini açmış kimisi de abart egzoz kullanıyor.
Trafik Denetim Ekipleri, cezalar yazmasına karşın ne yazık ki bu insanlar uslanmıyor.
İş yerinde çalışıyoruz, birisi yoldan geçerken müziğin son sesini açmış müzik dinliyor.
Bu öyle bir ses ki işyerinin camlarının patlayacak sandık.
Veya akşam evde uyurken, yoldan motosikletliler geçiyor ama nasıl bir geçiş anlatamam.
Gazı sonuna kadar köklüyor, yahu insan düşünür dimi ben niye gazı bu kadar köklüyorum diye.
AMA YOK.
Ya da trafiktesin sürücülerin elin yeşil yandığı saniyede kornaya gidiyor, yahu bir bekle hele öndeki araç hareket etsin yok.
İnsanın insana saygısının hiç kalmadığı bir dünyada yaşıyoruz.
Düzelir miyiz, belki ama bunu biz görür müyüz bilemiyorum.
Anlaşıldı ki bu işler cezayla falan çözülmeyecek.
Farklı yöntemler bulmak lazım.
Hani derler ya her şeyin başı eğitim diye.
Gerçekten de iyi bir eğitim bu sorunu çözer mi?
Ama bir noktadan bir yerden başlamak lazım.
Yoksa bu şehir daha da yaşanmaz hale geliyor.