KESK Dönem Sözcüsü Ömer Parlakçı, ‘’Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki; ister mavi yakalı olalım ister beyaz yakalı. İster işçi olalım ister kamu emekçisi. İster asgari ücretli olalım ister emekli. Yaşımız, cinsiyetimiz, kimliğimiz ne olursa olsun. Hiç fark etmiyor. Hepimiz bu sömürü ve yağma düzeninin çarkları arasında her gün daha fazla eziliyoruz. Her geçen gün daha fazla yoksullaşıyor, sefalete itiliyoruz’’ dedi.
Kapitalizmin merkez üssü ABD’den İngiltere’ye, Almanya’dan İtalya’ya kadar dünyanın her yerinde meydanları dolduran milyonların ayakta olduğunu sözlerine ekleyen Parlakçı, ‘’Bugün ülkemizin dört bir yanında meydanlarda, alanlarda, mitinglerde omuz omuza veren yüz binlerin sesi dünyadaki kardeşlerinin sesine karışıyor. Buradan emeğin kürsüsünden, dünyanın bu en büyük korosuna “Emek, Özgürlük ve Demokrasi” korosuna selam gönderiyoruz’’ ifadelerini kullandı.
‘Demokrasinin, adaletin, hukukun, eşitliğin olmadığı bir yerde emeğin, emekçilerin hakları da yok sayılır. Talepleri görülmez, duyulmaz olur’ diyen Parlakçı, ‘’İşte tam da bu yüzden ülkemizde düşünce ve ifade özgürlüğünden toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına, seçme ve seçilme hakkından sendikal hak ve özgürlüklere, haber alma hakkına kadar uzanan saldırılar esasında emeğine sahip çıkanlara yönelik sömürü zeminini güçlendirmek için yürütülüyor. Hakkını, hukukunu arayan, adalet isteyen, herkesi hedef alan baskılarla tüm toplum nefessiz bırakılıyor. Halkın iradesi yok sayılıyor’’ şeklinde konuştu.
Parlakçı, ‘’Kadın cinayetleri artarken kadınları korumakla yükümlü mekanizmalar bilinçli olarak devre dışı bırakılıyor. Kadınlar korunmadıkları için, şikâyetleri dikkate alınmadığı için, uzaklaştırma kararları uygulanmadığı için öldürülüyor. Bu ülkede kadınlar yalnızca öldürülmüyor; ölümleri de görünmez kılınıyor. İntihar denilerek üstü örtülüyor’’ açıklamasını yaptı.
Parlakçı, ‘’Yıllardır bize emeğe, insana, kadına, çocuğa, demokrasiye, eşitliğe, barışa düşman bir köhne sistem dayatılıyor. Elbette ki bu köhne düzen kendiliğinden değişmeyecek. Mücadelemiz, halk iradesine saygı duyulduğu, düşünmenin, düşünceyi ifade etmenin cezalandırılmadığı bir ülke içindir. Ücrette, vergide, toplumsal yaşamın tüm alanlarında adalet içindir. Herkesin güvenceli, insanca çalıştığı bir işinin ve gelirinin olması içindir. Mücadelemiz grevli toplu sözleşme hakkı mücadelesidir. Mücadelemiz; haksız ve hukuksuz bir şekilde ihraç edilen KHK’lilerin işine geri dönmesi içindir. Mücadelemiz çocuklarımızın okulda, sokakta güven içinde olduğu bir ülke mücadelesidir. Mücadelemiz; topraklarımızdaki NATO ve ABD üslerinin kapatılması, ülkemizin, emperyalizmin savaş aracı olan NATO’dan çıkması mücadelesidir’’ değerlendirmesinde bulundu.
Emeğin, demokrasinin, barışın, özgürlüğün ve eşitliğin ülkesini kurma çağrısında bulunan Parlakçı, ‘’Yeter ki; bizi bölmeyi, parçalamayı, hedef alan sistemin oyunlarını boşa çıkaralım. Yeter ki; ekmeğimizi her geçen gün küçülten, haklarımızı, özgürlüklerimizi ortadan kaldıran, hepimize kaybettiren bozuk düzene karşı omuz omuza verelim’’ dedi.