GÜNCEL

‘KRİTİK TARİ: 2 ŞUBAT’

2026 yılına girilmesiyle basit usulden deftere geçiş yapan mükelleflerin 2 Şubat tarihine kadar E-tebligat başvurularını yapmaları gerektiği vurgulandı.

2026 yılına girilmesiyle basit usulden deftere geçiş yapan mükelleflerin 2 Şubat tarihine kadar E-tebligat başvurularını yapmaları gerektiği vurgulandı.

‘Basit usulden gerçek usule geçişte asıl kritik tarih: 2 şubat’ diyen Mali Müşavir Eren Ovayolu, ‘’Defterlere geçişi vergi dairesi resen yaptı. Geçiş yapan mükellefler 2 Şubat'a kadar E-tebligat başvurusu yapacaklar. Başvurmayanlar özel usulsüzlük cezaları ile karşı karşıya kalacaklar’’ uyarısında bulundu.

Deftere geçişleri mükellefler değil, vergi daireleri tarafından resen yapıldı

Deftere geçişlerin mükellefler değil, vergi daireleri tarafından resen yapıldığını ifade eden Ovayolu, ‘’Basit usulde faaliyet gösteren mükelleflerin ‘Başvuru yaparak’ gerçek usule geçmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Vergi daireleri, mevzuat gereği bu geçişi kendiliğinden gerçekleştirmektedir.

Ancak gözden kaçırılmaması gereken çok kritik bir detay vardır, oda E-tebligat başvurusu’’ şeklinde konuştu.

Tebligatlar artık elektronik ortamda yapılacak

Gerçek usule geçen mükelleflerin için tebligatlarının artık elektronik ortamda yapılacağına dikkat çeken Ovayolu, 2 Şubat’a kadar E-tebligat başvurusunun mutlaka tamamlanması gerektiğini, aksi halde mükellefin, kendisine gönderilen tebligatlardan haberdar olmasa bile sürelerin işleyeceğini, cezalar doğacağını ve itiraz hakkının kaybolacağının altını kalın harflerle çizdi.

Bu süreç, organizasyon ya da temsil faaliyeti değil, birebir muhasebe bilgisidir

Ovayolu, ‘’Geçişin kendisi resen yapılırken, E-tebligat sorumluluğu doğrudan mükellefin üzerindedir. Öte yandan bu sürecin yürütülmesine ilişkin yetkinin, kanunda açıkça tanımlı olmasına rağmen meslek odalarına doğru kaydırılmaya çalışılması ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Gerçek usul; defter, belge, beyan ve sürekli teknik takip gerektirir. Bu süreç, organizasyon ya da temsil faaliyeti değil, birebir muhasebe bilgisidir’’ açıklamasını yaptı.

Odaların bireysel mükellef takibini yapacak altyapısının, günlük kayıt düzenini yönetecek sisteminin ve bu sorumluluğu taşıyacak teknik kapasitesinin bulunmadığını kaydeden Ovayolu, ‘’Yetkinin ehil olmayan yapılara yönlendirilmesi, ileride telafisi zor mağduriyetlere yol açacaktır. Basit usul, bugüne kadar son derece sınırlı bir mükellefiyet türüydü. Çoğu mükellef için bu sistem; yıllık beyanname dahi olmayan, çoğu zaman yalnızca basit bir kağıt doldurma işlemi gibi yürüyen bir yapıydı. Gerçek usul ise bunun tam tersidir’’ dedi.

Geçişin kanuna uygun, teknik olarak doğru ve mükellefi koruyan şekilde yürütülmeli

Bu sistemin düzenli defter tutulmasını, belge ve fatura disiplini, dönemsel beyanları, sürelerin eksiksiz takip edilmesini ve ve yüksek teknik muhasebe bilgisi gerektiğini aktaran Mali Müşavir Ovayolu, ‘’En küçük bir hata;usulsüzlük cezası, özel usulsüzlük cezası, gecikme faizi ve ciddi mali sorumluluklar doğurabilir. Bu nedenle ‘Nasıl olsa yapılır” anlayışı son derece tehlikelidir. Basit usulden gerçek usule geçiş kaçınılmazdır. Ancak bu geçişin kanuna uygun, teknik olarak doğru ve mükellefi koruyan şekilde yürütülmesi şarttır’’ vurgusu yaptı.

Ovayolu, ‘’Basit usulden gerçek usule geçiş, özellikle berber, terzi, nalbur, marangoz, tamirci gibi el emeğiyle çalışan küçük esnafı doğrudan etkilemektedir. Bu sektörler zaten artan kira, elektrik, su, sigorta ve malzeme maliyetleriyle ayakta kalmaya çalışmaktadır. Kazançları düzensiz, müşteri sayıları sınırlıdır. Buna rağmen gerçek usule geçişle birlikte bu esnafın üzerine çok daha ağır bir vergi yükü bindirilmektedir’’ değerlendirmesinde bulundu.

Birçok küçük esnaf işini bırakma ya da kayıt dışına itme riski taşımaktadır

Gerçek usulün sadece defter tutmak olmadığını, KDV, geçici vergi, stopaj, aylık ve dönemsel beyanların her birinin ayrı maliyet veya ayrı sorumluluk anlamına geldiğini vurgulayan Mali Müşavir Eren Ovayolu, konuşmasını şöyle sürdürdü: ‘’Bu yük, yüksek cirolu işletmeler için yönetilebilir olabilir. Ancak günlük kazancıyla evine ekmek götüren, el emeğiyle çalışan küçük esnaf için bu sistem ciddi bir ekonomik baskı anlamına gelmektedir. Zaten kazanmakta zorlanan bu kesimler, şimdi hem artan giderlerle hem de artan vergi yüküyle karşı karşıya bırakılmaktadır. Bu durum, birçok küçük esnafı ya işini bırakmaya ya da kayıt dışına itme riski taşımaktadır.’’

Ovayolu, ‘’Vergi sisteminin amacı gelir elde etmek kadar, üretimi ve emeği korumak da olmalıdır. Aksi halde yükü taşıyamayan esnaf, sistemin dışında kalacak; bu da ne vergiye ne ekonomiye katkı sağlayacaktır. 2 Şubat, geçiş tarihi değil; E-tebligat için son gündür. Bu ayrımın doğru anlaşılması, binlerce mükellefin ileride yaşayabileceği sorunların önüne geçecektir’’ ifadelerine yer verdi.