Gaziantep'te 2007 yılında ortadan kaybolan Erdal Öztürk'ün birikethanede darbedilerek öldürüldüğü ve cesedinin de yakılarak gömüldüğü 2024 yılında ortaya çıkmıştı. 17 yıl sonra Erdal Öztürk'ün öldürülmesine ilişkin davada karar duruşması görüldü. Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada "Kasten öldürmek" suçundan yargılanan sanıklar, sanık avukatları, maktul aile ve maktul aile avukatları hazır bulundu. Duruşmada söz alan maktul aile suçluların en ağır cezayı almasını istedi.
Sanıklar suçlamaları kabul etmedi
Duruşmada savunma yapan maktulün kayınpederi Hanifi Y., "Maktul Erdal benim damadım olur. Erdal ismini hatırlamadığım bir mahallede ev kiralamıştı. Bir iki ay oturduktan sonra Erdal bıçaklanmış diye duydum. Kaynanasını da yanıma alarak damadımı ziyarete gittik. Yarasına baktık, Erdal bıçaklanmıştı. Evde yatıyordu. Kendisine neden evde gitmediğini sorduğumuzda beni 'yabancı bıçaklamadı' dedi. Kim diye sorduğumuzda 'annem ile babam çocuklarına beni bıçaklattı' dedi. Geri kendisini oraya bırakıp köye gittim. Bir ay sonra geri geldim. Erdal kumar oynamış. Ev sahibinden borç altın almışlar. 'Seni köye götüreyim mi oğlum' dedim. Kendisi de bana 'ev varsa götür baba' dedi. Ben de eşimin abisinin köydeki evine kendisini oturtturdum. Benim normalde birikethanem vardır. Esnaf adamım. Benim yanımda bir, iki, üç gün gelip çalıştı. İki-üç günden sonra çarşıda iş yerime adamlar geldi. 'Erdal'ın kayınbabası sen misin' dediler. Ben de evet dedim. 'Erdal'ın bize kumar borcu var' dediler. Ben Erdal'ın kumar oynadığını bilmiyordum. Erdal da o esnada Mehmet Hanifi ile traktöre biriket yüklüyorlardı. Erdal'ı yanıma çağırdım. 'Bu adamlar kim' dedim. 'Onlar yalan konuşuyorlar' dedi. 'Onlar yalan sen sağ mısın' dedim. 'Git biriketini yükle' dedim. Aynı adamlara da paraların hepsini sorarak üzerimde şu an para olmadığını söyleyip, 'haftaya gelin hesabınızı kapatayım' dedim. İki üç gün daha durduktan sonra Erdal benden 30 TL borç istedi. Ancak ben kendisine 60 TL verdim. Fazla para verdim ki geri dönüşünde parası olsun diyeydi. Erdal'ın gidişi o gidişti. Bir daha dönmedi. Ben de tuttum kumar oynayan kişilerin kulübüne bir iki sefer gittim. Orada birkaç arkadaş çıktı. Bana 'nasıl böyle bir adama kız verdin' dediler. Ben de utandığımdan bir daha o kulübe de gidemedim. Erdal'ın nasıl öldürüldüğünü ne gördüm ne de kendisini öldürdüm. Ölümü ile ilgili bir bilgim yoktur. Benim Yavuzeli'nden yanımda çalışan işçilerim vardır. Bana işçi gerek olduğundan Erdal'ı da yanımda çalışması için teklif ettim. Erdal benim yanımda 1 hafta çalıştı. Bana okumuş olduğunuz 04/12/2007 tarihli maktulün bana ait birikethaneden sinyal alanına girdiği hususunu hatırlayamam. Olsa olsa benim kendisine 60 TL verdiğim ve ayrıldığı gün olabilir. HTS kayıtlarında otogara geçtiğim doğrudur. Ben işim gereği her yere giderim. Erdal'ın amcası Mehmet Öztürk isimli şahsı tanımam. Kendisi ile hiç görüşmem olmadı. Erdal'ın kumar borcu sebebi ile ben oğullarıma ve damadıma 'bulun getirin şu adamı' şeklinde sözler söylemedim. Ben bu zamana kadar karakolda ifade vermedim. Savcılıkta ifadem alınmadı. Hakim karşısına da çıkmadım. Beraatime ve tahliyeme karar verilsin" dedi.
Sanık karakol ifadesiyle çelişti
Karakol ifadesinde yalan söylediğini ifade eden sanık Hanifi Y., "Fayat S. isimli bir şahsa damadımın borcundan ötürü ödeme yaptım. Fayat S. şu an ceza infaz kurumundadır. Edirne'de cezaevinde diye biliyorum. Borcu ödedikten sonra oğlum Mehmet Hanifi'nin bu işe kızdığını, damadım ile konuşmaya gittiği, demir levye ile damadımın kafasına vurduğu ve öldürdüğü daha sonra traktör ile taşıdığı şeklindeki ifadeleri vermiştim. Ancak 4-5 gün nezarethanede kalmıştım. Hanımım da diğer nezarethanede kalıyordu. Polisler hanımını hastaneye kaldırdık, serum verildi deyince ben de böyle ifadeler verdim. Bu ifadeleri verince çıkacağımı düşündüm. Bunun üzerine bu şekilde yalan ifade verdim. Kolluk kuvvetlerine yer gösterme işlemi yaptım. Onlara 'damadımı oğlum Mehmet Hanifi öldürdü' dedim. Yerini göstermeye götürdüm. İş yerine yakın bir yeri gösterdim. Kaza alanında ifadem ile uyumlu şekilde yanmış lastik bulunmasının sebebi o bölgenin dere olması ve başka insanların gelip burada lastik yakmalarından kaynaklıdır. Erdal'ın ne zaman kaybolduğunu ay-yıl bazında bilmiyorum" diye konuştu.
"Benim Erdal ile hiçbir şekilde bağlantım yoktur"
Duruşmada savunma yapan maktulün kayınbiraderi sanık Orhan Y. ise, "Benim Erdal ile hiçbir şekilde bağlantım yoktur. Babamın olan iş yerine günde bir kamyon kum dökerim. Onun haricinde ben döktükten sonra oradan çıkarım. Ardından başka iş yerlerine kum çekerim. Başka da Erdal ile bir istişarem yoktur. Kim Erdal'a ne yapmış, kim öldürmüş görmedim. Erdal bizim yanımızda 1 hafta kadar çalıştı. Ondan sonra da gitti gelmedi. Kumar oynarmış babamın yanına kumar alacaklıları gelirmiş ancak ben bunları da görmedim. Sadece bunlar benim duyumlarımdır. Bu hususları babamdan ve orada bulunan işçilerden duydum. Babam Erdal'ın alacaklılarına ve Fayat S.'ye borçtan ötürü ödemeler yapmış. Benim Erdal ile hiçbir şekilde bağlantım yoktu. Kız kardeşim ile Erdal evlendiğinde düğüne bile katılamadım. Çünkü benim günlerim hep yollarda geçerdi. Babam bize 'Erdal'ı bulun getirin konuşalım' şeklinde bir şey söylemedi. HTS kayıtlarımda da iletişimimin olduğu açıktır. 03/12/2007 tarih saat 20.17'de telefonumun pasif hale getirildiği, 06/12/2007 tarih saat 16.02'de telefonumun aktif hale getirildiği hususunda telefonum bozuktu. Bu sebeple arızalı olduğundan kendi kendine kapanmış olabilir. Telefonumu evde çocuklar ile kardeşlerim ile açmak için uğraşırdım. Ancak açılmadı. Bir iki gün sonra gidip tekrar telefon aldım. Çünkü işim telefonlaydı. Bildiklerim bunlardan ibarettir. Beraatime ve tahliyeme karar verilsin" dedi.
Maktulün diğer kayınbiraderi sanık Mehmet Hanifi Y. de suçlamaları kabul etmeyerek beraatini talep etti.