SAVAŞIN GÖLGESİNDE BİR DÜNYA

Dünya yine aynı hikâyenin eşiğinde duruyor. Tarih boyunca defalarca yazılmış ama nedense insanlığın bir türlü ders çıkarmadığı o hikâye…

Savaş.

Bugün İran ile İsrail arasında yükselen gerilim yalnızca iki ülke arasındaki bir mesele değil. Ortadoğu’da yaşanan her gerginlik gibi bu durum da bütün dünyayı yakından ilgilendiriyor. Çünkü bu coğrafya sadece sınırların değil, enerji yollarının, ticaret hatlarının ve küresel dengelerin kesiştiği bir yer.

Ama bütün bu stratejik hesapların ötesinde bir gerçek var:

Savaş dediğimiz şey aslında insanların hayatıdır.

Bir şehir bombalandığında sadece binalar yıkılmaz. Bir annenin umudu yıkılır. Bir çocuğun geleceği yarım kalır. Bir ailenin hayatı bir gecede değişir.

Bu yüzden savaş üzerine konuşurken önce vicdanın sesini dinlemek gerekir.

Çünkü savaşın kazananı yoktur. Ortadoğu’da yaşanacak büyük bir çatışma ihtimali, dünyanın ekonomik dengelerini de doğal olarak etkiler. Bu coğrafya enerji kaynakları ve geçiş yolları açısından dünyanın en hassas bölgelerinden biridir.

Böyle dönemlerde petrol fiyatları dalgalanır, ticaret yolları konuşulmaya başlanır, piyasalar tedirgin olur. Türkiye gibi enerjiye büyük ölçüde dışarıdan bağımlı ülkelerde ise bu tür gelişmeler ister istemez ekonomik bir baskı yaratabilir.

Enerji maliyetlerinin artması, üretimden ulaşıma kadar birçok alana yansır. Yani savaş sadece cephede kalmaz; etkisi kilometrelerce ötede insanların günlük hayatına kadar ulaşır.

Bir başka ifadeyle, savaş uzakta bile olsa aslında hepimizin hayatına dokunur.

Ama bütün bunların ötesinde daha önemli bir soru var. Gerçekten buna değer mi?

Haritalar değişebilir.

Siyasi dengeler değişebilir ama kaybedilen hayatlar geri gelmez.

Tarih bize şunu defalarca gösterdi:

Savaş başladığında yalnızca askerler değil, insanlık kaybeder.

Bugün dünyanın ihtiyacı yeni savaşlar değil.

Daha fazla akıl, daha fazla diyalog ve daha fazla barış.

Silahların değil, insanların konuştuğu bir dünya.

Çünkü insanlık artık yeni savaş hikâyeleri değil, yeni barış hikâyeleri yazmayı hak ediyor

ve belki de en güçlü cümle şu olmalı:

Savaşa hayır.

Her yerde, her zaman, herkes için.