GÜNCEL

‘Suç örgütleri yalnızca sokakta değil çocukların cebindeki telefonun içinde’

‘Beğeniyle başlayan bir temasın bir çocuğun hayatında nasıl bir kırılmaya dönüşebileceğini çoğu zaman geç fark ediyoruz’ diyerek sözlerine başlayan Psikolog Zeynep Buse Yengil, ‘’Ekranın karşısında masum görünen bir “like”, gelen bir takip isteği ya da atılan bir özel mesaj bazen planlı bir yaklaşımın ilk adımı olabiliyor. Artık suç örgütleri yalnızca sokakta değil; çocuklarımızın cebindeki telefonun içinde’’ dedi.

‘Beğeniyle başlayan bir temasın bir çocuğun hayatında nasıl bir kırılmaya dönüşebileceğini çoğu zaman geç fark ediyoruz’ diyerek sözlerine başlayan Psikolog Zeynep Buse Yengil, ‘’Ekranın karşısında masum görünen bir “like”, gelen bir takip isteği ya da atılan bir özel mesaj bazen planlı bir yaklaşımın ilk adımı olabiliyor. Artık suç örgütleri yalnızca sokakta değil; çocuklarımızın cebindeki telefonun içinde’’ dedi.
Çocuklar, riskli yapılara daha açık hale geldikleri için ağlara sürükleniyorlar

Yengil, ‘’Sosyal medya üzerinden lüks yaşam görüntüleriyle, güçlü figürlerle, hızlı para vaadiyle görünür oluyor; ardından iletişimi daha kapalı alanlara taşıyarak bağı derinleştiriyorlar. Dışarıdan bakıldığında cazip görünen bu dünya, aslında adım adım örülen bir ağdan ibaret. Bir psikolog olarak bu tabloya yalnızca bir güvenlik meselesi gibi bakamıyorum. Çünkü burada asıl dikkat çekici olan, çocukların hangi duygusal ihtiyaçlarının hedef alındığıdır. Çocuklar ve ergenler “kötü oldukları” için değil; ait olma, değerli hissetme, güçlü görünme ve görünür olma ihtiyaçları karşılanmadığında riskli yapılara daha açık hale geldikleri için bu ağlara sürükleniyorlar’’ ifadelerini kullandı.

Boşluğu doldurmak bizim sorumluluğumuz

‘Riskli yapılar boşlukta büyür; o boşluğu doldurmak bizim sorumluluğumuzdur’ diyen Yengil, ‘’Gaziantep özelinde baktığımızda ise genç nüfusun yoğunluğu, ekonomik dalgalanmaların aileler üzerindeki baskısı ve mahalle kültürünün güçlü yapısı bu konuyu daha hassas hale getiriyor. Ailelerin geçim kaygısıyla daha uzun saatler çalışması, çocukların dijital dünyada daha yalnız kalmasına neden olabiliyor. Gençlerin hem sokakta hem sosyal medyada görünür olma ihtiyacı artarken, sağlıklı alternatif alanların yetersiz kaldığı durumlarda riskli yapılar daha hızlı yayılabiliyor. Bu nedenle yerel düzeyde gençlik merkezlerinin, spor alanlarının ve ücretsiz sanat atölyelerinin artırılması; mahalle bazlı koruyucu ruh sağlığı çalışmalarının yaygınlaştırılması oldukça kıymetlidir. Riskli yapılar boşlukta büyür; o boşluğu doldurmak bizim sorumluluğumuzdur’’ şeklinde konuştu.

Sosyal medya aynı zamanda kimlik inşa ettikleri bir sahne

Ergenlik döneminin kimlik arayışının, sınır denemelerinin ve yoğun duyguların yaşandığı bir dönem olduğunu kaydeden Yengil, ‘’Bu yaş grubundaki gençler için sosyal medya yalnızca bir eğlence alanı değil; aynı zamanda kimlik inşa ettikleri bir sahnedir. Lüks yaşam imgeleri, hızlı para kazanma vaadi, ‘Abi’ figürü üzerinden kurulan sahte koruyuculuk dili ve rap kültürü ya da dizi karakterleri üzerinden romantize edilen suç anlatıları; özellikle değersizlik, dışlanmışlık ya da başarısızlık duyguları yaşayan gençler için güçlü bir çekim oluşturabiliyor’’ açıklamasını yaptı.

Asıl mesele maddi vaat değil psikolojik vaat

Yengil, ‘’Asıl mesele maddi vaat değil; psikolojik vaat. “Seni görüyoruz. Seni önemsiyoruz. Sen güçlüsün.” Bu noktada özellikle altını çizmek istediğim kavramlardan biri “grooming”, yani adım adım manipülasyon sürecidir. Grooming bir anda gerçekleşmez; yavaş, planlı ve çoğu zaman çocuğun fark edemeyeceği kadar kademeli ilerler. Önce güven kurulur. Ortak ilgi alanları üzerinden bağ oluşturulur. Ardından çocuk özel hissettirilir, sır paylaşımı başlar. ‘Bunu kimseye söyleme, bu bizim aramızda’ gibi cümlelerle gizlilik normalize edilir. Küçük istekler zamanla daha büyük taleplere dönüşür. Bu süreçte çocuk kendini tehdit altında değil, aksine değerli ve seçilmiş hisseder. İşte bu yüzden grooming son derece tehlikelidir; çünkü çocuk manipüle edildiğini değil, kabul gördüğünü düşünür. Suç örgütleri çocukları bir anda değil, tam da bu mekanizma üzerinden içine çeker. Önce bir beğeni, sonra bir mesaj, ardından özel gruplara davet’’ tespitini yaptı.

Yasak çoğu zaman gizliliği artırır

Ailelere çağrıda bulunan Yengil, ‘’Öncelikle şunu kabul etmemiz gerekiyor; sadece yasak koymak çözüm değildir. Yasak çoğu zaman gizliliği artırır. Bunun yerine dijital dünyayı konuşulabilir hale getirmek gerekir. “Bugün sosyal medyada ne dikkatini çekti?” ya da “Bu paylaşımlardaki hayat sana ne hissettirdi?” gibi sorular, çocuğun hem duygusunu hem düşüncesini açmasına alan tanır. Eleştirel düşünme becerisi kazanan bir genç, her parlayan hayatın gerçek olmadığını daha kolay fark eder’’ değerlendirmesinde bulundu.

Okullara da ciddi sorumluluk düşüyor

Psikolog Zeynep Buse Yengil, konuşmasını şöyle sürdürdü: ‘’Çocukların güçlü yönlerini fark edip desteklemek çok önemli. Eğer bir genç evde ve okulda kendini değerli hissediyorsa, dışarıdaki sahte değer tekliflerine karşı daha dirençlidir. Okullara da ciddi sorumluluk düşüyor. Dijital okuryazarlık artık lüks değil, zorunluluktur. Çocuklara sadece “internet tehlikelidir” demek yetmez. Manipülasyon nasıl işler, grooming nedir, sahte hesap nasıl anlaşılır, riskli bir davet nasıl değerlendirilir; bunları öğretmek gerekir. Rehberlik servislerinin güçlendirilmesi ve risk altındaki çocukların erken fark edilmesi de koruyucu ruh sağlığı açısından hayati önemdedir.’’