Bilindiği üzere küresel iklime bağlı olarak kuraklık her geçen gün etkisini daha fazla hissettiriyor. Tabii kuraklık A’dan Z’ye tüm ürünleri olumsuz etkilediğini de bilmek gerekiyor.
Çiftçiler, hububat ekimi yapacak ama yağmur bekliyordu, zeytin toplayacak ama yağmur bekliyordu.
Nihayet beklenen yağmur yağdı...
Yağış hem vatandaşın hem de çiftçinin yüzünü güldürdü. Sevindirdi; çünkü vatandaş yağmura hasret kalmıştı. Çiftçi ise şimdi gönül rahatlığıyla tarlasını ekebilir zeytinini toplayabilir.
Lakin halen tehlike geçmiş değil…
Normal şartlarda Gaziantep’e metrekareye 500 kilogram üzerinde yağış düşmesi lazım. Bunun altında olursa kuraklık olarak değerlendiriyor…
Şöyle de bir durum söz konusu; yağış kentin her tarafına aynı oranda yağmadı. Kimi bölgesine aşırı kimi bölgesine ise çok az…
Kuraklık artık ciddi olarak hayatımıza girdi, şimdi ise yapılacak olan şey belli; kuraklığın etkisini ne kadar azaltabiliriz. Bunun üzerine çalışmalar yapılmalı diye düşünüyorum.
Bulunduğumuz coğrafyayı da göz önüne alırsak, işimiz hiç de kolay değil. Kuraklığın en fazla etkilendiği bölgede bulunuyoruz.
Hani derler ya coğrafya kaderdir diye, evet coğrafya kaderdir, ama o kaderi değiştirmek elimizde. Yanı başımız akan bir Fırat var. Bunu çok iyi bir şekilde değerlendirip, suyun Gaziantep topraklarıyla buluşması sağlanmalı..
Dediğimiz gibi yapış yüzleri güldürdü ama yetmez. Çünkü önümüzdeki çok uzun bir kış var…