GÜNCEL

‘ANTEP FISTIĞI ÜRETİCİLERİ BİRLİĞİ OLUŞTURMALI’

Yeşil altın olarak bilinen Antepfıstığı hasadı başladı. Ancak piyasanın su altı olarak bilinen boz fıstığın kilogramının 235 liradan açılması çiftçileri üzdü.

Yeşil altın olarak bilinen Antepfıstığı hasadı başladı. Ancak piyasanın su altı olarak bilinen boz fıstığın kilogramının 235 liradan açılması çiftçileri üzdü.

‘Bu fiyatı kim belirliyor’ sorusunu soran Ziraat Mühendisi Karaca Bozgeyik, ‘’Gaziantep, Şanlıurfa, Kilis, Adıyaman, Kahramanmaraş ve diğer üretici bölgelerdeki çiftçiler bir araya gelerek güçlü bir "Antep Fıstığı Üreticileri Birliği" oluşturmalıdır’’ çağrısında bulundu.

Alın teri birkaç rakama sığdırılamaz

Bir yıllık emeğin, alın terinin ve riskin karşılığının birkaç rakama sığdırıldığını ifade eden Bozgeyik, ‘’Oysa o rakamın arkasında kuraklıkla mücadele eden, don korkusuyla geceleri uykusuz kalan, artan mazot, gübre, ilaç ve işçilik maliyetleri altında üretmeye çalışan binlerce üretici bulunuyor. Antep fıstığı sıradan bir tarım ürünü değildir. Gaziantep'in kültürüdür, bölgenin ekonomisidir, ihracat gücüdür’’ şeklinde konuştu.

Çiftçi, ürününün değerini belirlemede çoğu zaman söz sahibi değil

Bozgeyik, ‘’Dünyanın birçok ülkesinde ‘Fıstık’ denildiğinde akla Antepfıstığı gelir, Gaziantep gelir. Ancak bu değeri üreten çiftçi, ürününün değerini belirleme noktasında çoğu zaman söz sahibi değildir. Asıl sorun fiyatın 235 lira olması ya da olmaması değildir. Asıl sorun, fiyat açıklanırken üreticinin masada bulunmamasıdır. Bugün Antep fıstığı üreticisi dağınıktır. Her üretici kendi bahçesinin, kendi ürününün derdindedir. Oysa piyasada etkili olanlar örgütlüdür; tüccar örgütlüdür, sanayici örgütlüdür, ihracatçı örgütlüdür. Örgütsüz olan ise üreticidir, çiftçidir. Bu nedenle her hasat döneminde aynı tartışmalar yaşanır. Üretici fiyatın düşük olduğunu söyler, piyasa şartları gerekçe gösterilir ve sezon sona erer. Ertesi yıl aynı hikâye yeniden başlar’’ dedi.

Artık sorunun kaynağı doğru teşhis edilmeli

Artık sorunun kaynağının doğru teşhis edilmesi gerektiğini ifade eden Bozgeyik, ‘’Üreticinin en büyük eksiği güçlü bir temsil mekanizmasının bulunmamasıdır. Gaziantep, Şanlıurfa, Kilis, Adıyaman, Kahramanmaraş ve diğer üretici bölgelerdeki çiftçiler bir araya gelerek güçlü bir ‘Antep Fıstığı Üreticileri Birliği’ oluşturmalıdır. Bu birlik sadece tabela örgütü olmamalıdır. Üretim maliyetlerini hesaplayan, taban fiyat önerisi açıklayan, lisanslı depoculuğu geliştiren, ürün borsalarını takip eden, ihracat politikalarına müdahil olan ve gerektiğinde üretici adına masaya oturan bir yapı haline gelmelidir’’ şeklinde konuştu.

Üretici, ürününü hasat ettiği gün satmak zorunda bırakılmamalı

Üretici ürününü hasat ettiği gün satmak zorunda bırakılmaması gerektiğini sözlerine ekleyen Bozgeyik, ‘’Depolama, finansman ve pazarlama olanakları geliştirilerek çiftçinin ürününü değer bulduğu zamanda satabilmesi sağlanmalıdır. Çünkü hasat döneminde ürün bol, üretici çaresiz; birkaç ay sonra ise ürün kıymetli hale gelmektedir’’ değerlendirmesinde bulundu.

Ziraat Mühendisi Karaca Bozgeyik, konuşmasını şu kelimelerle sonlandırdı: ‘’Antep fıstığı bu bölgenin "yeşil altını" olarak tanımlanıyor. Ancak altının gerçek sahibi, onu üretenler değilse bu tanımın ne anlamı vardır? Belki de bu yıl üreticilerin sorması gereken soru şudur; ‘Fıstığın fiyatı kaç lira?’ değil, ‘Biz neden hâlâ kendi ürünümüzün fiyatı üzerinde söz sahibi değiliz?’ İşte bu sorunun cevabı, yeni bir örgütlenme anlayışında yatıyor. Çünkü bireysel olarak satılan ürünler piyasanın insafına kalır; örgütlü üretici ise kendi geleceğine yön verebilir. Antep fıstığının geleceği, sadece ağaçlarda değil; üreticilerin yan yana durabilme iradesinde saklıdır.’’