Eğitim Sen Gaziantep Şubesi, düzenlediği basın açıklamasında Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in 3 yıllık görev süresini değerlendirdi.
Liyakat sistemi tamamen çökmüştür
Basın açıklamasını yapan Eğitim Sen Gaziantep Şube Başkanı Ömer Parlakçı, ‘’Ataması yapılmayan yüz binlerce öğretmen intihara ve güvencesiz işlerde çalışmaya itilmiş durumdadır. Okullardaki mevcut öğretmenler ise ekonomik sorunlar, mobbing ve sendikal ayrımcılık kıskacında hayatta kalma mücadelesi vermektedir. On binlerce öğretmen adayı “mülakat gibi mülakat” vaadiyle mağdur edilmiş, liyakat sistemi tamamen çökmüştür. Mülakat mağduru öğretmenler yaşanan haksızlıklara karşı her fırsatta sesini yükseltmektedir’’ dedi.
Çocuklar ağır ve tehlikeli işlerde ucuz iş gücü olarak çalıştırılıyor
Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) eliyle çocukların “eğitim” adı altında ağır ve tehlikeli iş kollarında ucuz iş gücü olarak çalıştırıldığına dikkat çeken Parlakçı, ‘’Bakanlığın “eğitim-üretim ilişkisi” olarak pazarladığı modelin arkasında; yetersiz denetimler, kâğıt üzerinde kalan raporlar, çocuk emeğinin sömürüsü ve iş cinayetlerinde yaşamını yitiren çocukların acı gerçeği bulunmaktadır. Türkiye’de kamusal bir hak olması gereken eğitim, piyasacı ve plansız politikalarla ihtiyaçlara göre yeniden biçimlendirilmekte; çocukların üstün yararı değil, piyasanın çıkarları esas alınmaktadır’’ ifadelerini kullandı.
Yönetim anlayışının eğitim sistemini getirdiği nokta ortada
Parlakçı, ‘’Bakanlığın kurumsal videolarında modern laboratuvarlar, pırıl pırıl sınıflar ve huzurlu okul ortamları gösterilmektedir. Ancak gerçek tablo bundan çok farklıdır. Okulların bütçeleri yetersiz bırakılmış, temizlik personeli sorunu kalıcı hale gelmiş, temizlik malzemesi tedariki ise büyük ölçüde velilerin sırtına yüklenmiştir. Bakan Tekin’in Meclis kürsüsünden yerel yönetimleri suçlamaya çalışırken söylemek zorunda kaldığı “Okullarda sabun var ama çeşmeden su akmıyor” ifadesi, okullardaki hijyen, altyapı ve güvenlik krizinin en açık göstergelerinden biridir. Çocukların en temel insani ihtiyaçlarını dahi karşılayamayan bir yönetim anlayışının eğitim sistemini getirdiği nokta ortadadır’’ açıklamasını yaptı.
Çalışma barışı bozulmuştur
‘Yusuf Tekin’in görev süresinde öğretmenlerin emeğine ve sistemin taşıyıcı gücü olduğuna dair yaptığı vurgular sahadaki pratikle açıktan çelişmektedir’ diyen Parlakçı, ‘’Bakanlık, mülakat sistemini ve şaibeli elemeleri uygulamaya devam ederek liyakati tamamen yok etmiştir. “Öğretmenlik Mesleği Kanunu” ile eşit işe eşit ücret ilkesi yok sayılmış, öğretmenler “uzman-başöğretmen” gibi hiyerarşik basamaklara ayrılarak çalışma barışı bozulmuştur’’ değerlendirmesinde bulundu.
Kamusal ve demokratik eğitimin yılmaz savunucusu olmaya devam edeceğiz
Gerçek bir eğitim reformunun kurumsal videolarla parlatılan görselliğin propaganda aracına dönüştürülmesiyle değil, kamusal, parasız, demokratik, nitelikli, bilimsel, laik, cinsiyet eşitlikçi yaşama geçirilmesiyle mümkün olacağına dikkat çeken Parlakçı, ‘’Bakanlığın süslü söylemleri ve “başarı” anlatısı, toplumun önüne konulmuş bir “Masal” olmaktan öteye geçmemektedir. Eğitim Sen olarak bizler; eğitim emekçilerinin örgütlü gücüne, velilerin ve öğrencilerin eşit, özgür ve nitelikli eğitim hakkına dayanarak, bu masalın karşısına gerçekleri koymaya ve örgütlü olduğu tüm okullarda ve işyerlerinde laikliğin, bilimin, kamusal ve demokratik eğitimin yılmaz savunucusu olmaya devam edeceğiz’’ mesajını verdi.
Koyu karanlık bir dönem olmuştur
Eğitim Sen Gaziantep Şube Başkanı Ömer Parlakçı, konuşmasını şöyle sürdürdü: ‘’Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in görevdeki ilk üç yılı; eğitim emekçilerinin yoksullaştığı, angarya çalıştırma ve fiili sürgün politikalarının hayata geçirildiği, milyonlarca öğrencinin bir öğün ücretsiz yemek ve temiz suya muhtaç edildiği, okulların hijyen sorunlarıyla ve personel yetersizliği ile boğuştuğu, eğitim sisteminin yeniden biçimlendirilmek istendiği koyu karanlık bir dönem olmuştur.’’