Yaklaşık 20 yıl önce Zeugma mozaiklerinden etkilenerek bu alana yönelen Sökücü, kurduğu Jale Tekinalp Yücel Kültür ve Sanat Merkezi’nde yaklaşık 10 kişilik ekibiyle gençlere ve sanatseverlere mozaik sanatını tanıtıyor. Sökücü, sanatın hem kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasına hem de atıkların yeniden değerlendirilmesine katkı sağladığını belirtiyor.

Zeugma mozaikleri hayatının dönüm noktası oldu

Gaziantep, binlerce yıllık geçmişiyle mozaik sanatının önemli merkezleri arasında yer alırken, kentte bu kültürel mirası yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak için çalışmalar sürüyor. Kültür Bakanlığı mozaik sanatçısı Gülçin Sökücü de yaklaşık 20 yıl önce Zeugma mozaiklerinden etkilenerek başladığı sanat yolculuğunu, gençlere eğitim vererek ve farklı materyalleri sanat eserlerine dönüştürerek sürdürüyor.

Zeugma mozaiklerinin ilk bulunduğu dönemlerde eski müzede gördüğü çalışmalardan etkilendiğini anlatan Sökücü, bu sanatın hayatında önemli bir yer edinmesi gerektiğine karar verdiğini söyledi. Daha sonra çeşitli eğitimler alan Sökücü, hayalini kurduğu eğitim merkezini Gaziantep’te hayata geçirdi.

Mozaik sanatının birbirinden farklı materyallerin bir araya getirilerek bir görüntü veya resim oluşturulmasına dayandığını belirten Sökücü, bu sanatın yalnızca estetik bir üretim biçimi olmadığını, aynı zamanda insanlık tarihine ilişkin hikâyeleri de bünyesinde barındırdığını ifade etti.

Sökücü, mozaik sanatına yönelmesinde etkili olan süreci şöyle anlattı:

“Yaklaşık 20 yıl önce başladım. İlk Zeugma mozaiklerinin bulunduğu zamanlarda eski müzede çalışmaları gördüğümde etkilendim ve hayatımın en önemli noktasında olması gerektiğine karar verdim. Daha sonra eğitimler alarak hayalim olan bu eğitim merkezini kurdum.”

“Mozaik, tarihin ilk piksel sanatı”

Mozaik sanatının geçmişten günümüze insan yaşamına ilişkin pek çok hikâyeyi taşıdığını vurgulayan Sökücü, eserlerde aşk, siyaset, edebiyat, devletler, savaşlar, düğünler ve şölenler gibi birçok konunun yer alabildiğini belirtti.

Tarih boyunca doğal taşların yanı sıra cam hamurlarının da mozaik yapımında kullanıldığını anlatan Sökücü, günümüzde farklı materyallerle özgün çalışmalar ortaya çıkarılabildiğine dikkat çekti.

Mozaik sanatını “tarihin ilk piksel sanatı” olarak nitelendiren Sökücü, farklı parçaların bir araya gelerek bir bütün oluşturmasının kendisini etkilediğini dile getirdi. Bu sanatın evrensel bir iletişim aracı olduğunu ifade eden Sökücü, Gaziantep’in kültürünü, sanatını ve insan hikâyelerini mozaik aracılığıyla anlatmayı amaçladıklarını söyledi.

Sökücü, “Ben de hikâyelerimizi bu dille anlatabileceğimize inandım. Sanat evrensel bir iletişim aracı. Gaziantep'in vitrininde bu sanatı sergileyelim, şehrimizi, kültürümüzü, sanatımızı ve insanımızı anlatalım düşüncesiyle yola çıktık” dedi.

Atık camlar ve kırık seramikler yeniden hayat buluyor

Gülçin Sökücü ve ekibinin çalışmalarında kültürel mirasın yaşatılmasının yanı sıra çevreye duyarlı üretim anlayışı da önemli bir yer tutuyor. Kullanım ömrünü tamamlamış veya farklı nedenlerle işlevini yitirmiş materyaller, mozaik sanatı sayesinde yeniden değerlendirilebiliyor.

Kırık seramik parçaları, tabak kırıkları, atık camlar ve çeşitli kullanılmayan malzemeler, sanatçıların ellerinde dekoratif eşyalara ve aksesuarlara dönüşüyor. Böylece atık olarak görülen malzemeler, farklı tasarımlarla yeniden kullanılabilir ürünler hâline getiriliyor.

Bu yaklaşımı ileri dönüşümün önemli örneklerinden biri olarak değerlendiren Sökücü, kaynakların verimli kullanılmasının ve atık miktarının azaltılmasının önemine işaret etti.

Sökücü, mozaik sanatının ileri dönüşümle ilişkisine ilişkin şunları söyledi:

“Burada yaklaşık 10 kişilik bir ekibimiz var. Meslek liseleri, meslek yüksekokulları ve gençlerle daha çok çalışıyoruz. Çünkü hedefimiz genç kitle. Bu sanatın yayılmasını, bu topraklardan eskiden olduğu gibi yeniden yayılmasını istiyoruz. Modern, çağdaş sanatlar içerisine girmesini istiyoruz.”

Mozaik sanatının farklı malzemelerle uygulanabilmesinin üretim açısından geniş imkânlar sunduğunu belirten Sökücü, kırık ve kullanılmayan eşyaların değerlendirilmesinin hem sanatsal üretime hem de çevre bilincinin gelişmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti.

“Mozaik sanatı insanları

rahatlatıyor”

Mozaik çalışmalarının yalnızca ortaya bir eser çıkarmakla sınırlı olmadığını belirten Sökücü, üretim sürecinin insanlara psikolojik açıdan da iyi geldiğine ilişkin olumlu geri dönüşler aldıklarını söyledi.

Birbirinden farklı parçaların seçilmesi, renklerin ve şekillerin belirlenmesi, taşların uygun yerlere yerleştirilmesi gibi aşamaların dikkat ve sabır gerektirdiğini anlatan Sökücü, bu sürecin kişilerin günlük yaşamın yoğunluğundan uzaklaşmasına yardımcı olabildiğini dile getirdi.

Mozaik yapan kişilerin çalışma sırasında uzun süre üretime odaklandığını belirten Sökücü, katılımcıların bu süreçte rahatladıklarını ve kendi hikâyelerini sanat yoluyla anlatabildiklerini ifade etti.

Sökücü, “Mozaik aynı zamanda bir ileri dönüşüm ve terapi sanatı. İleri dönüşüm şu anda dünyanın en çok önem verdiği konulardan biri. Dünyayı çöplerle yok ediyoruz. Bugün ileri dönüşümün en güzel örneklerinden biri mozaik sanatı” diye konuştu.

Çalışmalar sırasında alınan geri dönüşlerin kendilerini motive ettiğini belirten Sökücü, mozaik sanatının insanlara hem üretme fırsatı sunduğunu hem de günlük stres ve yorgunluktan uzaklaşabilecekleri bir alan oluşturduğunu kaydetti.

Gençler mozaik

sanatıyla buluşuyor

Jale Tekinalp Yücel Kültür ve Sanat Merkezi’nde yaklaşık 10 kişilik ekiple çalışmalarını sürdüren Sökücü, özellikle gençlerin mozaik sanatıyla tanışmasını ve bu alanda kendilerini geliştirmesini hedefliyor.

Merkezde meslek liseleri, meslek yüksekokulları ve farklı üniversitelerden gelen öğrencilerle çalışmalar yapılıyor. Güzel sanatlar fakültelerinde öğrenim gören öğrenciler de yaz tatillerinde merkezi ziyaret ederek mozaik sanatını yakından tanıma ve uygulamalı çalışmalar yapma fırsatı buluyor.

Sökücü, mozaik sanatının yalnızca geçmişte kalmış bir kültürel değer olarak görülmemesi, çağdaş sanat anlayışı içerisinde de geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Gençlerin bu alana yönelmesinin hem sanatın yaygınlaşması hem de kültürel mirasın devamlılığı açısından önem taşıdığını vurguladı.

Merkezin farklı eğitim kurumlarından öğrencileri ağırladığını aktaran Sökücü, buradaki çalışmalarla mozaik sanatına yönelik farkındalığı artırmayı ve daha fazla kişinin bu sanatla tanışmasını sağlamayı amaçladıklarını söyledi.

Çingene Kızı mozaiğinin

eksik parçaları için

çalışma yaptılar

Gaziantep’in simgelerinden biri olan Çingene Kızı mozaiğinin kayıp parçalarının Türkiye’ye getirilmesi sürecinde de merkezde çalışmalar yürütüldü.

Sökücü, mozaiğin çevresindeki bazı parçaların yaklaşık 60 yıl önce ABD’nin Ohio eyaletine götürüldüğünü ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından bu parçaların geri getirilmesi için uzun süre çalışmalar yapıldığını anlattı.

Parçaların Türkiye’ye dönüşü sürecinde Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ve Kültür ve Turizm Bakanlığının talebi doğrultusunda, Ohio’daki parçaların yerine gönderilmek üzere mozaiklerin taklitlerinin hazırlandığını belirten Sökücü, bu çalışmalarda merkez olarak görev aldıklarını ifade etti.

Sökücü, sürece ilişkin şu bilgileri paylaştı:

“Bundan 60 yıl önce Çingene Kızı'nın etrafındaki kayıp parçalar ABD'deki Ohio'ya, bir üniversitede sergilenmek üzere götürülmüş. Kültür ve Turizm Bakanlığı yıllarca bunun için çaba sarf etmiş. Bir anlaşma protokolüne vardılar. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ve Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ohio'daki bu parçaların gelmesi için mozaiklerin taklitlerinin yapılarak oraya gönderilmesini istedi. Biz de bu merkezde Fatma Şahin'in talimatıyla o mozaiklerin taklitlerini yaptık ve gönderdik. Asılları, gerçekleri buraya o şekilde getirildi. Bu, ülke için ciddi bir katkıdır.”

Bu çalışmanın, merkezde yürütülen üretim faaliyetlerinin yanı sıra Gaziantep’in kültürel mirasının korunmasına yönelik çalışmalara da katkı sunduğunu belirten Sökücü, mozaik sanatının tarihî eserlerin ve kültürel değerlerin gelecek kuşaklara aktarılmasındaki önemine dikkat çekti.

Gastro mozaik ile gastronomi

ve sanat bir araya geliyor

Merkezde doğal taşlarla yapılan geleneksel mozaik çalışmalarının yanı sıra ileri dönüşüm ve Sökücü’nün “gastro mozaik” olarak adlandırdığı farklı uygulamalar da gerçekleştiriliyor. Yiyeceklerin kullanılmasıyla oluşturulan gastro mozaik eserleri, özellikle festivallerde ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor.

Gaziantep’in gastronomi alanındaki tanınırlığının kente gelen ziyaretçi sayısına katkı sağladığını belirten Sökücü, bu ilgiyi sanatla buluşturmayı önemsediklerini ifade etti. Gastronomi kültürünün mozaik sanatıyla bir araya getirilmesinin, kentin kültürel zenginliğini farklı bir yöntemle anlatma imkânı sunduğunu söyledi.

Sökücü, merkezde yapılan çalışmaların hem tarihî mirasa sahip çıkmayı hem de yeni üretim biçimleri geliştirmeyi amaçladığını belirterek, mozaik sanatının farklı materyallerle çağdaş uygulamalara taşınabileceğini kaydetti.

“Kültürel mirasımızı gelecek

nesillere aktarıyoruz”

Türkiye’nin en büyük mozaik eğitim merkezi olduğunu belirttiği Jale Tekinalp Yücel Kültür ve Sanat Merkezi’nin, farklı üniversitelerden öğrencileri ve sanatla ilgilenen kişileri ağırladığını söyleyen Sökücü, merkezin uluslararası ölçekte de tanınmasını hedeflediklerini dile getirdi.

Sökücü, merkezde doğal taş, ileri dönüşüm ve gastro mozaik alanlarında çalışmalar yapıldığını belirterek, sanatın hem geçmişle bağ kuran hem de çağdaş üretime imkân sağlayan yönünü ön plana çıkardı.

Gaziantep’in tarihî birikimiyle mozaik sanatının önemli bir merkez olduğunu vurgulayan Sökücü, kültürel değerlerin korunması ve genç kuşaklara aktarılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti.

Sökücü, “Biz bu merkezde tarihe ve kültürel miras değerlerimize sahip çıkıyor, bunları gelecek nesillere aktarıyoruz. Bu anlamda mozaik sanatı bizim için çok kıymetli” sözleriyle çalışmalarının temel amacını özetledi.

Gaziantep’te atık malzemelerin sanatsal eserlere dönüştürüldüğü çalışmalar, bir yandan çevre bilincine ve ileri dönüşüme dikkat çekerken diğer yandan kentin köklü mozaik geleneğinin çağdaş uygulamalarla yaşatılmasına katkı sunuyor.

Kaynak: İHA