Manisa’da bir okula düzenlenen ve 11 öğrencinin yaralanmasıyla sonuçlanan silahlı saldırı, akıllara çocukların şiddeti nasıl öğrendiği ve silaha nasıl bu kadar kolay ulaşabildiği geldi.

Uzman Klinik Psikolog Zeynep Buse Yengil, ‘‘Bir çocuğun elindeki silah yalnızca bir güvenlik sorunu değil. Bize aynı zamanda ailede, okulda ve toplumda çocukların duygusal ihtiyaçlarını ne kadar fark ettiğimizi de gösteriyor. Çocukları korumak, yalnızca tehlike ortaya çıktığında müdahale etmekle değil; o tehlikenin oluşabileceği koşulları mümkün olduğunca ortadan kaldırmakla başlıyor’’ dedi.

Çocuklar söylediklerimizden çok daha fazlasını, davranışlarımızdan öğreniyor

‘Böyle bir olayı yalnızca “Bir çocuk bunu neden yaptı?” sorusuyla açıklamaya çalışmak yeterli değil’ diyen Yengil, ‘’Olayın elbette kendine özgü koşulları ve hukuki boyutu var. Fakat psikolojik açıdan baktığımızda biraz daha geriye gitmemiz gerekiyor. Şiddet nasıl öğreniliyor? Nerede normalleşiyor? Çocuk öfkelendiğinde ne yapacağını kimden öğreniyor? Ve belki de en önemlisi, eline geçen silaha neden ulaşabiliyor? Çocuklar bize söylediklerimizden çok daha fazlasını, davranışlarımızdan öğreniyor’’ ifadelerini kullandı.

Zamanla bir problem çözme biçimi olarak öğrenme riski taşıyabiliyor

Yengil, ‘’Evde gördükleri bir tartışmadan, okulda yaşadıkları bir çatışmadan, arkadaş grubundaki ilişkilerden, sosyal medyada izledikleri içeriklerden ya da oynadıkları oyunlardan farklı mesajlar alabiliyorlar. Özellikle ergenlik döneminde kabul edilme, güçlü görünme ve bir gruba ait olma ihtiyacı daha da belirginleşebiliyor. Eğer bir çocuk çevresinde gücün bağırmak, korkutmak ya da zarar vermek üzerinden kurulduğunu görüyorsa, bunu zamanla bir problem çözme biçimi olarak öğrenme riski taşıyabiliyor’’ şeklinde konuştu.

Çocuğun davranışının arkasında ne olduğunu anlamaya çalışmalıyız

Önemli bir konuya parmak basan Yengil, ‘’Şiddet içerikli bir oyun oynayan, zaman zaman öfkelenen ya da davranış sorunları yaşayan her çocuk şiddet uygulayacak değildir. Çocukları tek bir davranış üzerinden “tehlikeli” ilan etmek hem doğru değil hem de çözüm üretmiyor. Hatta bazen çocuğun asıl ihtiyacını görmemize engel oluyor. Asıl yapmamız gereken, çocuğun davranışının arkasında ne olduğunu anlamaya çalışmak. Öfkesini nasıl ifade ettiğine, arkadaş ilişkilerine, yaşadığı çatışmalara, kendisini ne kadar yalnız hissettiğine ve yardım istediğinde karşısında nasıl bir yetişkin bulduğuna bakmak’’ açıklamasını yaptı.

Silah çocuğun eline nasıl geçti?

Çoğu zaman gözden kaçan bir sorunun olduğunu dile getiren Yengil, ‘’Silah çocuğun eline nasıl geçti? Çocukların şiddet davranışları hakkında konuşurken bütün sorumluluğu çocuğun üzerine bırakmak kolay olabilir. Fakat bir çocuğun ölümcül bir silaha ulaşabildiği koşulları da konuşmak zorundayız. Silahın bulunduğu ortam, silahın nasıl saklandığı ve çocuğun buna erişiminin nasıl mümkün olduğu, olayın değerlendirilmesi gereken önemli parçalarıdır’’ değerlendirmesinde bulundu.

Çocuğun yalnızca ders başarısını takip etmek yetmez

Konuyu Gaziantep açısından değerlendiren Psikolog Yengil, ‘’Gaziantep açısından baktığımda da bu konunun ayrıca önem taşıdığını düşünüyorum. Büyük bir şehirde çocukların ve ergenlerin karşılaştığı sosyal çevreler, aile yapıları ve yaşam koşulları birbirinden oldukça farklı olabiliyor. Bu nedenle ailelerin, okulların ve ruh sağlığı çalışanlarının birbirinden kopuk değil, iletişim içinde hareket etmesi gerekiyor. Çocuğun yalnızca ders başarısını takip etmek yetmez. Öfkesini nasıl yönettiğine, arkadaşlarıyla nasıl ilişki kurduğuna, bir problem karşısında ne yaptığına, hayal kırıklığı yaşadığında nasıl tepki verdiğine de bakmamız gerekiyor’’ önerisinde bulundu.

Asıl ihtiyacımız olan, daha ortaya çıkmadan önce riskleri fark edebilmek

Yengil, ‘’Bir çocuk davranışlarıyla “Ben burada zorlanıyorum” diye işaret veriyorsa, bunu yalnızca disiplin problemi olarak görmek yerine anlamaya çalışmak önemli. Okullardaki psikolojik danışmanlık ve rehberlik çalışmalarının güçlendirilmesi de bu nedenle önemli. Riskli davranışları erken fark etmek, aileleri zamanında bilgilendirmek ve gerektiğinde çocukları uygun profesyonel desteğe yönlendirmek, olay yaşandıktan sonra müdahale etmekten çok daha koruyucu olabilir. Çünkü şiddeti yalnızca ortaya çıktığında konuşmak bize yetmez. Asıl ihtiyacımız olan, daha ortaya çıkmadan önce riskleri fark edebilmek’’ diye konuştu.

Kimden yardım isteyebileceğini öğretmemiz gerekiyor

Bir çocuğun öfkesini anlatabileceği güvenilir bir yetişkininin olmasının, yardım istemenin güçsüzlük olmadığını öğrenmesinin, çatışmalarını şiddet kullanmadan çözebileceğini deneyimlemesinin ve silah gibi ölümcül araçlara erişiminin engellenmesinin bazen sanıldığından çok daha büyük bir fark yaratabileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Zeynep Buse Yengil, konuşmasını şöyle sürdürdü: ‘’Çocuklara sadece “Şiddet kullanma” demek yeterli değil. Öfkelendiğinde ne yapacağını, reddedildiğinde nasıl başa çıkacağını, hayal kırıklığı yaşadığında kendisini nasıl sakinleştireceğini ve zorlandığında kimden yardım isteyebileceğini de öğretmemiz gerekiyor.’’

Kaynak: Leyla Aysun GÖKŞEN