Batarya teknolojisi bir

üretim kaynağı değil

Batarya teknolojisinin bir üretim kaynağı olmadığını söyleyen Arıkan, ‘’Elektrik üretmez, üretilmiş enerjiyi depolar ve ihtiyaç olduğu zaman kullanılmasını sağlar. Bu temel fark doğru anlaşılmadığında, enerji planlamasında ölçek ve maliyet hataları ortaya çıkabilir’’ ifadelerini kullandı.

Arıkan, ‘’Sektörde ve görüşmelerde genellikle şu varsayım öne çıkıyor: “Gündüz güneşten üretiriz, gece bataryadan alırız.” Bu yaklaşımın teknik ve ekonomik boyutları çoğu zaman eksik değerlendirilir. Örneğin 10MW GES kurulu gücü olan bir sistemde, üretimin kesildiği saatlerde, bu tüketimi 2 saat boyunca bataryadan karşılamak için, yaklaşık 20 MWh depolama kapasitesi gerekir’’ açıklamasını yaptı.

Uzun süreli frekans

istikrarı, baz yük

santraller ile mümkündür

‘’100MW GES kurulu gücü olan bir sistemde, üretimin kesildigi saatlerde, bu tüketimi 2 saat boyunca bataryadan karşılamak için, yaklaşık 200 MWh depolama kapasitesi gerekir. Bu ölçekler son derece yüksek yatırım maliyeti anlamına gelir. Ayrıca batarya sistemlerinde zamanla kapasite kaybı yaşanır ve ekonomik ömür sınırlıdır. Aşırı akımlarda sistemden çıkarlar. Frekans kaymalarını düzeltemezler. Uzun süreli frekans istikrarı, baz yük santraller ile mümkündür’’ şeklinde konuştu.

Kavramsal netlik, sağlıklı enerji

politikalarının temel şartıdır

Batarya sistemlerinin, elektrik şebekesi omurgası çözümü olmaktan ziyade, yerel uygulamalarda, işletmelerde daha gerçekçi bir yatırım olduğunu ve maliyet analizlerinin doğru yapılması gerektiğini sözlerine ekleyen Arıkan, ‘’Enerji yatırımlarına yön veren tüm paydaşların, planlama süreçlerinde teknik gerçeklikleri ve ekonomik sürdürülebilirliği esas alması büyük önem taşımaktadır. Kavramsal netlik, sağlıklı enerji politikalarının temel şartıdır’’ değerlendirmesini yaptı.

Kaynak: Haber Merkezi