GÜNCEL

EĞİTİMCİLERDEN GENELGE TEPKİSİ!

Eğitim İş Gaziantep Şubesi, yaptığı basın açıklamasında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” genelgesini değerlendirdi.

Eğitim İş Gaziantep Şubesi, yaptığı basın açıklamasında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” genelgesini değerlendirdi.

Genelge yükümlülükler yaratmaya çalışan bir anlayışın ürünü

Basın açıklamasını okuyan Eğitim İş Gaziantep Şubesi Eğitim Sekreteri Mustafa Fakıbaba, ‘’ Genelge, eğitimin kronikleşmiş sorunlarına çözüm üretmek yerine öğretmeni daha fazla denetleyen, eğitim süreçlerini merkezi talimatlarla kuşatan ve yönetmeliklerle düzenlenmiş alanlarda dahi genelge yoluyla yeni yükümlülükler yaratmaya çalışan bir anlayışın ürünüdür’’ eleştirisini yaptı.

Bakanlık bir müdahale ve denetim düzeni kurmaya çalışmaktadır

Genelgenin, eğitimde farklılıkları ve özgünlüğü esas almak yerine öğretmeni ve öğrenciyi dar kalıplara sıkıştıran, tek tip öğretmen ve tek tip öğrenci anlayışı dayattığını dile getiren Fakıbaba, ‘’Eğitim sisteminin yapısal sorunlarından doğan sorumluluğu ise Bakanlığın üzerinden alarak öğretmenin ve öğrencinin omuzlarına yükleyen bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Bakanlık, öğretmenin yoksullaşmasını, okulların personel açığını, kalabalık sınıfları, öğretmen açığını, ücretli öğretmenlik ayıbını, eğitimde eşitsizliği ve giderek ağırlaşan çalışma koşullarını çözmek yerine, öğretmenin önlüğünden telefonuna, veliyle görüşmesinden kullanacağı dijital platforma, görev yapacağı okuldan görev yapacağı alana kadar uzanan bir müdahale ve denetim düzeni kurmaya çalışmaktadır’’ dedi.

Genelgenin bütününe hakim olan ‘tavizsiz’, ‘zorunlu’, ‘istisnasız’, ‘kesinlikle’, ‘ivedilikle’, “hiçbir şekilde” gibi ifadelerin bakanlığın eğitim çalışanlarıyla birlikte yönetme anlayışından giderek uzaklaştığını gösterdiğini kaydeden Fakıbaba, ‘’Eğitim, emir-komuta zinciri içerisinde yürütülecek mekanik bir faaliyet değildir. Öğretmen de Bakanlığın her yeni politikasını sorgulamadan uygulamakla yükümlü bir talimat memuru değildir. Hukuku genelgelerle aşmaya, öğretmenin mesleki özerkliğini idari talimatlarla daraltmaya ve öğretmeni itibarsızlaştırmaya, okulları güncel siyasi politikaların uygulama alanına dönüştürmeye yönelik hiçbir girişime sessiz kalmayacağız’’ mesajını verdi.

Genelgenin 26. maddesinde okul ve derslik kapasitelerinin tam kullanılmasının sağlanması, eğitim-öğretim yılı içerisinde sınıf mevcutlarında azalma olması halinde şubelerin birleştirilmesi ve öğrencisi kalmayan şubelerin kapatılmasının istendiğini ifade eden Fakıbaba, ‘’Tam kapasite anlayışının yalnızca ekonomik verimlilik şeklinde yorumlanması, sınıf mevcutlarının artmasına, öğretmenin öğrenciye ayırdığı sürenin azalmasına, öğretmenlerin norm kadro fazlası durumuna düşmesine, özellikle mesleki ve teknik eğitimde bölüm ve alanların tasfiye edilmesine, kimi durumlarda okulun bütünüyle kapanmasına neden olmaktadır’’ değerlendirmesini yaptı.

Kamusal yarar, eğitime erişim ve öğrencinin üstün yararıdır

Fakıbaba, ‘’Bir taraftan şubeleri birleştirerek ve kapatarak yeni norm fazlalıkları yaratmak, diğer taraftan norm fazlası öğretmenleri yılın herhangi bir döneminde başka okullara ve hatta başka alanlara göndermeye çalışmak, Bakanlığın kendi kararlarının sonucunu öğretmenlere yüklemesidir. Önceki yılın Genelgesinde öğrenci sayısı azalan köy okullarının açık tutulmasına ilişkin özel bir hüküm bulunurken bu yıl aynı güvenceye yer verilmemesi de kırsal bölgelerde eğitime erişim bakımından kaygı vericidir. Eğitim hizmetinde ölçüt ekonomik doluluk değil; kamusal yarar, eğitime erişim ve öğrencinin üstün yararıdır’’ ifadelerine yer verdi.