TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Gaziantep Şube Başkanı Yusuf Yılmaz, üretimde süreklilik ve üreticiye güvence sağlanması gerektiğini belirtti.
Üretimde süreklilik ve üreticiye güvence sağlanması gerekiyor
Yılmaz, ‘’Türkiye'de tarımsal üretim açısından en temel sorunlardan biri, üreticinin yeterli ve öngörülebilir gelir elde edememesidir. Artan girdi ve finansman maliyetleri karşısında üretici gelirlerinin yeterli oranda artmaması, üreticiyi borçlanmaya ve üretimden çekilmeye zorlamaktadır’’ açıklamasını yaptı.
Borçlanmaya dayalı tarımsal üretim sürdürülebilir değil
Borçlanmaya dayalı tarımsal üretimin sürdürülebilir değil olmadığını kaydeden Yılmaz, ‘’Tarımsal destekler sosyal yardım niteliğinden çıkarılmalı; üretim planlamasının temel araçlarından biri haline getirilmelidir. Çiftçinin üretim yapabilmesinin koşulları güvence altına alınmalıdır. Üretim maliyetleri düşürülmeli, destekler zamanında ve yeterli düzeyde ödenmeli, destekleme sistemi üretim planlamasıyla bütünleştirilmeli, üreticinin ürününü maliyetinin altında satmak zorunda bırakılmasının önüne geçilmelidir’’
Basınçlı ve kontrollü sulama sistemleri yaygınlaştırılmalı
İklim değişiminin ve artan su talebi karşısında su varlıkları üzerindeki baskının giderek arttığına dikkat çeken Yılmaz, ‘’Tarım sektörü açısından suyun yalnızca daha fazla kullanılmasına değil, daha etkin, planlı ve verimli kullanılmasına odaklanılmalıdır. Su kısıtı bulunan havzalarda ürün deseni yeniden değerlendirilerek su varlıklarımızın taşıma kapasitesiyle uyumlu üretim planlaması yapılmalı; basınçlı ve kontrollü sulama sistemleri yaygınlaştırılmalı, sulama yatırımları bilimsel önceliklere göre gerçekleştirilmelidir’’ ifadelerini kullandı.
Tarım arazileri, meralar, zeytinlikler ve ormanlar korunmalıdır
Yılmaz, ‘’Su hakkı, yaşam hakkıdır. Su varlıkları kamusal bir değer olarak korunmalıdır. Tarım arazileri, meralar, zeytinlikler ve ormanlar korunmalıdır. Tarımsal üretimin temel koşulu olan toprak varlığımız hızla artan yapılaşma, sanayi, enerji, madencilik ve ulaşım yatırımları nedeniyle baskı altındadır. Tarım arazilerinin tarım dışı amaçlarla kullanımının kolaylaştırılması, yalnızca bugünün üretim kapasitesini değil, gelecek kuşakların gıda güvencesini ve yeterliliğini de tehdit etmektedir. Tarım arazileri, meralar, zeytinlikler, ormanlar, sulak alanlar ve su havzaları rantın konusu değil, toplumun ortak varlıkları ve geleceğidir’’ tespitini yaptı.
Alım garantisi olmayan bir sistem gerçek anlamda planlı üretim değildir
Üretim planlaması bilimsel veriye dayanması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, ‘’Üretim planlaması; yalnızca belirli ürünlerin belirli alanlarda üretilmesinin ötesinde, toprak, su, iklim, pazar, üretici yapısı, girdi maliyetleri ve tüketici ihtiyaçlarını birlikte değerlendiren bütüncül bir sistem olarak ele alınmalıdır. Üreticinin hangi ürünü neden üreteceğini, ne kadar gelir elde edeceğini ve ürününü nerede pazarlayacağını öngöremediği, alım garantisi olmayan bir sistem gerçek anlamda planlı üretim değildir’’ şeklinde konuştu.





