Ekonomik nedenler, hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısı özellikle Z kuşağı olarak adlandırılan gençleri evlilikten uzaklaştırıyor.


Klinik Psikolog Zeynep Buse Yengil, ‘’Gençler artık evliliğe eskisi kadar sıcak bakmıyor. Bu değişim, tek bir nedenle açıklanamayacak kadar çok katmanlı: ekonomik koşullar, bireyselleşme eğilimi ve değişen yaşam öncelikleri bir arada etkili oluyor’’ dedi.

Bireyselleşme sürecinin doğal bir uzantısı olarak değerlendirilmeli
Z kuşağının, kendinden önceki nesillerden farklı bir öncelik sıralamasıyla büyüdüğünü ifade eden Yengil, ‘’Onlar için “yerleşmek”, hayatın ilk hedefi değil, belki de en son adımlarından biri. Evlilik yerine önce kariyer inşa etmek, ekonomik bağımsızlığını kazanmak, dünyayı gezmek ve kendi hayatını tek başına kurabilmek öncelik kazanıyor. Bu bir “evlilikten kaçış” değil, bireyselleşme sürecinin doğal bir uzantısı olarak değerlendirilmeli’’ şeklinde konuştu.

Ekonomik kaygılar ve geleceğe dair belirsizlik gibi somut engeller var

‘Evliliği önceki nesillere göre daha geç ya da temkinli bir şekilde ele almanın psikolojik bir tarafı da var’ diyen Yengil, ‘’Kendini tanımadan, ekonomik ve duygusal olarak olgunlaşmadan kurulan ilişkiler daha kırılgan oluyor. Bu açıdan bakıldığında evliliğin ertelenmesi, bazı gençler için bilinçli bir tercih haline geliyor. Ancak madalyonun öbür yüzünde ekonomik kaygılar, konut edinememe ve geleceğe dair belirsizlik gibi somut engeller de var. Yani gençlerin evlilikten uzaklaşması yalnızca bir “tercih” meselesi değil, aynı zamanda içinde bulundukları koşulların da bir sonucu’’ ifadelerini kullandı.

Dijital kültürün etkisi göz ardı edilmemeli

Dijital kültürün etkisinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade eden Yengil, ‘’Seyahat, özgürlük ve bireysel başarı üzerine kurulu bir sosyal medya ortamında büyüyen gençler, evliliği zaman zaman “özgürlüğün sonu” gibi algılayabiliyor. Oysa sağlıklı bir ilişki, özgürlüğü kısıtlayan değil, destekleyen bir yapı olabilir. Burada topluma ve ailelere düşen görev, evliliği bir “sınırlama” değil, bir “ortaklık” olarak yeniden anlatabilmek’’ açıklamasını yaptı.

Evlenme yaşı yükseliyor

Klinik Psikolog Yengil, ‘’Gaziantep gibi geleneksel aile yapısının hâlâ güçlü olduğu şehirlerde bu değişim daha yavaş seyrediyor, ama yine de kendini gösteriyor. Şehirde evlilik hâlâ güçlü bir toplumsal beklenti olarak var olsa da, gençlerin eğitim ve iş hayatına daha fazla yönelmesiyle birlikte evlenme yaşı burada da yükseliyor’’ değerlendirmesinde bulundu.

Evlilik yaşının yükselmesi bir “kriz” değil, bir “dönüşüm” olarak okunmalı

Özellikle üniversite eğitimi için şehir dışına çıkan gençlerin geri döndüklerinde evliliğe daha farklı bir bakış açısıyla yaklaştığına dikkat çeken Yengil, ‘’Gaziantep’in güçlü aile bağları bu süreci tersine çeviremese de, gençlerin evliliğe kendilerini gerçekten hazır hissettiklerinde adım atmalarını sağlayan bir denge unsuru olarak öne çıkıyor. Sonuç olarak, evlilik yaşının yükselmesi bir “kriz” değil, bir “dönüşüm” olarak okunmalı. Önemli olan, bu dönüşümü yargılamadan anlamak ve gençlerin kendi hayatlarını kurma sürecine saygı duymak’’ diye konuştu.

Kaynak: Adem Kesenek