Asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen halen acılar ilk günkü gibi tazeliğini koruyor.

50 bin üzerinde insan hayatını kaybetti, 100 bin üzerinde insan yaralandı, binlerce bina ise yıkıldı veya hasar aldı. Kahramanmaraş depremleriyle birlikte birçok hayaller ve hayatlarda yarım kaldı. Depremin yıldönümünde ise acılar bir kez daha katlandı.

6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin yıldönümü dolayısıyla açıklama yapan Jeoloji Mühendisleri Odası Gaziantep İl Temsilcisi Mehmet Emin Yılmaz, bu afetin yalnızca doğal bir olay değil, aynı zamanda bilimsel planlama, mühendislik hizmetleri ve denetim eksikliklerinin ağır bir sonucu olduğuna dikkat çekti.

Yılmaz, ‘’Unutulmamalıdır ki, depremler değil; ihmal, denetimsizlik ve bilimden uzak uygulamalar can almaktadır. Toplumun güvenli geleceği için deprem gerçeğiyle yüzleşmek ve gereğini yapmak herkesin sorumluluğudur’’ dedi.

Yılmaz, ‘’Jeoloji Mühendisleri Odası Gaziantep İl Temsilciliği olarak, bu depremlerin yıldönümünde bir kez daha vurgulamak isteriz ki; afetlerle mücadelede asıl başarı, afet sonrası değil, afet öncesi risk azaltma çalışmalarından geçmektedir. Gaziantep ili, Doğu Anadolu Fay Zonu (DAFZ) ile Ölü Deniz Fay Zonu’nun kuzey uzantılarına yakın bir konumda yer almakta olup, bölgesel ölçekte yüksek deprem tehlikesi barındırmaktadır. 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremler, DAFZ üzerinde gerçekleşen çok parçalı kırılmalar sonucunda Gaziantep’te güçlü şekilde hissedilmiş; il genelinde can kayıpları ve ciddi yapı hasarları meydana gelmiştir’’ hatırlatmasını yaptı.

Bu durum yapı hasarını ve risk seviyesini artırmaktadır

Gaziantep ve yakın çevresinde Sakçagözü Segmenti, Yesemek Segment, Amanos Fay Zonu, Doğu Anadolu Fay Zonu (DAFZ) ve Ölü Deniz Fay Zonu’nun kuzey segmentlerinin bulunduğunu söyleyen Yılmaz, ‘’Bu faylar, doğrudan şehir merkezinden geçmemekle birlikte, orta ve büyük ölçekli depremler üretme potansiyeline sahiptir. Ayrıca Gaziantep kent merkezinde yaygın olarak bulunan alüvyon ve gevşek zemin birimleri, deprem dalgalarının büyütülmesine neden olmakta; bu durum yapı hasarını ve risk seviyesini artırmaktadır’’ ifadelerini kullandı.

Ayrıntılı ve güncel zemin etütleri yapılmalı

Türkiye Deprem Tehlike Haritası’na göre Gaziantep’in, yüksek yer ivmesi değerlerine sahip bölgeler arasında yer aldığına dikkat çeken Yılmaz, ‘’Bu gerçek; ayrıntılı ve güncel zemin etütlerinin yapılmasını, yerel zemin koşullarını esas alan mikro-bölgeleme çalışmalarının tamamlanmasını, yapı tasarım ve denetim süreçlerinin mühendislik esaslarına uygun yürütülmesini, mevcut yapı stokunun bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır’’ değerlendirmesinde bulundu.

Yapı kalitesine bağlı olarak çok farklı hasar düzeyleri oluşmuştur

‘6 Şubat depremleri sonrasında Gaziantep’te gözlemlenen hasar dağılımı, zemin-yapı etkileşiminin hayati önemini açıkça ortaya koymuştur’ diyen Jeoloji Mühendisleri Odası Gaziantep İl Temsilcisi Mehmet Emin Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü: ‘’Aynı şiddette sarsıntıya maruz kalan bölgelerde, zemin özellikleri ve yapı kalitesine bağlı olarak çok farklı hasar düzeyleri oluşmuştur. 6 Şubat 2023 depremleri, unutulmaması gereken bir felaket olmanın ötesinde, bilim ve mühendislikten uzak uygulamaların nelere mal olabileceğini açıkça göstermiştir. Gaziantep özelinde ve ülke genelinde; bilimsel verilere dayalı planlama, afet öncesi risk azaltma politikalarının hayata geçirilmesi, meslek odaları, üniversiteler ve yerel yönetimler arasında etkin iş birliği, deprem dirençli kentler hedefiyle kentsel dönüşüm süreçlerini yürütülmesi ertelenemez bir zorunluluktur’’ dedi.

Kaynak: Adem Kesenek