5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü dolayısıyla basın açıklaması yapan Eğitim Sen Gaziantep Şubesi, 5 Ekim’i ağırlaşan sorunlarla karşıladıklarını belirtti.
Basın açıklamasını okuyan Eğitim Sen Gaziantep Şube Başkanı Ömer Parlakçı, ‘’Türkiye’de öğretmenler 5 Ekim’i yalnızca ekonomik kayıplarla değil; mesleki özerkliklerinin daraltılması, güvencesiz istihdam, ağır iş yükü, idari baskılar, şiddet, liyakatsiz yönetim anlayışı, sürekli değiştirilen eğitim politikaları ve mesleğin toplumsal değerinin aşındırılması gibi çok boyutlu sorunlarla karşılamaktadır’’ dedi.
Öğretmenlerin mesleki karar alanları daraltıldı
Son yıllarda müfredatın, eğitim programlarının ve okul işleyişinin giderek daha merkezi hale gelmesinin öğretmenlerin mesleki karar alanlarını daralttığına dikkat çeken Parlakçı, ‘’Öğretmenlerden bilimsel ve pedagojik değerlendirme yapan eğitimciler olmaktan çok, kendilerine verilen programı eksiksiz uygulayan personel olmaları beklenmektedir. Tek tip önlük gibi şekilsel düzenlemelerin öne çıkarılması da bu anlayışın bir yansımasıdır. Eğitim Sen açısından tartışılması gereken öğretmenin ne giydiği değil, öğretmenin ne kadar özgür olduğu, eğitim sürecinde ne kadar söz sahibi olduğu ve öğrencisinin ihtiyaçlarına göre ne kadar pedagojik karar alabildiğidir’’ açıklamasını yaptı.
İş tatmini 5 üzerinden yalnızca 2,37 düzeyinde kalmıştır
Eğitim Sen’in 6. Demokratik Eğitim Kurultayı kapsamında yürüttüğü araştırmaların, öğretmenlik mesleğinin bugün içinde bulunduğu tabloyu bilimsel verilerle de ortaya koyduğunu vurgulayan Parlakçı, ‘’Türkiye’nin farklı bölgelerinde görev yapan bin 91 öğretmenin katıldığı araştırmada öğretmenlerin görev algısı, mesleki benlik algısı, öz yeterliği ve mesleki adanmışlığı yüksek çıkarken, iş tatmini 5 üzerinden yalnızca 2,37 düzeyinde kalmıştır’’ ifadelerini kullandı.
Bu tablo bize çok açık bir gerçeği göstermektedir
Parlakçı, ‘’Aynı araştırmada öğretmenlerin yüzde 74’ü mesleğe ilişkin duygu durumlarının zaman içinde olumsuza doğru değiştiğini belirtmiştir. Bıkkınlık, tükenmişlik, yorgunluk, hayal kırıklığı, mesleki yabancılaşma ve gelecek kaygısı öğretmen anlatılarında öne çıkmaktadır. Buna karşılık öğretmenlerin en büyük olumlu duygu kaynağı öğrencileridir. Bu tablo bize çok açık bir gerçeği göstermektedir. Sorun öğretmende değil, öğretmeni tüketen eğitim sistemindedir’’ değerlendirmesinde bulundu.
Milli Eğitim Akademileri konusunda ortaya çıkan sonuç daha da çarpıcıdır
Eğitim fakültesi öğrencileriyle yapılan araştırmanın ise krizin yalnızca bugün görev yapan öğretmenlerle sınırlı olmadığını gösterdiğini belirten Parlakçı, ‘’Araştırmaya katılan öğretmen adaylarının yüzde 73’ü imkanı olsa başka bir fakültede okumak istediğini, yalnızca yüzde 27’si eğitim fakültesinde aldığı eğitimi yeterli bulduğunu belirtmiştir. Milli Eğitim Akademileri konusunda ortaya çıkan sonuç daha da çarpıcıdır. Öğretmen adaylarının yüzde 93’ü Milli Eğitim Akademileri kurulması yerine eğitim fakültelerinin yeniden yapılandırılması ve güçlendirilmesinin daha doğru olacağını düşünmektedir. Akademilerin eğitim fakültelerinden daha iyi öğretmen yetiştireceğini düşünenlerin oranı ise yalnızca yüzde 9’dur’’ dedi.
Gençler öğretmen olmadan geleceğinden kaygı duymaktadır
Verilerin öğretmen yetiştirme sisteminin yeniden ele alınması gerektiğini gösterdiğini dile getiren Başkan Parlakçı, ‘’Çözüm, eğitim fakültelerini işlevsizleştirmek ve öğretmen adaylarını mezuniyet sonrasında yeni bir sınav ve eğitim sürecine sokmak değildir. Çözüm; eğitim fakültelerini bilimsel, akademik ve pedagojik açıdan güçlendirmek, uygulamalı eğitimi artırmak, öğretmen adaylarının gelecek kaygısını ortadan kaldırmak ve mezuniyet sonrasında güvenceli istihdama geçişi sağlamaktır. Bugün karşımızda iki taraflı bir kriz vardır: Mesleğin içinde olan öğretmen sistem tarafından tüketilmekte, mesleğe hazırlanan genç ise daha öğretmen olmadan geleceğinden kaygı duymaktadır’’ tespitini yaptı.





