Prostat dokusuna kontrollü şekilde su buharı uygulanarak büyümüş dokunun zaman içerisinde küçülmesinin hedeflendiği yöntemin, uygun hastalarda minimal invaziv bir tedavi seçeneği olarak değerlendirilebildiği belirtildi.

Erkeklerde yaşla birlikte görülme sıklığı artan iyi huylu prostat büyümesi, günlük yaşamı olumsuz etkileyen çeşitli idrar şikayetlerine neden olabiliyor. İdrar akışında zayıflama, idrara başlamakta güçlük, sık idrara çıkma, geceleri birkaç kez tuvalete kalkma ve mesanenin tam boşalmadığı hissi, hastaların en sık dile getirdiği şikayetler arasında yer alıyor.

Medical Point Gaziantep Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Osman Barut, prostat büyümesinin tedavisinde kullanılan Rezum yöntemi hakkında bilgi vererek, yöntemin prostat dokusuna su buharı uygulanması esasına dayandığını söyledi.

Prostat büyümesinin erkeklerde yaş ilerledikçe daha sık görüldüğünü belirten Doç. Dr. Osman Barut, büyüyen prostatın idrar kanalına baskı oluşturabildiğini ifade etti.

Barut, “Prostat büyüdükçe idrar kanalına baskı oluşturabiliyor. Bunun sonucunda hastalarımızda idrar akımında zayıflama, idrar yapmaya başlamakta zorlanma, sık idrara çıkma, gece birkaç kez tuvalete kalkma ve mesanenin tam boşalmadığı hissi gibi şikayetler ortaya çıkabiliyor” dedi.

Bu tür şikayetlerin erkekler tarafından çoğu zaman yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak görülebildiğine dikkat çeken Barut, özellikle yaşam kalitesini etkileyen belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.

“Rezum ile prostat dokusuna

kontrollü şekilde su buharı

uyguluyoruz”

Rezum tedavisinin çalışma prensibini anlatan Doç. Dr. Osman Barut, işlemin idrar kanalından özel bir cihazla girilerek gerçekleştirildiğini söyledi.

Barut, “Rezum yönteminde idrar kanalından özel bir cihazla girerek prostatın büyümüş bölgelerine kontrollü şekilde su buharı uyguluyoruz. Su buharının taşıdığı ısı enerjisi prostat dokusunda kontrollü bir etki oluşturuyor. Tedavi edilen doku zaman içerisinde vücudun doğal iyileşme süreciyle küçülüyor. Böylece prostatın idrar kanalına yaptığı baskının azaltılmasını hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

Tedavinin prostatın anatomik yapısına göre planlandığını belirten Barut, her hastanın prostat büyümesinin aynı özellikleri taşımadığını söyledi.

Her prostat

büyümesi aynı şekilde

değerlendirilmemeli

Tedavi öncesinde prostatın boyutunun ve büyümenin hangi bölgelerde olduğunun ayrıntılı şekilde değerlendirilmesinin önemine işaret eden Barut, özellikle prostatın orta lobunun bulunup bulunmadığı ve idrar kanalına yaptığı baskının tedavi planında dikkate alındığını kaydetti.

Barut, “Her hastanın prostatı aynı şekilde büyümüyor. Bu nedenle işlem öncesinde prostatın boyutunu ve büyümenin hangi bölgelerde olduğunu değerlendiriyoruz. Özellikle prostatın orta lobunun bulunup bulunmadığı ve idrar kanalına yaptığı baskı tedavi planlamasında önem taşıyor” diye konuştu.

“Rezum’de prostat dokusunu

kesip çıkarmıyoruz”

Rezum yönteminin klasik prostat ameliyatlarından farklı özelliklere sahip olduğunu belirten Barut, uygulamada prostat dokusunun kesilerek çıkarılmadığını söyledi.

Barut, “Rezum uygulamasında prostatı kesip çıkarmıyoruz. İdrar kanalına baskı oluşturan prostat dokusunu hedefliyoruz. Su buharıyla bu bölgelerde kontrollü bir tedavi etkisi oluşturuyoruz. Daha sonra vücut bu dokuyu zaman içerisinde ortadan kaldırıyor ve prostatın küçülmesiyle birlikte idrar kanalındaki basıncın azalmasını amaçlıyoruz” dedi.

Minimal invaziv yöntemlerin uygun hastalarda önemli avantajlar sağlayabildiğini ifade eden Barut, ancak Rezum tedavisinin her prostat büyümesi bulunan hastaya uygulanamayacağının altını çizdi.

Tedavinin etkisi zaman

içerisinde ortaya çıkıyor

Rezum tedavisinin etkisinin işlem sonrasında hemen ortaya çıkmadığını belirten Barut, hastaların belirli bir iyileşme sürecinden geçmesi gerektiğini söyledi.

Klasik bazı prostat ameliyatlarında büyümüş dokunun işlem sırasında çıkarılması nedeniyle idrar akımındaki rahatlamanın daha erken görülebildiğini aktaran Barut, Rezum’de ise tedavi edilen dokunun zaman içerisinde küçülmesinin beklendiğini ifade etti.

Barut, “Klasik bazı prostat ameliyatlarında büyümüş prostat dokusu işlem sırasında çıkarıldığı için idrar akımındaki rahatlama daha erken dönemde görülebiliyor. Rezum’de ise tedavi edilen prostat dokusunun zaman içerisinde küçülmesini bekliyoruz. Bu nedenle hastalarımıza sabırlı olmaları gerektiğini anlatıyoruz. İlk dönemde idrar sıklığında, yanmada veya idrar yapma şikayetlerinde geçici artışlar olabilir. Takip sürecinde bu şikayetlerin azalmasını bekliyoruz” şeklinde konuştu.

“Her hastaya Rezum

uygulanmıyor”

Tedavide hasta seçiminin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Osman Barut, prostatın boyutu ve anatomisinin yanı sıra hastanın şikayetlerinin derecesi, mesane fonksiyonları, daha önce uygulanan tedaviler, genel sağlık durumu ve beklentilerinin de değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Barut, “Prostatın boyutu, anatomisi, hastanın şikayetlerinin derecesi, mesane fonksiyonları ve daha önce aldığı tedaviler bizim için önemli. Hastanın genel sağlık durumu ve beklentilerini de değerlendiriyoruz. Tüm bu değerlendirmeler sonucunda hastaya uygun tedavi yöntemini belirliyoruz” dedi.

Prostat büyümesinde tek bir tedavi seçeneğinin bulunmadığını vurgulayan Barut, bazı hastalarda ilaç tedavisinin yeterli olabileceğini, bazı hastalarda ise endoskopik veya lazer cerrahilerinin gündeme gelebileceğini söyledi.

Barut, uygun hastalarda Rezum yönteminin de minimal invaziv bir alternatif olarak değerlendirilebileceğini belirterek, “Burada amaç hastaya tek bir tedaviyi uygulamak değil, hasta için en doğru yöntemi seçmek” ifadelerini kullandı.

Cinsel fonksiyonların korunması

da tedavi planında önemli

Prostat tedavisinde yalnızca idrar şikayetlerinin giderilmesinin değil, hastaların yaşam kalitesinin korunmasının da önemli olduğunu belirten Barut, cinsel fonksiyonların korunmasının birçok hasta açısından önemli bir beklenti olduğunu dile getirdi.

Barut, “Prostat tedavisi planlarken hastalarımızın beklentilerini ayrıntılı olarak değerlendiriyoruz. Özellikle cinsel fonksiyonların korunması birçok hasta açısından önemli. Rezum gibi minimal invaziv yöntemleri değerlendirirken de bu konuları hastalarımızla konuşuyoruz” dedi.

“İdrar şikayetlerini

yaşlanmanın doğal sonucu

olarak görmeyin”

Erkeklerin idrarla ilgili sorunları yalnızca yaşlanmaya bağlamaması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Osman Barut, özellikle belirginleşen ve yaşam kalitesini etkileyen şikayetlerin mutlaka araştırılması gerektiğini vurguladı.

Gece sık sık idrara kalkma, idrar yaparken uzun süre bekleme, idrar akımının giderek zayıflaması ve mesanenin tam boşalmadığı hissinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Barut, bu şikayetlerin prostat büyümesinin yanı sıra farklı ürolojik hastalıklarla da ilişkili olabileceğini söyledi.

Barut, “Gece sık sık idrara kalkmak, idrar yaparken uzun süre beklemek, idrar akımının giderek zayıflaması veya mesanenin tam boşalmadığı hissi kişinin hayatının normal bir parçası olarak kabul edilmemeli. Bu şikayetlerin altında prostat büyümesi bulunabileceği gibi farklı ürolojik hastalıklar da olabilir. Bu nedenle özellikle yaşam kalitesini etkileyen idrar şikayetleri olan erkeklerin üroloji uzmanına başvurmasını öneriyoruz” diye konuştu.

Tedavi hastaya göre belirleniyor

Doç. Dr. Osman Barut, prostat büyümesi bulunan hastalarda ayrıntılı değerlendirme sonrasında ilaç tedavisinden cerrahi yöntemlere kadar farklı seçeneklerin gündeme gelebildiğini belirtti.

Hastanın prostat yapısı, şikayetlerinin düzeyi ve genel sağlık durumunun değerlendirilmesinin ardından en uygun tedavi yönteminin belirlenmesi gerektiğini ifade eden Barut, uygun hastalarda Rezum tedavisinin de alternatif bir minimal invaziv yöntem olarak kullanılabileceğini sözlerine ekledi.

Kaynak: İHA