Hastalığın her bireyde farklı seyredebildiğine dikkat çeken Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, ailede meme kanseri öyküsü bulunmasa veya herhangi bir belirti görülmese bile taramaların ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Yıldırım, meme sağlığının korunması ve olası değişikliklerin erken fark edilmesi için dikkat edilmesi gereken 9 önemli noktayı paylaştı.

Erken tanı için

düzenli kontrolleri

ihmal etmeyin

Meme kanserinde erken tanı, hastalığın tedavi sürecinde önemli bir rol oynuyor. Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, günlük hayatın yoğunluğu nedeniyle sağlık kontrollerinin ertelenmemesi gerektiğini belirterek kişilerin kendi sağlıklarına da zaman ayırmasının önemine dikkat çekti.

Yıldırım, bilimsel gelişmeler sayesinde tümörlerin özelliklerinin daha ayrıntılı incelenebildiğini ve tedavilerin hastalığın evresine, kişinin genel sağlık durumuna ve tercihlerine göre planlanabildiğini ifade etti. Her tümörün ve her hastanın farklı özellikler taşıdığını belirten Yıldırım, bu nedenle tedavi sürecinin kişiye özel yürütülmesi gerektiğini kaydetti.

Ağrısız kitleleri

de ciddiye alın

Memede fark edilen yeni bir kitlenin ağrıya neden olmaması, önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Her kitlenin kanser olmadığını belirten uzmanlar, özellikle yeni ortaya çıkan kitlelerin hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Meme veya koltuk altında fark edilen değişikliklerin göz ardı edilmemesi, olası hastalıkların erken dönemde değerlendirilmesine yardımcı oluyor.

Ailede kanser

öyküsü bulunmasa da

taramaları yaptırın

Meme kanseri yalnızca ailesinde bu hastalık bulunan kişilerde görülmüyor. Ailede meme kanseri öyküsünün olmaması, hastalığın gelişmeyeceği anlamına gelmiyor.

Bu nedenle kişilerin tarama kararını yalnızca aile öyküsüne göre vermemesi gerekiyor. Yaş, kişisel risk faktörleri ve hekim değerlendirmesi doğrultusunda uygun tarama programının belirlenmesi önem taşıyor.

Belirti ortaya

çıkmasını beklemeyin

Meme kanseri taramalarının temel amacı, hastalığı henüz belirti vermeden saptayabilmek. Kişinin kendisini iyi hissetmesi veya herhangi bir şikâyetinin bulunmaması, taramaya ihtiyaç olmadığı anlamına gelmiyor.

Türkiye'deki ulusal tarama programı kapsamında 40–69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi öneriliyor. Bununla birlikte taramanın hangi yaşta başlayacağı ve ne sıklıkla yapılacağı, kişinin risk durumuna göre değişebiliyor. Bu nedenle tarama takviminin hekimle birlikte belirlenmesi gerekiyor.

Memede yeni bir

değişiklik fark

ederseniz beklemeyin

Memede veya koltuk altında yeni bir kitle, meme derisinde çekinti, meme başında sonradan gelişen içe dönme ya da kanlı akıntı gibi belirtiler fark edildiğinde tarama tarihini beklemeden hekime başvurulması gerekiyor.

Bu belirtiler her zaman meme kanserine işaret etmese de gecikmeden değerlendirilmesi önem taşıyor. Özellikle yeni ortaya çıkan değişikliklerin erken dönemde incelenmesi, gerekli tanı yöntemlerinin zamanında uygulanmasını sağlayabiliyor.

Tarama randevularınızı

ertelemeyin

Düzenli sağlık kontrollerinin günlük yaşamın bir parçası haline getirilmesi, meme sağlığının takibinde önemli bir yer tutuyor. Zamanı gelen taramaların ertelenmemesi ve randevuların önceden planlanması, kontrollerin aksamasının önüne geçebiliyor.

Uzmanlar, kişilerin sağlıklarını ikinci plana atmadan gerekli muayene ve taramaları düzenli şekilde yaptırmalarını öneriyor.

Kitle fark etmek hemen

ameliyat olunacağı

anlamına gelmiyor

Memede bir kitle saptanması, doğrudan cerrahi müdahale gerektiği anlamına gelmiyor. Öncelikle kitlenin muayene edilmesi ve uygun görüntüleme yöntemleriyle değerlendirilmesi gerekiyor.

Gerekli görüldüğünde yapılan biyopsi, kitlenin niteliğinin belirlenmesine ve doğru tanının konulmasına yardımcı oluyor. Tanı sonuçlarına göre hastaya uygun tedavi seçenekleri değerlendiriliyor.

Meme kanseri tanısı alan hastalarda hastalığın seyri ve tedavi gereksinimleri aynı olmayabiliyor. Tümörün biyolojik özellikleri, hastalığın evresi ve kişinin genel sağlık durumu tedavi kararlarını etkileyebiliyor.

Bu nedenle başka bir hastaya uygulanan tedavinin herkes için uygun olacağı düşünülmemeli. Tedavi planının, hastanın kendi durumuna göre uzman hekimler tarafından hazırlanması gerekiyor.

Tedavi sürecinde

sorularınızı ve

tercihlerinizi dile getirin

Meme kanseri tedavisinde hastanın bilgilendirilmesi ve sürece aktif katılımı da önem taşıyor. Tedavinin hangi sırayla uygulanacağı, hangi yöntemin neden önerildiği ve olası seçeneklerin neler olduğu konusunda hekimle açık iletişim kurulması gerekiyor.

Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, tedavi planlamasında hastalığın özelliklerinin yanı sıra kişinin genel sağlık durumunun ve tercihlerinin de dikkate alındığını belirterek meme sağlığının takibinden tedavi sürecine kadar bilinçli hareket edilmesinin önemini vurguladı.

Kaynak: Haber Merkezi