Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Gaziantep Şubesi, gerçekleştiğini basın açıklamasında bazı sendikaların ayrıştırıcı açıklama ve pratiklerinin ekip anlayışına, ortak mücadeleye zarar verdiğini belirtti.

Basın açıklamasını okuyan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Gaziantep Şube Başkanı Yılmaz Sucu, ‘’Örgütlenme ve mücadele söz konusu olunca da zenginliğimiz olan tüm farklılıklarımızı birbirimiz ile çatışmanın zemini haline getirmek için de çok yoğun bir çaba sarf ediyor. Bunlar ve daha birçok dışsal etkenler gerçek anlamda örgütlenmemizin önünde engel oluşturuyor. Grev ve özgür pazarlık hakkını içeren toplu sözleşme düzeneği kuramamamızın, sefalet ücretlerine mahkum angarya çalışma koşulları, demokratik olmayan çalışma yaşamı, kışkırtılan talep artan şiddet, iş cinayetleri, tükenmişlik hepsinin dışsal onlarca sebebini sayabiliriz’’ dedi.

Sucu, ‘’Bir dönem “daha az okusaydık ta hemşire olsaydık” diyerek hekimleri ve hemşireleri ayrıştırıcı paylaşımlar, başka bir dönem “daha az okusaydık ta taşeron (süresiz sözleşmeli) işçi olsaydık” ifadeleri sosyal medya da sürekli dolaşıma sokuldu. Artık sosyal medya dolaşımları yerine bazı sendikalar direk kendi sosyal medya hesaplarından, web sitelerinden ve basına verdikleri demeçlerle bu karşılaştırmayı yapar hale gelmiştir’’ ifadelerini kullandı.

Fazla çalışmaya, nöbetlere gönüllü rıza gösterir hale getirdiler

Aldıkları ücretlerin büyük çoğunluğu emekliliğe yansımadığını performans, teşvik, ek ödeme vb birçok kalem adı altında ödendiğini kaydeden Sucu, ‘’Ücretlerimizi biraz arttırabilmek bizleri için daha fazla çalışmaya, nöbetlere gönüllü rıza gösterir hale getirdiler. Tüm bunlara (performans, teşvik vb) karşı durmamız gerekirken kimin teşviki, katsayısı kaç üzerinden birbirimize düşmeye başladık. İster sağlık ve sosyal hizmetlerde ister yerel yönetimlerde ister başka bir kurumda çalışsın. İster hizmetli olsun ister hemşire veya doktor olsun herkesin yaşamını maddi kaygı gütmeden yaşayabileceği bir gelire sahip olması için mücadele etmek sendikaların temel görevidir’’ değerlendirmesinde bulundu.

İşkolumuz ağır ve tehlikeli işler kapsamında

Sucu, ‘’Bugün sağlık ve sosyal hizmet kurumlarında çalışan temizlik işçisinden profesörüne kadar hiç kimsenin maaşı yeterli değildir. İşkolumuz ağır ve tehlikeli işler kapsamındadır. OECD ve AB ülkelerinin yarısı kadar personel ile ve onların 2 katı başvurucuya ücretlerinin yarısı kadar alarak çalışmaktayız’’ şeklinde konuştu.

Gelirlerimizi yükseltmek için mücadele etmemiz gerekmektedir

İşkolundaki her mesleğin değerli olduğuna vurgu yapan Sucu, ‘’Her mesleğin bilimsellik ile ve mesleki bağımsızlığı korunarak ama aynı zamanda birbiri ile ilişkisi ve birinin eksikliğinde diğerinin de eksik kalacağı bilinciyle yaklaşmak gerekir. Yani işkolumuzdaki çalışma disiplinin ekip işi olduğunu bilince çıkarmak gerekir. Bu bilinç ile birlikte mücadelenin de ekipçe verilmesi gerekir. Bizlere düşen görev vergilerimizle toplanan milli gelirden payımıza düşeni almak mücadelesi olmaktadır. Mesleklerin aldığı ücretlerin tamanının eksik olduğunu bilen bir yerden birlikte gelirlerimizi yükseltmek için mücadele etmemiz gerekmektedir’’ açıklamasını yaptı.

Dışardan bakıldığında ciddi bir örgütlülük gibi görünmektedir

Türkiye kamu emekçilerinin sendikal hareketinde dışsal baskıların yanında örgütlü yapıların ayrıştırcı diline tanıklık ettiklerini sözlerine ekleyen Başkan Sucu, ‘’İşkolumuzda sendika sayısı bu yıl itibari ile 72’ye, üye oranı da yüzde 80’lere çıkmıştır. Dışardan bakıldığında ciddi bir örgütlülük gibi görünmektedir. Oysa artan sendika sayıları, meslek sendikacılığı, siyasetsiz sendikacılık, yeni nesil sendikacılık gibi birçok ifade ile kavramsallaştırılan sendikal hareketin kendisi üyeleme yapmış olsa bile aslında örgütsüzlük ve parçalanmışlığın sebebi haline gelmektedir’’ değerlendirmesini yaptı.

Kaynak: Leyla Aysun GÖKŞEN