Türk PDR Derneği Gaziantep Şubesi Başkanı Emin Okan Okyay, son zamanlarda yeniden artış gösteren okul saldırılarını psikolojik açıdan değerlendirdi.
Okul saldırılarındaki asıl tehlikenin çocuğu görmemek olduğunu belirten Okyay, ‘’Çocukların şiddete yönelmesi genellikle tek bir nedene bağlı değildir. Aile içindeki çatışma veya şiddet, ihmal ve ilgisizlik, akran zorbalığı ve dışlanma, yoğun öfke ve değersizlik duyguları, sosyal çevrede şiddetin normalleştirilmesi ve şiddet içeriklerine yoğun maruz kalma gibi faktörler bir araya geldiğinde risk artabilir’’ dedi.
Gençlerin psikolojik durumları yeniden ele alınmalı
Son dönemde okullarda yaşanan saldırıların, eğitim ortamlarının güvenliği kadar çocukların ve gençlerin psikolojik durumlarının da yeniden ele alınması gerektiğini gösterdiğini kaydeden Okyay, ‘’ Özellikle kendini değersiz, yalnız veya güçsüz hisseden bazı çocuklar, şiddeti kendini kanıtlama ya da kontrol sağlama aracı olarak görebilir. Ancak bu faktörlerin hiçbiri tek başına bir çocuğun saldırgan olacağı anlamına gelmez’’ ifadelerini kullandı.
Akran zorbalığına uğrayan her çocuk saldırganlaşmaz
Okul saldırılarını yalnızca bir güvenlik problemi olarak görmenin, meselenin en önemli boyutlarından birini gözden kaçırmak anlamına geldiğini vurgulayan Okyay, ‘’Bir çocuk okula şiddetle gelmeden önce çoğu zaman davranışlarıyla bir şeyler anlatır; öfke, yalnızlık, dışlanma, yoğun çatışma, içe kapanma veya giderek artan davranış sorunları. Elbette bu davranışların hiçbiri tek başına saldırganlığın göstergesi değildir. Akran zorbalığına uğrayan ya da sosyal olarak yalnızlaşan her çocuk saldırganlaşmaz. Ancak ciddi davranış değişiklikleri, tehditler, intikam söylemleri ve şiddete yönelik yoğun ilgi mutlaka ciddiye alınmalıdır’’ uyarısında bulundu.
Çocuk bazen “yardım edin” diye bağırmaz
‘Çocuk bazen “yardım edin” diye bağırmaz’ diyen Okyay, ‘’Çocukların bazıları yardım istemeyi kelimelerle değil, davranışlarıyla ifade eder. İçe kapanabilir, öfke patlamaları yaşayabilir, arkadaşlarından uzaklaşabilir veya şiddeti bir güç ve çözüm aracı olarak görmeye başlayabilir. Bu nedenle “Ergenliktir, geçer” diyerek geçiştirilen davranışlar dikkatle değerlendirilmelidir. Bir öğrenciyi “problemli çocuk” olarak etiketlemek kolaydır. Zor olan, problemin arkasındaki çocuğu görebilmektir’’ şeklinde konuştu.
Okulların fiziksel güvenlik tedbirleriyle güçlendirilmesi gerektiğini ancak kamera, güvenlik görevlisi ve kontrol sistemlerinin tek başına güvenli okul ortamını oluşturmadığını söyleyen Okyay, ‘’Güvenli okul; öğrencisinin yalnızca bedenini değil, ruhsal iyilik halini de koruyan okuldur. Bu nedenle okullardaki psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi, risk altındaki öğrencilerin erken fark edilmesi ve aile-okul-psikolojik danışman iş birliğinin etkin biçimde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır’’ açıklamasını yaptı.
Asıl soru: neden fark edemedik?
Okyay, ‘’Asıl soru: neden fark edemedik? Bir saldırı gerçekleştikten sonra herkes aynı soruyu soruyor. “Bunu nasıl fark edemedik?” Oysa bu soru olaydan sonra değil, çok daha önce sorulmalıdır. Bu çocuğun yardım çağrısını neden zamanında duymadık? Şiddeti hiçbir gerekçe haklı çıkaramaz. Ancak şiddeti önlemek istiyorsak yalnızca saldırı anına değil, saldırıya giden psikolojik ve sosyal sürece de odaklanmalıyız. Türk PDR Derneği Gaziantep Şubesi olarak çağrımız nettir. Çocuklarımızı yalnızca sınav sonuçlarıyla değil, ruhsal durumlarıyla da değerlendirelim. Çünkü bazen bir okul saldırısını önlemenin en etkili yolu, olay günü alınacak güvenlik önleminden önce; aylar önce fark edilen bir çocuğa zamanında uzatılan profesyonel bir eldir’’ diye konuştu.




