Gaziantep’inde aralarında bulunduğu 30 ilde ‘Daltonlar’ suç örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonda gözaltına alınan 85 kişinin 30’unun çocuk olması, suça sürüklenen çocukları bir kez daha gündeme getirdi.

Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Gaziantep Şube Başkanı Uzman Psikolojik Danışman Emin Okan Okyay, ‘’Çocuk suçluluğu yalnızca adli bir sorun değil; aidiyet arayışının, değersizlik duygusunun, kontrolsüz öfkenin ve yetişkinler tarafından istismar edilen psikolojik ihtiyaçların da sonucudur’’ dedi.

Yalnızca bugünü değil, geleceği de kurtarabilir

Çocukların suçlu olarak doğmayacağını ancak yaşadıkları çevrenin, kurdukları ilişkilerin ve karşılanmayan psikolojik ihtiyaçların, onları suça karşı daha savunmasız hâle getirebildiğini kaydeden Okyay, ‘’Bir çocuğun neden suça yöneldiğini anlamak için yalnızca ne yaptığına değil, hangi duygularla ve hangi koşullar altında bu davranışa yöneldiğine bakmalıyız. Bir çocuğu suça sürükleyen psikolojik boşluğu çeteler dolduruyorsa, toplum olarak o boşluğu neden biz dolduramıyoruz? Çocukları korumak, yalnızca suç işlendikten sonra müdahale etmek değil; onları suça yaklaştıran koşulları erkenden fark etmek ve değiştirmektir. Çünkü bir çocuğun hayatına zamanında dokunmak, yalnızca bugünü değil, geleceği de kurtarabilir’’ şeklinde konuştu.

Çeteler tam da bu noktada devreye girerek ona ilgi, statü ve güç sunar

Ailesinde sürekli eleştirilen, okulda başarısızlıkla etiketlenen veya arkadaşları tarafından dışlanan çocuğun kendisini önemsiz hissedebileceğini belirten Okyay, ‘’Çeteler tam da bu noktada devreye girerek ona ilgi, statü ve güç sunar. Çocuk, ilk kez bir gruba ait olduğunu düşünür; zamanla bu aidiyeti kaybetmemek için grubun kurallarına ve suçlarına boyun eğebilir’’ ifadelerini kullandı.

Şiddet, çevresine kendisini kanıtlamanın yanlış bir aracına dönüşebilir

‘Duygularını tanımayı ve öfkesini yönetmeyi öğrenemeyen çocuk, çatışma anlarında düşünmeden hareket edebilir’ diyen Okyay, ‘’Özellikle ergenlikte akranların onayı ve anlık ödüller daha etkili olabilir. Şiddet, bazı çocuklar için korkularını gizlemenin, güçsüzlük duygusunu bastırmanın veya çevresine kendisini kanıtlamanın yanlış bir aracına dönüşebilir. Bu durum, şiddetin kaçınılmaz olduğu anlamına gelmez; doğru destekle değiştirilebilir’’ değerlendirmesinde bulundu.

Önce küçük görevler, ardından ödüller gruba bağlılık beklentileri gelir

Çetelerin çocuğu çoğu zaman bir anda ağır suçlara yönlendirmediğini sözlerine ekleyen Okyay, ‘’Önce küçük görevler, ardından ödüller, sır saklama ve gruba bağlılık beklentileri gelir. Her yeni adım, bir sonrakini kolaylaştırabilir. Çocuk zamanla yaptığı davranışları “herkes yapıyor”, “başka seçeneğim yok” veya “kendimi korumalıyım” diyerek haklılaştırmaya başlayabilir. Tehdit edilmek ya da gruptan dışlanmaktan korkmak da suç döngüsünden çıkmasını zorlaştırabilir’’ açıklamasını yaptı.

Olumlu rol modeller çocuğun farklı davranışlar geliştirmesine yardımcı olabilir

Okyay, ‘’Evde, sokakta veya dijital ortamlarda şiddeti sorun çözme yöntemi olarak gören çocuk, zamanla saldırganlığı olağan kabul edebilir. Şiddetin güç ve saygınlık getirdiğini düşünmesi, saldırgan davranışların tekrarını artırabilir. Buna karşılık güvenli ilişkiler, tutarlı sınırlar ve olumlu rol modeller çocuğun farklı davranışlar geliştirmesine yardımcı olabilir’’ diye konuştu.

Suça sürüklenme koşulları ele alınmadan kalıcı çözüm üretilemez

Okullarda dışlanmanın, zorbalık ve başarısızlık etiketleriyle mücadele edilmesi gerektiğini aktaran Okyay, ‘’Psikolojik danışmanlık hizmetlerini güçlendirmelidir. Suç örgütlerinin çocuklara sunduğu sahte aidiyetin karşısına, ailede, okulda ve toplumda gerçek bir aidiyet koymalıyız. Çocuk suç işlediğinde hukuki sorumluluk ve mağdurların korunması elbette önemlidir; ancak çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarını ve suça sürüklenme koşullarını ele almadan kalıcı çözüm üretilemez’’ dedi.

Bunların tek başına suçun kanıtı olmadığı unutulmamalıdır

Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Gaziantep Şube Başkanı Uzman Psikolojik Danışman Emin Okan Okyay, konuşmasını şöyle bitirdi: ‘’Aileler çocuklarını yalnızca davranışları bozulduğunda değil, duygusal olarak zorlandıklarında da fark etmelidir. Ani öfke patlamaları, açıklanamayan para veya eşya değişimleri, tehditkâr arkadaş ilişkileri, yoğun gizlilik ve okuldan uzaklaşma gibi işaretler dikkatle değerlendirilmelidir; bunların tek başına suçun kanıtı olmadığı unutulmamalıdır.’’

Kaynak: Adem Kesenek