İnşaat mühendisliği eğitiminin, plansız kontenjan ve hatalı yerleştirme politikalarının yarattığı nitelik kriziyle karşı karşıya olduğunu belirten İMO Gaziantep Şube Başkanı Mehmet Bulut, “Unutulmamalıdır ki toplumsal kalkınma ve güvenli yaşam alanlarının inşa edilmesiyle doğrudan ilişkili olan bu köklü meslek, insan hayatını korumak gibi büyük bir sorumluluğu taşımaktadır. Özellikle topraklarının büyük bir kısmı deprem tehlikesi altında bulunan coğrafyamızda bu eğitimin niteliği, açıkça bir halk sağlığı ve kamu güvenliği meselesi olarak önümüzde durmaktadır” dedi.

Adaletsiz baraj

sınırı düzeltilmeli

Başkan Bulut, sayısal alanlarda eksi veya sıfır netlerle dahi inşaat mühendisliği bölümlerine girilebilmesinin mevcut merkezi seçme sistemindeki niteliksel sorunları gözler önüne serdiğini belirterek, şöyle devam etti:

“Matematiksel ve bilimsel altyapısı bulunmayan bir taban üzerinden nitelikli mühendisler yetiştirilmesini beklemek rasyonel ve akademik gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Ne yazık ki Yükseköğretim Kurulu tarafından ilan edilen 2026 YKS Başvuru Kılavuzu'ndaki başarı sırası barajları, mesleğimizin taşıdığı hayati sorumluluğu göz ardı eden yaklaşımın sürdüğünü göstermektedir. Tıp programları için 50 bin, hukuk ve eczacılık için 100 bin, mimarlık için 250 bin olarak uygulanan başarı sırası sınırının, halkın can güvenliği ile doğrudan ilgili olan inşaat mühendisliği programlarında 300 bin gibi oldukça geride bir seviyede tutulması anlaşılır değildir. Yeni bir eğitim dönemine adım atmadan önce bu adaletsiz baraj sınırının düzeltilmesi önem taşımaktadır.

Kontenjanlar

boş kalıyor

Sorunun bir diğer boyutu ise yükseköğretimde yıllardır sürdürülen plansız bölüm ve kontenjan politikalarıdır. Bilindiği üzere ülkemizin reel ihtiyaç analizlerinden ve rasyonel iş gücü planlamasından uzak, yalnızca niceliği merkezine alan yükseköğretim politikaları sonucunda neredeyse her ilde inşaat mühendisliği bölümleri açılmıştır. Yeterli öğretim üyesi kadrosuna sahip olmayan, laboratuvar imkanları ve teknik altyapıdan yoksun biçimde faaliyet gösteren pek çok bölüm, çağdaş bir mühendislik eğitimi sunma kabiliyetinden yoksundur. Bu plansız yapı hem eğitim kalitesini düşürmekte hem de her yıl kontenjanların büyük bir kısmının boş kalmasına yol açarak kamu kaynaklarının verimsiz kullanımına neden olmaktadır.

Plansız kontenjan

politikası çöktü

YÖK Atlas’ta ve ÖSYM Tercih Kılavuzunda yayımlanan verilere göre 95 devlet üniversitesinde, 28 vakıf üniversitesinde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 7 üniversitede ve Makedonya’da bir üniversitede olmak üzere toplam 131 üniversitenin Mühendislik Fakültesinde İnşaat Mühendisliği Bölümü bulunduğu, bunlara ek olarak devlet üniversitelerinin beşinin Teknoloji Fakültesi altında da İnşaat Mühendisliği Bölümleri olduğu görülmektedir. Bununla birlikte 2012 yılından bu yana Mühendislik Fakültelerinde İnşaat Mühendisliği Bölümü bulunan devlet ve vakıf üniversitesi sayıları yaklaşık iki katına çıkarılmış olmasına rağmen, 2018-2025 yılları arasında inşaat mühendisliği bölümlerinin kontenjanları sürekli değiştirilmiş; hatta 2025 yılında kontenjanlar 2018 yılına göre dörtte bir oranında azaltılmış olmasına rağmen tam olarak doldurulamamıştır. Bu durum, yürütülen plansız kontenjan politikasının çöktüğünü açıkça göstermektedir.

İnşaat Mühendisleri Odası olarak, yaşamsal öneme sahip inşaat mühendisliği eğitiminin bilimsel temellere kavuşturulması ve mesleki niteliğin korunması adına aşağıdaki adımların ivedilikle atılmasını talep ediyoruz:

Mühendislikte

baraj 50 bin olmalı

İnşaat mühendisliği programlarına kabul edilecek adaylar için başarı sırası barajı 50 bin olmalıdır. İhtiyaç analizi ve planlamadan uzak bir anlayışla yürütülen, her üniversitede inşaat mühendisliği bölümü açılması uygulamasından vazgeçilmeli, akademik kadrosu, teknik altyapısı ve laboratuvar olanakları yetersiz olan bölümlere öğrenci alımları durdurulmalı ve hatta bu bölümler kapatılmalıdır. Üniversitelere tam idari, mali ve akademik özerklik tanınmalı, karar alma süreçlerinde tüm üniversite bileşenlerinin eşit ve dengeli katılımı sağlanmalıdır. Dikey Geçiş Sınavı ile mühendislik programlarına geçiş yapan öğrencilerin temel bilimlerdeki eksiklikleri telafi edici zorunlu hazırlık programları uygulanmalıdır. Mühendislik eğitiminin kalitesini arttırmak için bu öğrencilerin temel bilimler kapsamındaki eksikleri de giderilmelidir. Yabancı öğrenciler, Türk öğrencilerle aynı sınava tabi tutulmalı ayrıca bir kontenjan hakkı tanınmamalıdır. Teknoloji Fakültelerindeki inşaat mühendisliği eğitimi sonlandırılmalı, bu kurumlar inşaat sektörünün acil ihtiyaç duyduğu nitelikli ara elemanları yetiştirecek şekilde yeniden organize edilmelidir. Geleceğimizin güvenle inşa edilmesi ve yükseköğretimde akademik niteliğin yükseltilmesi adına Yükseköğretim Kurumunu sorumluluk almaya davet ediyoruz.”

Kaynak: Haber Merkezi