Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Orhan Büyükbebeci ile gerçekleştirdiğimiz röportajda önemli açıklamalarda bulundu.
Her gün yaklaşık 200 hastaya hizmet verildiğini ifade eden Büyükcebebi, günümüzde gelişen tanı ve tedavi yöntemleri sayesinde birçok tümör hastalığında başarılı sonuçlar elde edilebildiğine dikkat çekerken, erken tanının önemine vurgu yaptı. ‘’Vatandaşlarımızın tümör hastalıklarından korkarak sağlık kuruluşlarına başvurmaktan kaçınmamalarını, şüpheli durumlarda vakit kaybetmeden uzman hekimlere başvurmalarını öneriyoruz’’ çağrısında bulundu
İLKHABER-Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği hakkında bilgi verir misiniz?
BÜYÜKBEBECİ-Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği, 1988 yılında Prof. Dr. Akif Güleç tarafından kurulmuş ve başlangıçta iki ayrı klinik ve poliklinik olarak farklı yerlerde hizmet vermeye başlamıştır. İlerleyen süreçte asistan ve öğretim elemanı kadrosu oluşturulmuş, o günden bu yana poliklinik ve klinik hizmetleri giderek artan bir kapasiteyle, günün koşullarına uygun ve çağdaş bir anlayışla sürdürülmüştür. Kliniğimizde hâlihazırda 7 öğretim üyesi görev yapmakta olup kadroda 3 profesör, 2 doçent ve 2 doktor öğretim üyesi bulunmaktadır. Kliniğimizin temel hedefi, ortopedinin farklı alanlarında uzmanlaşmayı esas alan bir hizmet anlayışını benimsemektir. Bu doğrultuda her öğretim üyemiz, kendi uzmanlık alanına yönelik hasta kabulü ve tedavi hizmeti sunmaktadır. Kliniğimiz bünyesinde travma ve pelvis-asetabulum cerrahisi, kalça ve diz artroplastisi, malign kemik tümörleri ve yumuşak doku sarkomları, pediatrik ortopedi, el cerrahisi, ayak ve ayak bileği cerrahisi, omurga deformiteleri, omurga travmaları, tümörleri ve hastalıkları ile omuz ve diz spor yaralanmaları ve artroskopisi alanlarında hizmet verilmektedir. Kliniğimize ait 3 ameliyat salonu bulunmakta olup kliniğimiz, üniversite hastaneleri arasında en fazla ameliyat gerçekleştiren ortopedi kliniklerinden biri konumundadır. Temel prensibimiz, hastalarımızın başka bir merkeze sevk edilmesine gerek kalmadan tedavilerinin kliniğimiz bünyesinde gerçekleştirilmesidir. Hastalarımıza uzun randevu süreleri oluşturmadan, mümkün olan en kısa sürede sağlık hizmeti sunmayı hedeflemekteyiz. Travma hastalarımızın ameliyatları genellikle en fazla bir veya iki günlük gecikmeyle gerçekleştirilmekte, gerekli durumlarda ise hastaneye başvurdukları gün ameliyata alınabilmektedir. Eğitim faaliyetlerimiz kapsamında haftada bir gün düzenli olarak seminer ve makale saatleri gerçekleştirilmektedir. Ayrıca ameliyat öncesi ve sonrası vakaların değerlendirildiği, tedavi süreçlerinin tartışıldığı konsey toplantıları yapılmaktadır. Kliniğimizde 30-35 arasında asistan hekim görev yapmakta olup asistanlarımız poliklinik, ameliyathane ve servis birimlerinde hizmet vermektedir. Ayrıca her hafta tüm öğretim üyelerimizin katılımıyla düzenli toplantılar gerçekleştirilmektedir. Bu toplantılarda akademik çalışmalarımızın planlanması, yürütülmesi ve takibinin yanı sıra kliniğimizin hizmet kalitesi, gelişimi ve geleceğe yönelik hedefleri de değerlendirilmektedir. Poliklinik hizmetlerimizde hasta sayısına ilişkin herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır. Bu kapsamda polikliniklerimizde her gün yaklaşık 200 hastaya sağlık hizmeti sunulmaktadır. Poliklinik hizmetlerimiz öğretim üyelerimizin gözetim ve sorumluluğunda, asistan hekimlerimizin katkısıyla yürütülmekte; hastalarımızın değerlendirme ve tedavi süreçleri öğretim üyelerimizle birlikte planlanmaktadır. Kliniğimiz, bilimsel ve akademik gelişmeleri yakından takip etmekte; ulusal ve uluslararası kongrelere katılımın yanı sıra kongre organizasyonlarında da aktif rol almaktadır. Asistan hekimlerimizin ve öğretim üyelerimizin yurt içi ve yurt dışındaki bilimsel toplantı ve kongrelere katılımları desteklenerek mesleki ve akademik gelişimlerine katkı sağlanmaktadır. Kliniğimizin fiziki koşulları genel olarak iyi bir seviyededir; ancak özellikle travma hastalarındaki yoğunluk zaman zaman bu imkânları zorlayabilmektedir. Biri poliklinik, diğeri servis bünyesinde olmak üzere iki toplantı salonumuz bulunmaktadır. Bu alanlardan öğrenci ve asistan hekim eğitimleri, bilimsel çalışmalar ve küçük grup toplantıları başta olmak üzere farklı eğitim ve akademik faaliyetlerde etkin şekilde yararlanılmaktadır.
İLKHABER-Günümüzde tıp teknolojileri hızla gelişiyor ve birçok branşta ileri teknolojik cihazlardan yararlanılıyor. Ortopedi ve Travmatoloji Kliniğinizde kullanılan güncel teknolojik donanımlar nelerdir? Bu alanda geleceğe yönelik hedefleriniz var mı?
BÜYÜKBEBECİ-Kliniğimiz, günümüzün koşullarına uygun, çağdaş tıbbi cihaz ve donanımların büyük bölümüne sahiptir. Artroskopi ve omurga cerrahisi başta olmak üzere birçok alanda güncel teknolojilerden etkin şekilde yararlanmaktayız. Yakın zamanda üniversitemizin Bilimsel Araştırma Projeleri desteğiyle ameliyathanelerimize, farklı cerrahi branşların ortak kullanımına yönelik yeni bir mobil skopi (C-Arm) cihazı da kazandırılmıştır. Bu açıdan önemli bir eksikliğimiz bulunmamaktadır. Bununla birlikte, geleceğe yönelik hedeflerimiz arasında robotik cerrahi uygulamalarının kliniğimize kazandırılması da yer almaktadır. Robotik cerrahi, dünyada özellikle ortopedik cerrahide, diz ve kalça protezi ameliyatlarında giderek daha yaygın kullanılmaktadır. Bu teknolojinin kliniğimizde de uygulanması, cerrahi imkânlarımızı daha ileri bir noktaya taşıyacaktır. Ancak robotik cerrahi sistemlerinin yüksek maliyetleri ve hastalara yansıyabilecek ücretlendirme gibi konular, bu teknolojinin hayata geçirilmesinde bazı güçlükler oluşturmaktadır. Bu konular aynı zamanda idari ve ekonomik değerlendirmeleri de gerektirmektedir. Dolayısıyla şu an için temel bir ihtiyacımız olarak görmesek de robotik cerrahi ünitesinin kliniğimize kazandırılmasını gelecekteki hedeflerimiz arasında değerlendiriyoruz. Bunun dışında, ortopedik cerrahinin gerektirdiği teknolojik altyapı ve donanım açısından geniş imkânlara sahibiz.
İLKHABER-Hastalar en çok hangi şikâyetlerle kliniğinize başvuruyor? En yoğun başvuru aldığınız hasta grupları hangileri?
BÜYÜKBEBECİ-Kliniğimize en yoğun başvuru yapan hasta gruplarının başında travma hastaları gelmektedir. Asistan hekim kadromuzun geniş olması ve 24 saat kesintisiz hizmet sunmamız sayesinde hemen her türlü travmanın tedavisini ve gerekli cerrahi müdahalelerini gerçekleştirebilmekteyiz. Travma hastalarının yanı sıra kemik ve yumuşak doku tümörleri konusunda da yoğun hizmet sunmaktayız. Özellikle malign kemik tümörleri ve yumuşak doku sarkomları alanında görev yapan öğretim üyemiz aracılığıyla ileri evre ve kompleks vakaların tedavilerini gerçekleştirmekteyiz. Spor yaralanmaları ve özellikle omuz ve diz bölgesindeki sorunlar da yoğun olarak karşılaştığımız vakalar arasındadır. Bu hastalarımızın değerlendirme ve tedavi süreçlerini mümkün olan en kısa sürede yürütüyor, cerrahi müdahale gereken durumlarda ameliyatları uzun süreler bekletmeden gerçekleştiriyoruz. Bir diğer yoğun çalışma alanımız pediatrik ortopedidir. Çocuklarda görülen ortopedik hastalıkların, doğuştan gelen deformitelerin ve gelişimsel bozuklukların tedavisi oldukça hassas bir süreçtir. Bu hastaların tedavisi yalnızca cerrahi müdahaleyi değil, aynı zamanda ekip çalışmasını ve uzun süreli, yakın takibi gerektirmektedir. Üniversite hastaneleri, bu açıdan gerekli multidisipliner yaklaşımın ve sürekliliğin sağlanması bakımından önemli bir yere sahiptir. Kliniğimizdeki öğretim üyesi kadrosunun sürekliliği sayesinde hastalarımız tedavi süreçleri boyunca aynı ekibe ulaşabilmekte ve takiplerini düzenli olarak sürdürebilmektedir. Pediatrik ortopedi alanında oldukça yoğun çalışıyoruz ve bölgemizin bu alandaki önemli merkezlerinden biriyiz. Bunların dışında omurga hastalıkları da kliniğimizin önemli çalışma alanlarından biridir. Doğuştan gelen omurga eğrilikleri, skolyoz ve ileri dereceli omurga deformitelerinin yanı sıra omurga travmaları, omurga enfeksiyonları ve omurga tümörlerinin tedavisini de gerçekleştirmekteyiz. Yüksekten düşme ve trafik kazalarına bağlı omurga yaralanmalarında da hastalarımıza hizmet sunuyoruz. Dolayısıyla kliniğimizde yalnızca kol ve bacak yaralanmaları değil, omurgayı ilgilendiren çok çeşitli ve kompleks hastalıkların tanı ve tedavisi de yapılmaktadır.
İLKHABER-Travma hastalarına yönelik hizmetlerinizi biraz daha açabilir miyiz? Hangi tür vakalarla karşılaşıyorsunuz?
BÜYÜKBEBECİ-Araç içi ve araç dışı trafik kazaları, iş kazaları ve yüksekten düşmeler başta olmak üzere çok çeşitli travma vakalarına hizmet vermekteyiz. Asistan hekimlerimizin 24 saat esasına göre nöbet tutması sayesinde travma hastalarına günün her saatinde müdahale edebilmekteyiz. Ancak travma hastalarının yoğunluğu, mevcut fiziki koşullarımızı zaman zaman zorlayabilmektedir. Bölgemizde açılması planlanan travma hastanesinin bu alanda önemli bir imkân sağlayacağını düşünüyoruz. Burada kliniğimize de gerekli olanakların sunulmasıyla travma hastalarına çok daha kapsamlı ve etkin hizmet verebileceğiz.
İLKHABER-Hastalar kliniğinize randevuyla mı başvuruyor, yoksa randevusuz da muayene olabiliyorlar mı?
BÜYÜKBEBECİ-Hastalarımız randevu alarak başvurabildikleri gibi, kliniğimizde hasta kabulü konusunda herhangi bir sınırlama bulunmadığından randevusuz olarak da polikliniklerimize başvurabilmekte, gerek asistan hekimlerimize gerekse öğretim üyelerimize ulaşabilmektedir. Acil durumlarda ise acil servis aracılığıyla günün her saatinde ortopedi hekimlerimize ulaşmak mümkündür.
İLKHABER-Az önce tümör hastalarına yönelik hizmetlerinizden bahsettiniz. Bu alandaki çalışmalarınızı biraz daha detaylandırabilir misiniz?
BÜYÜKBEBECİ-Özellikle kötü huylu kemik tümörleri ve yumuşak doku tümörlerinde yalnızca ortopedik cerrahi yeterli değildir. Bu hastalara belirli bir disiplin ve multidisipliner yaklaşım çerçevesinde müdahale edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle ortopedi, tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi, patoloji ve radyoloji bölümlerinin birlikte çalıştığı bir sistem yürütüyoruz. Haftanın belirli bir gününde düzenlediğimiz tümör konseyinde hastalarımızı ilgili branşlarla birlikte değerlendiriyor; tanı ve tedavi süreçlerine ilişkin kararları ortak bir şekilde alıyoruz. Özellikle kötü huylu kemik tümörleri ve yumuşak doku sarkomlarında bu ekip çalışması büyük önem taşıyor. Tedavide cerrahi önemli bir yer tutuyor. Kliniğimizde en ileri ve kompleks kemik ve yumuşak doku tümörlerinin tedavisini de bu multidisipliner yaklaşım doğrultusunda gerçekleştirmekteyiz.
İLKHABER-Bu tümör türlerinde son yıllarda bir artış söz konusu mu? Ortaya çıkmalarında hangi faktörler etkili oluyor?
BÜYÜKBEBECİ-Kanser hastalıklarının genelinde görülme sıklığında bir artış olduğu bilinmektedir; yaşam süresinin uzaması bu artışta önemli bir etkendir. Primer kemik ve yumuşak doku sarkomları ise nadir görülen tümörlerdir ve bu grupta belirgin bir artıştan söz edebilmek için kesin veriler bulunmamaktadır. Stres ve hava kirliliği gibi çevresel ve yaşam tarzına bağlı faktörlerin etkisi de bilimsel açıdan araştırılması gereken konulardır; ancak bu faktörlerin tümör oluşumundaki etkileri henüz kesin olarak ortaya konmuş değildir. Öte yandan tümör tedavisinde geçmişe kıyasla çok önemli gelişmeler yaşanmıştır. Eskiden kötü huylu kemik ve yumuşak doku tümörlerinde uzuv kaybıyla sonuçlanan ameliyatlar, yani amputasyonlar daha sık uygulanırken günümüzde uzuv koruyucu cerrahi (ekstremite kurtarıcı cerrahi) ön plana çıkmıştır. Bu yöntemlerle hem hastaların uzuvlarını korumak hem de tedavi başarısını artırmak mümkün olabilmektedir. Hastanemizin radyasyon onkolojisi, tıbbi onkoloji ve patoloji alanlarındaki imkânları da bu süreçte önemli avantaj sağlamaktadır. Multidisipliner tedavi yaklaşımları ve gelişen cerrahi yöntemler sayesinde geçmişte uzuv kaybı yaşama ihtimali daha yüksek olan hastalarda bugün uzuv koruyucu tedaviler uygulanabilmekte, hastaların yaşam süreleri ve yaşam kaliteleri artırılabilmektedir.
İLKHABER-Bu durumda vatandaşların kemik ve yumuşak doku tümörlerinden korkması gerekiyor mu?
BÜYÜKBEBECİ-Elbette hepimiz tümör hastalıklarından uzak, sağlıklı bir yaşam sürmek isteriz. Ancak tümör tanısı almak, tedavinin mümkün olmadığı anlamına gelmez. Günümüzde gelişen tanı ve tedavi yöntemleri sayesinde birçok tümör hastalığında başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Burada en önemli noktalardan biri erken tanıdır. Diğer birçok hastalıkta olduğu gibi tümörlerde de erken tanı, tedavi başarısını doğrudan etkileyen önemli bir faktördür. Vatandaşlarımızın tümör hastalıklarından korkarak sağlık kuruluşlarına başvurmaktan kaçınmamalarını, şüpheli durumlarda vakit kaybetmeden uzman hekimlere başvurmalarını öneriyoruz.
İLKHABER-Erken tanının öneminden bahsettiniz. Peki, bir kişide kemik veya yumuşak doku tümörü olup olmadığı nasıl anlaşılabilir? Hangi belirtilere dikkat edilmelidir?
BÜYÜKBEBECİ-Vatandaşlarımızın bu konuda duyarlı ve dikkatli olmalarını istiyoruz. Vücutta ortaya çıkan açıklanamayan veya giderek büyüyen şişlikler, şekil değişiklikleri ve özellikle geceleri artan, istirahatle geçmeyen ağrılar önemli belirtiler arasında yer alabilir. Bunun yanı sıra iştahsızlık, istemsiz kilo kaybı ve halsizlik gibi sistemik bulgular da dikkate alınmalıdır. Kötü huylu kemik tümörlerinin önemli bir kısmı çocukluk ve ergenlik döneminde görüldüğünden, çocuk ve gençlerde travmayla açıklanamayan ve geçmeyen ağrılar büyüme ağrısı ya da spor yaralanması olarak değerlendirilip ihmal edilmemelidir. İleri yaşlarda ortaya çıkan kemik ağrıları ve şişlikler de mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmelidir. Vatandaşlarımızın kulaktan dolma bilgilerle hareket etmek veya bilinçsiz yöntemlere başvurmak yerine, en yakın sağlık kuruluşuna müracaat etmelerini öneriyoruz. Hastanemizde MR, bilgisayarlı tomografi ve gerektiğinde PET görüntüleme gibi ileri görüntüleme imkânları bulunmaktadır. Bu yöntemlerle tümörlerin doğru tanı ve evrelemesi yapılabilmektedir. Erken tanı sayesinde bazı tümörlerde radyoloji bölümüyle iş birliği içerisinde daha küçük ve sınırlı girişimlerle tedavi de gerçekleştirebiliyoruz.
İLKHABER-Hastalarınızın tedavisinde hangi yöntemleri uyguluyorsunuz? Örneğin kırıklar, yüksekten düşme ve benzeri olaylarda nasıl bir tedavi süreci izliyorsunuz?
Bir travma hastası kliniğimize başvurduğunda, açık kırıklar veya damar-sinir yaralanmaları gibi acil cerrahi gerektiren durumlar dışında, öncelikle cerrahi dışı tedavi seçeneklerini değerlendiriyoruz. Alçı, bandaj ve benzeri konservatif yöntemlerle hastanın tedavisinin mümkün olup olmadığını inceliyoruz. Bu yöntemlerin yeterli olmadığı durumlarda cerrahi tedaviyi gündeme alıyoruz. Ortopedik yaklaşımda temel prensiplerimizden biri, her hastayı kendi durumu içerisinde değerlendirerek en uygun tedavi yöntemini belirlemektir. Son yıllarda cerrahi tekniklerde yaşanan gelişmelerle birlikte ameliyatla tedavi seçenekleri daha fazla ön plana çıkmıştır. Bunun başlıca nedenleri hastanın daha kısa sürede hareket edebilmesi, uzun süre alçı içerisinde kalmaması ve günlük yaşamına daha erken dönebilmesidir. Ancak alçı, bandaj ve benzeri cerrahi dışı tedavi yöntemleri günümüzde de önemini korumaktadır. Ayrıca ameliyat olması mümkün olmayan veya cerrahi müdahale gerektirmeyen hastalarımız için de konservatif tedavi seçeneklerimiz bulunmaktadır. Uzun yıllara dayanan klinik tecrübemiz sayesinde cerrahi tedavilerin yanı sıra cerrahi dışı yöntemleri de etkin şekilde uygulayabilmekteyiz.
BÜYÜKBEBECİ-Hastane olarak yalnızca Gaziantep’e mi hizmet veriyorsunuz, yoksa çevre illerden ve Türkiye’nin farklı şehirlerinden de hasta kabul ediyor musunuz?
BÜYÜKBEBECİ-Kendimizi yalnızca Gaziantep’e hizmet veren bir hastane olarak görmüyoruz. Sahip olduğumuz imkânlar, geniş hekim kadromuz ve hastalarımızın hekimlerimize kolaylıkla ulaşabilmesi sayesinde çevre illerden de yoğun hasta başvurusu alıyoruz. Adıyaman, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş başta olmak üzere bölgedeki birçok ilden hastalarımız kliniğimize başvuruyor. Şanlıurfa’nın Halfeti ve Birecik gibi ilçelerinden de yoğun hasta kabul ediyoruz. Hatta Adana gibi çevre illerden de hastalarımız geliyor. Kliniğimize başvuran hiçbir hastayı geri çevirmemeyi temel ilke olarak benimsiyoruz. Bunun yanı sıra hastanemizde sağlık turizmi kapsamında da hizmet verilmektedir. Bu çerçevede Suriye ve Almanya başta olmak üzere yurt dışından da hasta kabul ediyoruz. Dolayısıyla bölüm olarak yalnızca Gaziantep’in değil, çevre illerin ve tüm bölgenin sağlık hizmeti ihtiyacına katkı sunuyoruz.
İLKHABER-Kliniğinizde gerçekleştirilen ve sizi bölgede öne çıkaran, Türkiye’de de sayılı merkezlerde uygulanan özellikli işlemler nelerdir?
BÜYÜKBEBECİ-Özellikle omurga cerrahisi ve pediatrik ortopedi alanlarında önemli bir hizmet kapasitesine sahibiz. Omurga deformiteleri, skolyoz ve ileri dereceli omurga eğriliklerinin cerrahi tedavileri her merkezde gerçekleştirilebilen işlemler değildir. Bu alanda deneyimli hekim kadrosu ve gerekli teknik altyapı büyük önem taşımaktadır. Pediatrik ortopedi de özel uzmanlık ve ekip çalışması gerektiren alanlardan biridir. Çocuklarda görülen doğuştan veya sonradan gelişen ortopedik hastalıkların ve deformitelerin her türüne yönelik tedavi hizmeti sunmayı hedefliyoruz. Bu nedenle hastalarımızı başka merkezlere sevk etmek yerine, gerekli imkânlarımız doğrultusunda tedavilerini kendi kliniğimizde gerçekleştirmeyi önceliyoruz. Hatta gerekli koşulların, özellikle anestezi imkânının sağlandığı durumlarda gece saatlerinde dahi ameliyat yapabiliyoruz. Hastalarımızın tedavilerini geciktirmemek ve mümkün olan en kapsamlı hizmeti kendi bünyemizde sunmak, kliniğimizin temel ilkelerinden biridir.
İLKHABER-Gaziantep’te hâlâ halk arasında kırıkçı ve çıkıkçı olarak tabir edilen kişilere başvuranlar olabiliyor. Özellikle kırık ve çıkık durumlarında hastaların sağlık kuruluşları yerine bu kişilere gitmesi konusunda neler söylemek istersiniz?
BÜYÜKBEBECİ-Geçmişle kıyasladığımızda kırıkçı ve çıkıkçılara başvuran hasta sayısının azaldığını, toplumun bu konuda daha bilinçli hâle geldiğini düşünüyoruz. Eskiden bu kişiler, bizim en çok karşılaştığımız sorunlardan biriydi. Ancak günümüzde vatandaşlarımızın sağlık kuruluşlarına başvurma konusunda daha duyarlı olduğunu görüyoruz. Kırık ve çıkık gibi durumlarda doğru tanının konulması ve uygun tedavinin uygulanması son derece önemlidir. Yanlış veya geciken müdahaleler kalıcı şekil bozukluklarına, eklem sertliğine ve fonksiyon kayıplarına yol açabilmektedir. Bu nedenle vatandaşlarımızın vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmalarını öneriyoruz.
İLKHABER-Son olarak vatandaşlarımıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
BÜYÜKBEBECİ-Öncelikle vatandaşlarımızın sağlık konusunda bilinçli olmalarını ve ihtiyaç duyduklarında sağlık hizmetlerinden yararlanmalarını istiyoruz. Hastanemizde zaman zaman yoğunluğa bağlı aksaklıklar yaşanabiliyor. Daha iyi hizmet sunabilmek için sürekli çalışıyoruz. Ancak hastanemizin hasta yoğunluğu oldukça fazla. Bu nedenle vatandaşlarımızdan biraz sabırlı olmalarını rica ediyoruz. Yaşadıkları herhangi bir sorun veya aksaklık durumunda başvurabilecekleri idari kanallarımız da bulunmaktadır. Kliniğimizde hastalarımızın ihtiyaçlarına yönelik özel hizmet alanlarımız da mevcut. Örneğin kemik ve yumuşak doku tümörü hastalarımız için özel bir polikliniğimiz bulunuyor ve burada görevli bir asistan hekimimiz hastalarımızın takibini gerçekleştiriyor. Pediatrik ortopedi hastalarımızın alçı işlemleri için de özel bir odamız var. Çocuk hastalarımızın alçı uygulamaları ve değişimleri belirli günlerde, bu alanda görevli asistan hekimimiz ve öğretim üyemizin takibinde gerçekleştiriliyor. Bunun yanı sıra serebral palsi ve çeşitli nörolojik hastalıklara bağlı gelişen ortopedik sorunlar ve fonksiyon kayıpları konusunda da yoğun hizmet veriyoruz. Bu hastaların tedavileri oldukça zor ve karmaşık olabiliyor. Cerrahi müdahaleler ciddi deneyim ve uzmanlık gerektiriyor. Bu nedenle zaman zaman Gaziantep dışından, söz konusu alanda deneyimli öğretim üyelerini de kliniğimize davet ederek bilgi ve tecrübelerinden yararlanıyoruz. Özellikle serebral palsi ve çocuk felci (polio) sonrasında gelişen ortopedik sorunların ve deformitelerin tedavisinde yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Bu alanda Türkiye’de önemli hasta yüküne sahip kliniklerden biriyiz. Amacımız, hastalarımıza mümkün olan en kapsamlı tedaviyi sunmak ve yaşam kalitelerini artırmaktır.





