Antep fıstığından umduğunu bulamayan çiftçiler tüm umutlarını hasadına az bir zaman kala zeytine bağladı.

Üretim artışının üretim kazancına dönüşmesi gerektiğini belirten Ziraat Mühendisi Karaca Bozgeyik, ‘’Zeytin üreticimizin emeğine sahip çıkalım; üretimi, üreticiyi ve kırsal geleceğimizi birlikte koruyalım’’ çağrısında bulundu.

Zeytin üretimi tarımsal ekonomide önemli bir yere sahip

Gaziantep ve çevresinin Antep fıstığının yanı sıra zeytin üretimiyle de tarımsal ekonomide önemli bir yere sahip olduğunu hatırlatan Bozgeyik, ‘’Özellikle Nizip ve çevresindeki zeytincilik faaliyetleri, üreticilerin geçimi ve tarıma dayalı sanayinin gelişmesi açısından önem taşımaktadır. Zeytin üretimi; bahçe bakımından hasada, nakliyeden sıkıma, depolamadan ambalajlamaya ve pazarlamaya kadar geniş bir ekonomik alan oluşturur. Bu zincirin güçlü olması, yalnızca zeytin yetiştiren çiftçiye değil, bölgede çalışan işçilere, işletmelere ve ticaret erbabına da katkı sağlar’’ şeklinde konuştu.

Üreticinin sorunu sadece fiyat değil

Üreticinin sorununun sadece fiyat olmadığına dikkat çeken Bozgeyik, ‘’Zeytin üreticilerimizin karşı karşıya olduğu sorunların başında artan üretim maliyetleri gelmektedir. Mazot, gübre, bitki koruma ürünleri, budama, sulama, bakım, hasat işçiliği, nakliye ve sıkım giderleri üreticinin maliyetlerini artırmaktadır. Üretici, bir yıl boyunca yaptığı masrafların ardından ürününü hangi fiyata satabileceğini ve elinde ne kadar gelir kalacağını bilmek istemektedir’’ ifadelerini kullandı.

Önemli olan, yalnızca açıklanan zeytin fiyatı değildir

Hasat döneminde alım fiyatlarının maliyetleri karşılamaması durumunda, üreticinin emeğinin karşılığını almasını güçleştireceğini kaydeden Bozgeyik, ‘’Ürün miktarının yüksek olduğu yıllarda fiyatların düşmesi de üreticinin gelirini olumsuz etkileyebilmektedir. Burada önemli olan, yalnızca açıklanan zeytin fiyatı değildir. Üreticinin ürününü yetiştirmek ve hasat etmek için yaptığı bütün harcamalar hesaplanmalı, kilogram başına maliyet belirlenmeli ve satış sonrasında üreticinin elinde kalan gelir değerlendirilmelidir’’ değerlendirmesinde bulundu.

Kalıcı çözümler için üretimden pazarlamaya kadar bütün süreç ele alınmalıdır

Çözümün planlı üretim, güçlü kooperatifçilik ve adaletli pazarlamadan geçtiğini belirten Ziraat Mühendisi Bozgeyik, ‘’Zeytin üreticilerimizin sorunlarını yalnızca hasat döneminde gündeme getirmek yeterli değildir. Kalıcı çözümler için üretimden pazarlamaya kadar bütün süreç ele alınmalıdır. Üretim maliyetleri ve alım fiyatları gerçekçi biçimde değerlendirilmelidir. Sofralık ve yağlık zeytin için bölgelere, çeşitlere, kaliteye ve verime göre güncel maliyet çalışmaları yapılmalıdır. Üreticinin sürdürülebilir gelir elde etmesini gözeten tarım politikaları geliştirilmelidir’’ dedi.

Tek başına hareket eden küçük üreticinin pazarlık gücü sınırlıdır

Üretici örgütlenmesinin güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Bozgeyik, ‘’Tek başına hareket eden küçük üreticinin pazarlık gücü sınırlıdır. Üretim, ürün işleme, depolama ve pazarlama kooperatifleri desteklenmeli; üreticilerin ürünlerini ortak değerlendirmelerinin önü açılmalıdır. Zeytinyağı ve sofralık zeytinde katma değer artırılmalıdır. Kaliteli üretim, doğru depolama, ambalajlama, markalaşma ve pazarlama çalışmalarıyla üreticinin gelirden aldığı pay yükseltilmelidir’’ diye konuştu.

Yerel yönetimler ve kamu kurumları birlikte çalışmalıdır

Bozgeyik, ‘’Yerel yönetimler ve kamu kurumları birlikte çalışmalıdır. Gaziantep'te zeytin üretiminin yoğun olduğu bölgelerde üreticilerin teknik danışmanlık, analiz, eğitim, sulama verimliliği, işleme ve pazarlama imkânlarına erişimi artırılmalıdır. Üretimin geleceği güvence altına alınmalıdır. İklim değişikliği, kuraklık, su kaynaklarının verimli kullanımı, bahçe verimliliği ve gençlerin tarımda kalması uzun vadeli politikaların temel başlıkları olmalıdır’’ ifadelerini kullandı.

Ürünün değerinde satılmasını sağlayan kalıcı politikalar geliştirelim

Zeytin üreticisini korumanın geleceğimizi korumak anlamına geldiğini aktaran Ziraat Mühendisi Karaca Bozgeyik, konuşmasını şöyle sürdürdü: ‘’Türkiye'nin zeytin ve zeytinyağı üretiminde sahip olduğu potansiyeli ekonomik ve toplumsal bir kazanıma dönüştürmek istiyorsak, üreticinin sorunlarını merkeze almak zorundayız. Zeytin ağacı uzun yılların emeğini ister. Bugün üreticiyi yalnız bırakırsak yarının üretimini de riske atarız. Yetkililere, yerel yönetimlere, tarımsal örgütlere ve sektörün bütün paydaşlarına çağrım şudur; zeytin üreticisinin sorunlarını yalnızca hasat döneminde konuşmayalım. Üreticinin emeğini koruyan, maliyet baskısını azaltan, örgütlenmesini güçlendiren ve ürününü değerinde satmasını sağlayan kalıcı politikalar geliştirelim.’’

Kaynak: Adem Kesenek