Tarihte bazı kavramlar vardır ki zamanla anlam değiştirir, hatta çoğu zaman ilk ortaya çıktıkları bağlamdan tamamen kopar. Laiklik de böyle bir kavramdır. Bugün çoğu tartışmada laiklik din karşıtlığı gibi sunulsa da kavramın tarihsel kökeni bambaşka bir yere işaret eder.
Laiklik kelimesinin kökü, Antik Yunanca laikos kelimesine dayanır. Bu kelime “halktan olan, ruhban sınıfına ait olmayan” anlamına geliyordu. Başka bir ifadeyle laiklik başlangıçta dinsizlik değil, ruhban sınıfının ayrıcalığına karşı halkın konumunu ifade eden bir kavramdı. Din adamlarının siyasi ve ekonomik gücü karşısında toplumun geri kalanını tanımlayan bir ayrımdı.
Bu kavram Antik Yunan’da ortaya çıktı, fakat asıl siyasal anlamını Roma İmparatorluğu döneminde kazandı. Roma büyüdükçe farklı inançlara sahip topluluklar imparatorluğun parçası haline geldi. Bu durum devlet ile inanç alanı arasında pratik bir ayrım doğurdu. İmparatorluk yönetimi, farklı dinlere sahip halkları idare edebilmek için dini aidiyet ile siyasal otoriteyi kısmen ayırmak zorunda kaldı.
Orta Çağ Avrupa’sında ise sorun dinin kendisi değil, dinin siyasal iktidarın aracı haline gelmesiydi. Özellikle Papalık ve Katolik Kilisesi, yalnızca dini değil aynı zamanda siyasi ve ekonomik bir güç haline gelmişti. Bu durum Avrupa’da uzun süreli çatışmaların temel sebeplerinden biri oldu.
Dinin siyasetin aracı olarak kullanılması en belirgin biçimde Coğrafi Keşifler döneminde görüldü. Avrupa devletleri yeni kıtalara ulaştıklarında bu toprakların ele geçirilmesini çoğu zaman “Hristiyanlaştırma” gerekçesiyle meşrulaştırdı. Bu süreçte din, emperyal genişlemenin ideolojik örtüsü haline getirildi. Yeni dünyanın yerli halkları üzerinde uygulanan baskı ve yok etme politikaları, dinin siyasallaşmasının nasıl yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini gösteren tarihsel örneklerdir.
Modern laiklik fikrinin kurumsallaşması ise Fransız Devrimi ile gerçekleşti. Devrim yalnızca monarşiyi değil, kilisenin siyasi gücünü de sınırlamayı hedefledi. Böylece laiklik, devletin herhangi bir dini otoritenin kontrolüne girmemesini sağlayan bir ilke olarak yeniden tanımlandı.
İslam ve Türk tarihine bakıldığında farklı bir tablo görülür. İslam’da kurumsal bir ruhban sınıfı bulunmaz. Bu yönüyle İslam, din adamlarının toplumsal ayrıcalık oluşturduğu yapılardan ayrılır. İslam’ın temel mesajı insanın değerinin soy, kavim veya servetle değil ahlakla ölçülmesidir. Bu mesaj, kabile aristokrasisinin egemen olduğu bir toplumda ortaya çıkmıştır.
Bu bağlamda Hz. Muhammed’in getirdiği mesaj yalnızca dini değil aynı zamanda ahlaki ve toplumsal bir dönüşüm çağrısıdır. Kölelerin azat edilmesini teşvik eden, yoksulların hakkını koruyan ve insanlığın ortak kökene sahip olduğunu vurgulayan bu yaklaşım, güç ve ayrıcalık ilişkilerini sorgulayan bir ahlak anlayışı ortaya koymuştur. Bu gerçek, laiklerin tarih sahnesinde ilk ortaya çıkışışıdır.
Tarihsel olarak bakıldığında laiklik ile din arasında mutlak bir karşıtlık kurmak doğru değildir. Tam tersine, dinlerin özünde bulunan adalet, eşitlik ve zulme karşı durma ilkeleri, güç tekelleşmesine karşı bir sınır koyma amacı taşır. Bu nedenle laiklik yalnızca devlet ile dinin ayrılması olarak değil, inancın siyasi ve ekonomik egemenlik aracı haline getirilmesine ve insanların ayrıştırılarak ötekileştirilmesine de karşı bir ilke olarak da anlaşılabilir.
Bu açıdan bakıldığında laikliğin derin anlamı, dinin özündeki ahlaki ilkeleri yani insanı korumaktır. İnancın gücün aracı haline gelmesini engellemek, hem toplumsal barışın hem de dinin ahlaki değerinin korunması açısından önemlidir.
Sonuç olarak laiklik, din karşıtlığı değil; inancın emperyal güç ilişkilerinin aracı haline gelmesini engelleyen bir sınırdır. Dinlerin özünde bulunan adalet ve insan onuru fikri de aynı amaca yönelir. Bu nedenle laiklik ile din arasındaki ilişki bir çatışma değil, doğru anlaşıldığında birbirini dengeleyen iki alan olarak görülmelidir.
İnsanlık tarihinin büyük derslerinden biri şudur: İnanç, insanı özgürleştirebilir; fakat güçle birleştiğinde kolayca tahakküm aracına dönüşebilir. Laiklik tam da bu noktada ortaya çıkan tarihsel bir denge arayışıdır.