Eğitim Sen Gaziantep Şubesi, düzenlediği basın açıklamasında Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) ortaokul ve liselerde 16 branşı kapsayacak ‘Ortak Yazılı Sınav Sistemi’ uygulamasına sert şekilde tepki gösterdi.

Yeni bürokratik yükler yaratılmamalıdır

Basın açıklamasını okuyan Eğitim Sen Gaziantep Şube Başkanı Ömer Parlakçı, ‘’Öğretmenlerin mesleki özerkliğini sınırlandıran bu düzenlemeye ilişkin ciddi kaygılar taşıyoruz. Merkezi soru havuzu, öğretmenlere dayatılan bir zorunluluk değil, ihtiyaç duyduklarında yararlanabilecekleri destekleyici bir kaynak olmalıdır. Öğretmenlerin öğrencilerinin öğrenme düzeylerine ve bireysel farklılıklarına uygun sınav hazırlama yetkileri korunmalı, yeni bürokratik yükler yaratılmamalıdır’’ açıklamasını yaptı.

Eğitimde adalet, eşit koşulları sağlamakla mümkündür

Eşit olmayan koşullarda eğitim gören öğrencilerin standart sınavlarla değerlendirmenin, eğitimde eşitliği sağlamak değil, mevcut eşitsizliklerin sonuçlarını standart ölçütlerle kayıt altına almak anlamına geldiğini vurgulayan Parlakçı, ‘’Eğitimde adalet, bütün öğrencilere aynı soruları sormakla değil, bütün öğrencilere nitelikli eğitime erişebilecekleri eşit koşulları sağlamakla mümkündür. Merkezi ölçme ve değerlendirme uygulamaları, yalnızca sınav sorularının kim tarafından hazırlanacağı üzerinden değil, eğitim süreçlerinin giderek merkezileştirilmesi ve öğretmenlerin pedagojik karar yetkilerinin sınırlandırılması üzerinden değerlendirilmelidir’’ şeklinde konuştu.

Kamusal sorumlulukları ortaya koyan bir araç olmalıdır

Öğretim programlarından ölçme araçlarına kadar eğitim süreçlerinin öğretmenlerin denetiminden çıkarılmasının, öğretmenlerin mesleki özerkliğini ve emek süreçleri üzerindeki söz hakkını zayıflattığına vurgu yapan Parlakçı, ‘’Toplumsal ve ekonomik eşitsizlikler giderilmeden sınavların standartlaştırılması, eğitimde fırsat eşitliği sağlamayacağı gibi sınav sonuçlarının öğretmenler ve okullar üzerinde rekabet ve performans denetimi aracına dönüştürülmesi riskini de taşımaktadır. Ölçme ve değerlendirme, öğrencileri ve öğretmenleri sıralamanın değil, öğrenme süreçlerini geliştiren ve eğitimdeki eşitsizliklerin giderilmesine yönelik kamusal sorumlulukları ortaya koyan bir araç olmalıdır’’ değerlendirmesini yaptı.

Teknolojik gelişmelerden eğitimde yararlanılmasına karşı değiliz

Bakanlığın yapay zeka destekli soru hazırlama ve açık uçlu yanıtları puanlama uygulamalarını gündeme getirmesinin de ciddi kaygılar yarattığını sözlerine ekleyen Parlakçı, ‘’Öğrencilerin farklı düşünme, yorumlama ve kendilerini ifade etme biçimlerinin algoritmalar tarafından ne ölçüde doğru değerlendirilebileceği belirsiz. Algoritmik önyargılar, değerlendirme hataları, öğrenci verilerinin korunması ve sonuçlara itiraz mekanizmaları önemli sorun alanlarıdır. Teknolojik gelişmelerden eğitimde yararlanılmasına karşı değiliz. Ancak teknoloji, öğretmenin mesleki bilgi ve deneyimini desteklemeli, pedagojik karar alma ve değerlendirme yetkisinin yerine geçirilmemelidir’’ değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: Meral Kesenek