Siyaset Bilimci ve Araştırmacı Yazar Abdullah Yeniekinci, Gaziantep sanayisinin darboğazda olduğunu belirtti.
OSB’nin karşı karşıya kaldığı ekonomik güçlükleri görmezden gelemeyiz
Yeniekinci, ‘’Gaziantep sanayisinin karşı karşıya kaldığı ekonomik güçlükleri görmezden gelemeyiz. Finansman maliyetleri, işletme sermayesi ihtiyacı, enerji ve ham madde giderleri ile uluslararası rekabet koşulları, sanayimizin geleceği açısından önemli riskler barındırmaktadır’’ şeklinde konuştu.
Gençlerimizin geleceğe hangi şartlarda hazırlandığına bakmak zorundayız
Gaziantep’in sıradan bir Anadolu şehri olmadığını sanayisiyle, ticaretiyle, ihracatıyla ve çalışkan insanlarıyla Türkiye ekonomisinin temel üretim merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Yeniekinci, ‘’Bu şehrin her fabrikasında emek, her atölyesinde mücadele, her işletmesinde yılların birikimi vardır. Artık yalnızca ihracat rakamlarıyla övünmek yeterli değil. Sanayicimizin hangi şartlarda üretim yaptığına, esnafımızın nasıl ayakta kaldığına, işçimizin emeğinin karşılığını alıp alamadığına ve gençlerimizin geleceğe hangi şartlarda hazırlandığına da bakmak zorundayız’’ dedi.
Sanayicinin yanında işçinin de hakkın korunmalı
Sanayicinin yanında işçinin de hakkının korunması gerektiğini belirten Yeniekinci, ‘’Gaziantep'in fabrikalarında yalnızca makineler çalışmaz; binlerce ailenin geçimi, çocukların eğitimi ve gençlerin geleceği de o üretim faaliyetlerine bağlıdır. Sanayi kuruluşlarının ayakta kalması ne kadar önemliyse çalışanların ekonomik ve sosyal haklarının korunması da aynı ölçüde önemlidir. Üretim maliyetlerinin azaltılması gerekçesiyle emekçinin haklarının ikinci plana itilmesi kabul edilemez. Sanayiye sağlanacak desteklerin istihdamı, çalışma güvenliğini ve sosyal hakları da koruması gerekir’’ değerlendirmesini yaptı.
Kalıcı iş birlikleri kurulmalı
Özellikle gençlerin ve kadınların nitelikli istihdama katılımının arttırılması gerektiğini ifade eden Yeniekinci, ‘’Mesleki eğitim kurumları ile sanayi kuruluşları arasında kalıcı iş birlikleri kurulmalı. Üniversitelerde kazanılan bilgi ile üretim sektörünün ihtiyaçları arasında güçlü bir bağ oluşturulmalı. Sanayicinin yatırım yapabildiği, işçinin emeğinin karşılığını alabildiği ve gencin geleceğine güven duyabildiği bir Gaziantep, ekonomik kalkınmanın da toplumsal adaletin de temelidir’’ açıklamasını yaptı.
İstihdam üzerindeki etkiler bağımsız ve güvenilir verilerle ortaya konulmalı
Yeniekinci, ‘’Gaziantep sanayisinin mevcut durumu, bütün yönleriyle ele alınmalı. Şirket kapanışlarının nedenleri, işletmelerin finansmana erişim koşulları, üretim kapasitesi ve istihdam üzerindeki etkiler bağımsız ve güvenilir verilerle ortaya konulmalı. Çünkü üretim gücünü kaybeden bir şehir, yalnızca ekonomik kapasitesinden değil, toplumsal geleceğinin önemli bir parçasından da kaybeder’’ değerlendirmesinde bulundu.
Dijitalleşme ve yüksek katma değerli üretim desteklenmeli
Gaziantep'in ekonomik geleceği açısından öncelikle kapsamlı bir Sanayi ve İstihdam Eylem Planı hazırlanması önerisinde bulunan Yeniekinci, konuşmasını şu cümlelerle sürdürdü: ‘’Bu plan, yalnızca kamu kurumlarının hazırladığı bir belge olarak kalmamalı. Sanayi ve ticaret odaları, ihracatçı birlikleri, üniversiteler, sendikalar, meslek kuruluşları ve yerel yönetimler sürece katılmalı. Öncelikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansmana erişimini kolaylaştıracak, açık kriterlere dayanan ve denetlenebilir kredi destekleri geliştirilmeli. Enerji maliyetlerini azaltacak verimlilik yatırımları teşvik edilmeli. Teknolojik dönüşüm, dijitalleşme ve yüksek katma değerli üretim desteklenmeli.’’
Yeni pazarlara erişmesi stratejik öncelik olarak ele alınmalı
Yeniekinci, ‘’Sanayi kuruluşlarının yalnızca mevcut ihracat pazarlarını koruması değil, yeni pazarlara erişmesi de stratejik öncelik olarak ele alınmalı. Konkordato ve yeniden yapılandırma süreçlerinde ekonomik açıdan yaşama şansı bulunan işletmelerin üretim kapasitesini ve istihdamını koruyacak hukuki ve finansal imkânlar değerlendirilmeli. Gençlere yönelik mesleki eğitim ve işe geçiş programları yaygınlaştırılmalı. İş kaybına uğrayan vatandaşlar için yeniden beceri kazandırma ve istihdam destekleri oluşturulmalı. Bütün bu adımların maliyetleri, sorumlu kurumları ve uygulama takvimleri kamuoyuna açık olmalı. Üçer aylık raporlarla uygulamaların sonuçları paylaşılmalı. Türkiye genelinde ise finansal dolandırıcılık risklerini azaltacak etkili denetim ve yatırımcı koruma mekanizmaları güçlendirilmeli. Çünkü ekonomik kalkınma, yalnızca kaynak aktarmakla değil, aktarılan kaynakların hangi sonuçları ürettiğini denetlemekle mümkündür’’ diye konuştu.





