Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, 2027 yılı kapsamında belirlediği elektrik tüketim limitine göre, yıllık elektrik tüketimi 3 bin kilovatsaat ve üzerinde olan aboneler devlet desteğinden yararlanamayacak. Yani aylık 250 kilovatsaat üzerinde elektrik tüketimi yapan aboneler yüksek faturalarla karşı karşıya kalacak.
Tüketici Hakları Derneği Gaziantep Şube Başkanı Bülent Yılmaz, ‘’Devletin görevi vatandaşın temel ihtiyaçlarını karşılayabileceği enerjiyi güvence altına almaktır. Vatandaşı daha az elektrik tüketmeye zorlamak değil, elektriğe erişimini ekonomik olarak sürdürülebilir hale getirmektir’’ dedi.
Enerji politikalarının merkezinde insan ve toplum olmalıdır
Yılmaz, ‘’Bir ailenin kaç kişi olduğunu bilmeden, evinde hasta bulunup bulunmadığını hesaba katmadan, elektrik tüketimini israf olarak değerlendiremezsiniz. 3 bin kilovatsaatin altındaki tüketimin hakkı korunmalı, üzerindeki tüketimin tamamı değil yalnızca aşan kısmı yüksek tarifeden hesaplanmalıdır. Enerji politikalarının merkezinde şirketlerin maliyet hesapları değil, insan ve toplum olmalıdır. Tüketicinin elektriğini kısarak değil, sosyal adaleti güçlendirerek tasarruf sağlanır’’ değerlendirmesini yaptı.
Elektrik lüks değil, temel bir ihtiyaç olarak görülmeli
Elektriğin lüks değil, temel bir ihtiyaç olarak görülmesi gerektiğini kaydeden Yılmaz, ‘’2025 yılında 5 bin kWh olan yıllık sınırın 2026'da 4 bin kWh'ye, 2027'de ise 3 bin kWh'ye indirilmesi, yalnızca iki yıl içerisinde yüzde 40'lık bir düşüş anlamına gelmektedir. EPDK'nın kendi açıklamasına göre Türkiye'de yaklaşık 44,2 milyon mesken abonesi bulunmaktadır. Yeni düzenleme sonucunda yaklaşık 6,5 milyon mesken abonesinin, yani toplam abonelerin yüzde 14,7'sinin yüksek tüketimli tüketici grubuna dahil olması beklenmektedir. Başka bir ifadeyle yaklaşık her yedi mesken abonesinden biri, yeni düzenlemenin getireceği farklı fiyatlandırma koşullarıyla karşı karşıya kalacaktır’’ şeklinde konuştu.
Bunlar çağdaş yaşamın asgari ihtiyaçlarıdır
EPDK’nin aylık ortalama 250 kWh tüketimi ve yaklaşık 820 TL ve üzerindeki fatura tutarını bu sınırın açıklanmasında referans gösterdiğini Yılmaz, ‘’İki yetişkin ve iki çocuktan oluşan dört kişilik bir ailenin elektrik tüketimini düşünelim. Buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, televizyon, aydınlatma, bilgisayar, telefon şarjları, ütü, fırın ve diğer temel ev aletleri. Bunların hiçbiri lüks değildir. Bunlar çağdaş yaşamın asgari ihtiyaçlarıdır.
Tasarruflu yaşayan dört kişilik bir ailenin aylık tüketimi dahi 200-250 kWh seviyelerine yaklaşabilmektedir. Çocuk sayısı arttığında, evde geçirilen süre uzadığında veya elektrikli cihazların kullanım ihtiyacı yükseldiğinde tüketim de artmaktadır’’ ifadelerini kullandı.
Hakkın yalnızca kağıt üzerinde kalmaması gerekiyor
Yılmaz, ‘’EPDK'nın yaşam destek cihazlarına bağımlı tüketiciler için istisna öngörmesini olumlu buluyoruz. Ancak bu hakkın yalnızca kağıt üzerinde kalmaması; kapsamın açıkça tanımlanması, başvuruların kolaylaştırılması, hastaların sürekli belge yenilemek zorunda bırakılmaması ve istisnanın otomatik olarak uygulanması gerekmektedir. Üstelik mesele yalnızca yaşam destek cihazlarıyla da sınırlı değildir. Evinde sürekli elektrik tüketen tıbbi cihaz kullanmak zorunda olan kronik hastalar, engelliler ve özel bakım ihtiyacı bulunan bireyler de sosyal destek politikalarının kapsamına alınmalıdır’’ çağrısında bulundu.
Elektrik desteği bir ticari ayrıcalık değil, sosyal devletin sorumluluğudur
‘Elektrik desteği bir ticari ayrıcalık değil, sosyal devletin sorumluluğudur’ diyen Tüketici Hakları Derneği Gaziantep Şube Başkanı Bülent Yılmaz, sözlerini şu şekilde tamamladı: ‘’Elektrik tüketimini yalnızca ekonomik güç göstergesi olarak değerlendirmek doğru değildir. Yüksek tüketimin arkasında kalabalık bir aile, evde sürekli bulunan çocuklar, yaşlılar, engelliler, kronik hastalar veya zorunlu tıbbi cihaz kullanımı olabilir. Bir tüketicinin yüksek elektrik tüketmesi, mutlaka yüksek gelirli olduğu veya israf yaptığı anlamına gelmez. Elektrik, bir ailenin büyüklüğüne, evinde hasta bulunmasına veya çocuklarının sayısına bakılmaksızın temel bir ihtiyaçtır. Bir çocuğun ders çalıştığı lamba, bir hastanın solunum cihazı, bir ailenin buzdolabı ve çamaşır makinesi lüks tüketim değildir.’’





