Yüksek Peyzaj Mimarı Celal Akcan, Gaziantep’te kişi başına düşen yeşil alan miktarının Avrupa’nın gelişmiş kentlerinin çok gerisinde olduğunu belirtti.

Gaziantep’te kişi başına düşen aktif yeşil alan yaklaşık 7-9 metrekare düzeyinde olduğunu kaydeden Akcan, ‘’Bu oran, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği asgari sınırın çevresinde olsa da Avrupa’nın gelişmiş kentlerinin oldukça gerisindedir. Avrupa’nın pek çok şehrinde kişi başına düşen yeşil alan 20, hatta 40 metrekareyi aşmaktadır. Aradaki fark yalnızca rakamlardan ibaret değildir; o fark, insanların soluduğu havaya, çocukların oyun alanlarına, şehirlerin iklimine ve toplumun yaşam kalitesine doğrudan yansımaktadır’’ şeklinde konuştu.

Şehirler insanına sunduğu yaşam kalitesiyle değer kazanır

Şehirlerin, yalnızca yükselen binalarıyla değil, insanına sunduğu yaşam kalitesiyle değer kazandığını sözlerine ekleyen Akcan, ‘’Geniş bulvarlar, modern konutlar ve sanayi yatırımları elbette önemlidir. Ancak bir kenti gerçekten yaşanabilir kılan, çocukların güvenle oynayabildiği parklar, yaşlıların gölgesinde dinlenebildiği ağaçlar ve insanların nefes alabildiği yeşil alanlardır’’ ifadelerini kullandı.

Aynı başarıyı kentin yeşil dokusu için söylemek ne yazık ki kolay değil

Akcan, ‘’Gaziantep, üretim gücü, sanayisi, kültürel mirası ve gastronomisiyle Türkiye’nin gurur duyduğu şehirlerden biridir. Son yıllarda gösterdiği ekonomik gelişim takdire şayandır. Ancak aynı başarıyı kentin yeşil dokusu için söylemek ne yazık ki kolay değildir. Gaziantep’in önünde önemli bir tercih bulunmaktadır. Şehir büyümeye devam edecek; asıl mesele, bu büyümenin nasıl yönetileceğidir. Betonun gölgesinde sıkışan bir kent mi olacağız, yoksa büyürken doğasını da koruyan örnek bir şehir mi?’’ sorusunu sordu.

Yeni imar alanlarında daha fazla park ayrılabilir

Halen bir fırsatın olduğunu sözlerine ekleyen Akcan, ‘’Yeni imar alanlarında daha fazla park ayrılabilir. Atıl durumdaki kamu arazileri kent parklarına dönüştürülebilir. Mahalle ölçeğinde yeşil alanlar artırılabilir. Bisiklet yolları ve yürüyüş güzergâhları ağaçlandırılmış yeşil koridorlarla birbirine bağlanabilir. Okulların, kamu binalarının ve büyük yapıların çatıları yeşil bahçelerle değerlendirilebilir. Kurak iklime uygun ağaç türleriyle geniş kapsamlı bir ağaçlandırma seferberliği başlatılabilir’’ önerisinde bulundu.

Yeşil alanlar artık bir lüks değil, zorunluluktur

Çalışmaların yalnızca çevreyi güzelleştirmek olmadığını kaydeden Akcan, ‘’Daha fazla yeşil alan; daha temiz hava, daha düşük sıcaklık, daha az gürültü, daha güçlü sosyal yaşam ve daha sağlıklı bireyler demektir. İklim değişikliğinin etkilerini her geçen yıl daha fazla hissettiğimiz bir dönemde, yeşil alanlar artık bir lüks değil, zorunluluktur. Gaziantep, tarih boyunca medeniyetlerin buluştuğu bereketli bir coğrafyanın merkezi olmuştur. Böylesine köklü bir şehrin geleceği de sadece ekonomik büyüme hedefleriyle değil, çevresel sürdürülebilirlik anlayışıyla şekillenmelidir. Bugün dikilecek her fidan, yarının daha serin sokakları; bugün yapılacak her park, geleceğin daha mutlu çocukları anlamına gelecektir’’ değerlendirmesinde bulundu.

Şehirleri daha yaşanabilir bir şekilde teslim etmek hepimizin sorumluluğudur

Yüksek Peyzaj Mimarı Celal Akcan, konuşmasını şu kelimelerle bitirdi: ‘’Şehirler, gelecek kuşaklardan ödünç aldığımız ortak yaşam alanlarıdır. Bu emaneti daha yeşil, daha sağlıklı ve daha yaşanabilir bir şekilde teslim etmek hepimizin sorumluluğudur. Gaziantep’in geleceği, daha fazla beton dökmekte değil; toprağa daha fazla hayat vermektedir. Çünkü güçlü şehirler, yalnızca ekonomileriyle değil, insanına nefes aldıran yeşil alanlarıyla da hatırlanır.’’

Kaynak: Adem Kesenek