Yüzde 5'ini biz ocak ayında geri verdik. Bunun gerçekten bizi ne kadar derinden etkilediğini biliyoruz. Zor şartlarda yaşayan, asgari ücret ve biraz üstünde çalışan insanların bu konudaki hayal kırıklıklarını herkesin dikkate alması gerekiyor" dedi.

HAK-İŞ Konfederasyonu, 50'inci yıl etkinlikleri kapsamında 'HAK-İŞ Türkiye Kadın Buluşmaları'nın üçüncüsü Gaziantep'te gerçekleşti. Düzenlenen programda konuşan HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, "2 Aralık Ocak ayındaki enflasyon rakamları bizim hepimizi şok etti. Gerçekten bütün ortaya konulan Maliye Bakanlığınız, Cumhurbaşkanı Yardımcılığının kısa, orta ve uzun vadeli programları, bütün ekranlarda söylenen büyüklerimizin ifadelerinin hepsinin, Ocak ayında duvara çarptığını gördük. Gerçekten asgari ücret, yüzde 27 oranında arttırıldı. Yüzde 5'ini biz ocak ayında geri verdik. Bunun gerçekten bizi ne kadar derinden etkilediğini biliyoruz. Zaten zor şartlarda yaşayan, asgari ücret ve biraz üstünde çalışan insanların bu konudaki hayal kırıklıklarını herkesin dikkate alması gerekiyor. Bir şok yaşadık. Büyüklerimiz, dezenflasyon mücadelesi, sıkı para politikası gibi bir sürü kavramlar konuşuyorlar. Merkez Bankası, Maliye Bakanı. Biz bu kavramları bir işçi olarak yeterince anlamıyoruz. Anladığımız bir şey var. Pazara gittiğimizde yaşadığımız, sokakta yaşadıklarımız, her gün almak zorunda, ödemek zorunda kaldığımız kiralarımız, gıda harcamalarımız, eğitim harcamalarımız, ulaşım giderlerimiz, enerji giderlerimiz bizi onlar ilgilendiriyor. Enflasyon düşüyor ama hayat pahalılığı maalesef devam ediyor. Enflasyon düşüyor ancak fiyatlar durmuyor. Enflasyonun düşmesi fiyatların düşmesi anlamına gelmiyor. Bizde şöyle bir algı var ‘enflasyon düşüyor fiyat niye düşmüyor?' Arkadaşlar enflasyon devam ediyor aslında. Düşük oranda devam ediyor. Yani 10 ise 5'e düşüyor. Yine enflasyon var. Fiyatların da azalması düşmesi de söz konusu olmuyor. Ama bu algıyı da değiştirmemiz gerekiyor. Onun için ocak ayı enflasyonu hepimiz için bir alarm. Bu programı yönetenler, yürütenler lütfen oturup yeniden gözden geçirsinler. Böyle giderse bu program duvara toslar" diye konuştu.

"TÜİK ve hükümetin ortaya koyduğu

programdaki aksamalar bizi de

tereddüte düşürüyor"

TÜİK'in ve hükümetin ortaya koyduğu kısa, orta ve uzun vadeli programlardaki aksamaların tereddüte yol açtığını söyleyen Arslan, "Ocak ayının gerekçelerini bakan anlatmış soğuklar işte yoğun kış şartları gibi. Geçen sene de dondan bahsettik. Şimdi bu sene kış şartları ne olacak peki? Yani her seferinde bir doğal olaya sığınarak bu sorunu çözemeyiz. Onun için açıkçası bizim de hayal kırıklığımız, ocak ayı enflasyonu. Bundan sonra biz TÜİK'in verilerini, hükümetin ortaya koyduğu kısa orta vadeli programların hepsini ciddiye alıyoruz. Ama bu programdaki aksamalar bizi de tereddüte düşürüyor. O zaman bu programı savunanlar, bu programın arkasında duranlar bunu bize iyi izah etmesi gerekiyor. Bu bir tehlike işareti, bunun gerçekten biz şokunu yaşadık. Umarım önümüzdeki ay bu şoku yaşamayız" ifadelerini kullandı.

Bütün çabalara rağmen emekliye yapılan düzenlemenin önemli olduğunu vurgulayan Arslan, maaşların 20 bin liraya çıkarılmış olmasının 16 binin ardından önemli bir adım olduğunu fakat yeterli bir adım olmadığını ifade etti.

Arslan, "HAK- İŞ olarak sahadayız. Yalnız gittiğimiz her yerde emeklilerimiz bizim önümüzü kesiyor. Bu zorlu süreçten kurtulmamız gerekiyor. Türkiye'nin imkanları, kaynakları, elde ettiğimiz gayri safi milli hasılamız, kişi başına düşen milli gelirimiz 2024'te, 2025'te 17 bin dolara çıktı. Ama bir kesim yoksullaşıyor. Bir kesim daha zor şartlarda yaşıyor. Bu ülkenin kaynaklarının adil bir paylaşım içinde olmadığını gösteriyor. Bu ülkede dünyada en fazla hızlı artış gösterenin dolar milyoneri sayısı olduğunu unutmayalım ama aynı ülkede 20 bin liraya yaşamak zorunda kalan milyonlarca emeklinin de sorunlarını bilmemiz, konuşmamız ve tartışmamız gerekiyor. Başta emeklilerimiz olmak üzere asgari ücretle çalışan, asgari ücreti yakın ücret alan dar gelirli vatandaşlarımız dahil hükümetimizden büyük bir beklentisi var. Bu ülkenin kaynaklarının imkanlarının daha adil bir şekilde paylaşılması durumunda bu kardeşlerimizin ciddi kaynak oluşturulacak imkanlara ulaşacağına ben inanıyorum. Onun için sorun kaynak sorunu değil, sorun bir tercih ve paylaşım sorunu. Bunu da buradan bir kez daha Türkiye'ye ve ülkemizi yönetenlere hatırlatmamız gerekiyor. Hak-İŞ olumlu olan her şeyi asla ve asla yok saymaz ve bu olumlu da olmuştur, iyi olmuştur deriz. Ama olumsuz olursa da bu olumsuz deriz. Bunu demek zorundayız" ifadelerine yer verdi.

Kaynak: İHA