Can ve yaşam insana emanettir. İnsan onları üretmedi, var etmedi; sadece taşıyor. Bu yüzden can üzerinde hoyratlık, yaşam üzerinde keyfîlik insanın hakkı değildir.
İnsana yakışan, kendisine bırakılanı sahiplenmek değil, korumaktır. Canı ziyan etmemek, yaşamı ucuzlatmamak, başkasının canına el uzatmamak… Bunların hepsi emanete sadakattir.
İhanet ise büyük laflarla değil, küçük umursamazlıklarla başlar. Canı sadece kendi canı sanmakla, yaşamı sadece kendi menfaatine indirgemekle.
İnsan, emanete ihanet etmediği ölçüde insandır. Canı ve yaşamı incitmeden taşıyabiliyorsa, işte o zaman kendine yakışanı yapmış olur. İnsan en büyük yanılgısını, kendisine bırakılanı “kendinin sanmasıyla” yapar. Hayatı, bedeni, gücü, bilgiyi, toprağı, suyu… Hepsini mülk gibi görmeye başladığı anda emanet fikri çözülür. Oysa hayat insana ait değildir; insana emanet edilmiştir. Mülkün sahibi Allah’tır ve ilkelerle yasalarla korunur.
Emanet, yük bindirir, sorumluluk ister, hesap ister. Çünkü emanet, “dilediğin gibi kullan” demek değildir; “bozmadan kullan; yaşa, yaşat ehline teslim et” demektir. İnsan hayatı başlatmadığı gibi bitişini de tayin edemez. Buna rağmen kendini merkeze koyar, her şeyi kendi ihtiyacına göre eğip büker. Sonra adına ilerleme der.
Kullandığımız araç gereçler de emanettir. Teknoloji, bilgi, sermaye… Bunların hiçbiri masum değildir; ahlakla birleştiğinde anlam kazanır. Güç, ehlinin elinde adalet üretir; ehil olmayanın elinde zulme dönüşür. Bugün “imkân” dediğimiz şeyler, yarın “yıkım” olarak karşımıza çıkıyorsa, sorun alette değil, emanet bilincinin yokluğundadır.
Çevre ve doğa meselesi de buradan kopmuştur. Toprak artık emanet değil “kaynak”tır. Su yaşam değil “meta”dır. Orman denge değil “rezerv”dir. Dil değişince niyet değişir. Niyet değişince yıkım kaçınılmaz olur. Doğayı tüketen dil, zamanı gelince insanı da tüketir. Bunun istisnası yoktur. Atalar boşuna eline, beline diline sahip çıkılmasını istememiştir.
Emaneti ehline vermek ilekesi sadece dini değil, akli ve toplumsal bir ölçüdür. Yetki ehline verilmezse kaos çıkar. Bilgi ehline verilmezse cehalet çoğalır. Söz ehline verilmezse hakikat kirlenir. Bugün şikâyet ettiğimiz pek çok şey, bu tek ilkenin ihlalinden doğuyor.