Anadolu’nun cefakâr kadınları, hayat mücadelelerini “Demir olsam çürürdüm, toprak oldum da dayandım.” sözleriyle özetler. Bu topraklarda binlerce yıldır yaşanan zorluklar, insanları tevazu ve sabra yönlendirmiştir.
Toprak, görünürde pasif bir unsur gibi durur; ayaklar altında çiğnenir, ezilir. Fakat sabrı sayesinde her şeyi dönüştürür: Yağmurda rahmete, rüzgârda dinginliğe, aldığıyla başka diyarlara berekete dönüştürür. Taş ve demir sertlik simgeleridir; kırılır veya aşınırlar. Toprak ise her şeyi kabul eder, dönüştürür ve hayat kaynağı olur. Tohum onda can bulur, yaşam oradan yükselir.
İnsanın gönlü de toprak gibi olmalıdır. Yunus Emre, bunu güzel bir şekilde dile getirir: “Aşk bir güneşe benzer, aşksız gönül misali taşa benzer. Taş gönülde ne biter, dilinde ağı tüter; yavaş konuşsa da sözü savaşa benzer.” Toprak gönüllü olmak, sabır ve tevazu ile hareket etmektir.
İnsanın taşlaşması, duygularını dengeli işletmemesiyle paralel bir durumdur. Sevgi, fedakârlık ve feragat duyguları, taşlaşmış gönlü toprağa dönüştürür. Gerçek güç, kırmakta değil, kabullenmekte ve dönüştürmekte gizlidir.
Mahatma Gandhi’nin “satyagraha” yani “hakikatin gücü” olarak tanımladığı direnme yöntemi, toprağın bilgeliğine dayanır. Zulme karşı taş gibi şiddetle değil, toprak gibi sabır ve dönüştürme ile direndi. Benzer şekilde Atatürk, işgal güçlerine karşı gereken tepkiyi vererek özgürlüğü ve barışı sağladı. Her iki örnek de, sabır ve dirençle en sert güçlerin bile etkisiz hâle getirilebileceğini gösterir.
Birey veya toplum olarak karşılaşılan zorluklar, taş veya demir gibi sertleştiğimizde geçici avantaj sağlayabilir. Ancak dengeyi kaybetmek, kayıplara yol açar. Toplumsal yaşamda kırılmalar ve çatışmalar kaçınılmazdır; ama sabır, alçakgönüllülük ve dönüştürücü bir ruhla karşılaşıldığında, bambaşka bir sayfa açılır.
Günlük yaşamda bunun basit bir örneği, trafikte yaşanabilir: Bilinçli veya bilinçsiz bir hareketle karşılık veren kişiye, sadece tebessüm ve elinizi açarak teslimiyet göstermek, ortamı sakinleştirir; aksi hâlde öfke ve tahribat devam eder.
Toprak olabilmek, sabır, tevazu ve dönüştürücü güçle var olabilmektir. Bireysel direnişten toplumsal etkiye kadar, toprak gibi olabilenler hem kendilerini hem çevrelerini besler ve yaşamı güçlendirir.