Devlet, bireylerin ortak ihtiyaçlarını karşılamak için kurduğu siyasal örgüttür. Güvenlik, adalet, düzen… Bunlar tek başına karşılanamaz. Devlet bu ortaklığın kurumsal biçimidir, bireyin üstünde değildir.
Modern devlet anlayışı bunu hukukla güvence altına almıştır. Egemenlik sınırlandırılmış, vatandaşlık hak ve sorumluluk ilişkisine dönüşmüştür. Temel ilke şudur: İçeride egemenlik millete, dışarıda egemenlik devlete aittir. Vatandaş tebaa değil, devletin varoluş sebebidir.
Ne var ki 20. yüzyılın sonundan itibaren bu düzen aşınmaya başladı. Ekonomik ve askeri gücün belirli devletlerde toplanması, uluslararası hukukla fiili güç arasındaki makası açtı. ABD'nin uluslararası kuralları kendi lehine esnetebilmesi, bunun en bilinen örneğidir. Mesele ABD değil, gücün hukukun önüne geçmesidir.
Artık soru şu: Gerçek egemenlik kimin elinde? Devletin mi? Milletin mi? Küresel sermayenin mi? Ulusüstü kurumların mı?
Bu dönüşüm vatandaşlığı da etkiliyor. Dışarıda egemenliği zayıflayan devlet, içeride vatandaşının egemenliğini korumakta zorlanıyor. Ekonomik bağımlılık arttıkça karar alma alanı daralıyor. Kasa ve masa yeniden karşımıza çıkıyor: Kasa ortak kaynak, masa ortak karardır. Egemenlik ikisine de sahip olmaktır.
Kimlik siyaseti de burada devreye giriyor. Din, mezhep, etnik köken üzerinden toplumun kutuplaştırılması, ortak egemenlik bilincini zayıflatıyor. Vatandaş "Ne istiyoruz?" yerine "Sen kimsin?" diye sormaya başlıyor. Oysa Cumhuriyet'in özünde farklılıkların ortak bir egemenlikte buluşması vardır. "Türk" bir partinin veya mezhebin kimliği değil, ortak vatandaşlık kimliğidir.
Vatandaş devletin lütfuyla değil, kendi iradesiyle vatandaştır. Partiler bu iradenin araçlarıdır, iktidarlar geçici taşıyıcılarıdır. Hiçbir parti kendini devletle, hiçbir iktidar kendini milletle özdeşleştiremez. Millet partiden, vatandaşlık parti aidiyetinden, egemenlik iktidardan önce gelir.
Soru şu: Dışarıda küresel güç merkezleri, içeride siyasal yapılar vatandaşın egemenlik alanını daraltmaya devam mı edecek? Yoksa devlet asli işlevine, yani ortak iradeyi örgütlemeye mi dönecek?
Devletin sahibi iktidar değil, parti değil, zümre değil, sermaye değil. Devlet, vatandaşların ortak siyasal örgütüdür.
Egemenlik milletindir. Ve vatandaş, tebaa değil, bu egemenliğin kurucu ortağıdır.