TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Gaziantep İl Temsilciliği, 16 Ekim Dünya Gıda Günü kapsamında basın açıklaması yaptı.

Tüketicinin uygun fiyatlı gıdaya erişimini sınırlandırmaktadır

Basın açıklamasını okuyan TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Gaziantep İl Temsilcisi Gamze Atar Kayabaşı, ‘’Gıda sorunu yalnızca ne kadar üretildiğiyle değil, neyin, nasıl ve kim için üretildiğiyle ilgilidir. Gıda zincirinin tohumdan gübreye, işlemeden dağıtıma kadar giderek daha fazla sermaye yoğunlaşmasının kontrolüne girmesi; üreticinin bağımsızlığını ve tüketicinin uygun fiyatlı gıdaya erişimini sınırlandırmaktadır. Açlık ve yoksulluk kaçınılmaz bir kader değil, uygulanan ekonomi, tarım ve gelir politikalarının da sonucudur’’ dedi.

Gıda yalnızca piyasada alınıp satılan bir meta değildir

Gıdanın yalnızca piyasada alınıp satılan bir meta değil, yaşamın ve sağlığın temeli olduğunu bu nedenle gıda politikalarının şirketlerin karlılık hedeflerine ve piyasa koşullarına terk edilemeyeceğini dile getiren Kayabaşı, ‘’Gıda enflasyonuyla mücadele; üreticiyi koruyan, tüketiciyi gözeten, emeğin karşılığını güvence altına alan ve gelir dağılımındaki adaletsizliği azaltan bütüncül politikalarla mümkündür. Gıda hakkının ihlalinin en ağır sonuçlarından biri çocukların beslenmesinde görülmektedir. Yetersiz ve dengesiz beslenme; çocukların fiziksel gelişimini, bilişsel becerilerini, okul başarısını ve geleceğini doğrudan etkilemektedir. Bir çocuğun sağlıklı beslenebilmesi, ailesinin ekonomik koşullarına bağlı olmamalıdır’’ ifadelerini kullandı.

Eşit ve sürdürülebilir bir kamusal programa dönüştürülmelidir

Kayabaşı, ‘’Okul yemekleri bilimsel beslenme ilkelerine uygun hazırlanmalı; güvenilir hammadde, hijyen, izlenebilirlik ve etkin denetim koşulları sağlanmalıdır. Uygulama, bütçesi kamu tarafından karşılanan, ülke genelinde eşit ve sürdürülebilir bir kamusal programa dönüştürülmelidir. Gerekli kaynak ayrılmalı, ilgili meslek disiplinlerinin bilgi ve uzmanlığından yararlanılmalıdır. Çocukların geleceği tasarruf kalemi, sağlıklı beslenme bir lüks, okul yemeği ve okul gıdası logosu ise ertelenebilir bir vaat değildir’’ açıklamasını yaptı.

Kamusal yarar ve mesleki uzmanlık temelinde oluşturmaya çağırıyoruz

Yetkililere çağrıda bulunan Kayabaşı, ‘’Yeterli, dengeli, sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişimi temel bir insan hakkı olarak güvence altına almaya, yoksullukla mücadeleyi adil gelir dağılımı, insanca yaşam koşulları ve sağlıklı gıdaya erişim politikalarıyla birlikte yürütmeye, bütün çocuklara okullarda en az bir öğün ücretsiz, yeterli ve dengeli yemek ile temiz içilebilir su sağlamaya ve gerekli kamu bütçesini ayırmaya, üreticilerin maliyetlerini gözeten, emeğinin karşılığını almasını sağlayan ve tarımsal üretimin sürekliliğini güvence altına alan politikalar geliştirmeye, küçük üreticileri ve kooperatifleri desteklemeye; gıda zincirindeki piyasa yoğunlaşmasını gözeterek adil bir üretim ve dağıtım sistemi oluşturmaya, tarım alanlarını, su kaynaklarını ve ekolojik dengeyi korumaya, gıda denetimlerini güçlendirmeye, kamu kurumlarında yeterli sayıda nitelikli teknik personel istihdam etmeye, tarım ve gıda politikalarını bilimsel bilgi, kamusal yarar ve mesleki uzmanlık temelinde oluşturmaya çağırıyoruz’’ şeklinde konuştu.

Açlık, kader ve yoksulluk kaçınılmaz değil

Açlığın kader ve yoksulluğun kaçınılmaz olmadığını vurgulayan Kayabaşı, ‘’Çocukların sağlıklı beslenememesi, üreticinin emeğinin karşılığını alamaması ve milyonlarca insanın güvenilir gıdaya erişememesi değiştirilemez bir düzenin sonucu olarak kabul edilemez .İnsanların temel ihtiyaçlarının piyasanın ve satın alma gücünün insafına terk edildiği bir sistemde gıda hakkı herkes için eşit biçimde sağlanamaz. İhtiyacımız; üreticiyi koruyan, tüketiciyi gözeten, emeği esas alan, doğal kaynakları savunan ve gıdayı kamusal sorumluluk alanında değerlendiren politikalardır’’ diye konuştu.

Kaynak: Meral Kesenek