Ülkemizde Türk, Kürt, Alevi, Çerkez, Laz, Ermeni vs. gibi birçok kimlik hep birlikte yaşamlarını kardeşlik içinde sürdürmektedir. Halkın arasında hiçbir zaman düşmanlık, kin olmamıştır.
Ancak; bu düşmanlıktan beslenen kişi ve gruplar maalesef halkın arasına bölücülük yapmak üzere; kin tohumları ekmek istemektedir ve ekiyorlar.
Toplum olarak ekilen bu tohumlara izin vermemeliyiz, yapılan hataları düzeltmek ve kardeşçe yaşamaya devam etmek için ne yapabiliriz diye uyanık olmalıyız, tahriklere kışkırtmalara kapılmamalıyız.
Türkler ve Kürtler 1000 yıldan beri din kardeşliği ile birlikte, kız almış kız vermiştir, artık bu ülkede yaşayan ve bu ülkeyi vatan bilen herkes öncelikle T.C vatandaşıdır.
Bu ülkenin kurtuluşu için, Çanakkale’de, birinci dünya savaşında bu topraklar için can vermiş can almışlardır. Bu uğurda göğsünü siper etmiş halkımız arasında ayrımcılık yoktur. Biz artık kardeş halklarız.
Barış süreci denilmekte, ancak hiçbir somut adım atılmamaktadır. Sadece toplantılar ve boşa geçen bir zaman olmaktadır.
Barış sürecinde tüm taraflar ölenler ve öldürülenler taraflar bir araya gelmesi ve bir daha ölmemek ve öldürmemek için ne yapabiliriz diyerek ortak bir paydada bir araya gelinmesi sağlanmalı idi. Ancak; maalesef her zamanki gibi yine zaman kazanmak adına, konuları değiştirmek adına bu süreç başlatıldı ama bir adım atılmamıştır.
Bu sürecin sağlıklı yürümesi için, sanatçısından, sporcusuna, siyasetçisinden, yazarına, yaşlılardan, gencine herkesin bu sürece dahil edilmesi ve ortak paydada bir araya gelmeleri sağlanmalıdır.
Türk ve Kürt halkı hiç kimsenin ekmeğine yağ sürmemelidir. Bu ülke halkın ve bu ülkeden başka gidecek yerimizi yoktur.
Bu konuda halkın sağduyusu her zaman kazanacaktır, siyasiler her zamanki gibi yine oy peşinde olacaklardır.
Biz halklar olarak; birbirimizin, şarkılarına, dini inançlarına, spor sevgilerine, demokratik haklarına, laiklik anlayışlarına, dillerine, şarkılarına, şiirlerine, yaşam tarzlarına, kültürlerine ortak değer olarak her birlikte bizim diyerek sahip çıkmamız gerekmektedir.
Ne zaman ki biz, tüm halkların değerlerini ortak değer olarak kabul ederiz, yasaları buna göre düzenleriz ve bizim ülkemiz burası diyerek bu topraklara her birlikte sahip çıkarız, işte o zaman gerçek barış süreci tamamlanmış olacaktır.