İnanç, insanın varlık bilgisi ve evren tasavvurunun ifadesidir. Toplumların kozmoloji anlayışı ile varoluşa yönelik inançları ve yaşam biçimleri her zaman paralel ilerlemiştir. Kadim mitolojilerden günümüz bilimsel tespitlerine uzanan bu çizgi, kopuk halkalar değil, tek bir düşünce evriminin farklı aşamalarıdır.

En eski dönemde animistik düşünce hâkimdir. İnsan, doğadaki her varlığa-taş, ağaç, hayvan, gökyüzü-bir can ve kutsallık atfeder. Evrenin bütünü tek bir canlı organizma gibi algılanır; ruh (yaşam enerjisi) ile madde arasında keskin bir ayrım yoktur. Var olan her şey, aynı hayatın parçasıdır.

Zamanla insan, doğaya doğrudan etki eden güçleri gözlemleyip ayrıştırarak çoktanrıcılığı geliştirmiştir. Pagan inanç, animizmin bütüncüllüğünden sıyrılarak, insanı merkezine alan bir sistem hâline gelmiştir. Çok tanrı inancı, doğayı farklı işlevlere bölerek anlamlandırma çabasıdır. Bu sistemde insan, avlanma, tarım ve bitki yetiştiriciliği gibi faaliyetlerini doğaya uygun olarak düzenlemiştir.

Kadim inançlarda varlığın döngüselliği, ruh göçü ve kutsal ruh kavramları, dünyanın dönüşü ve evrimsel süreçle varlıkların ortaya çıkışını ifade eder. Ruh ölmez; bir varlıktan diğerine geçerek yaşamın sürekliliğini sağlar. Bu düşünce, modern kuantum fiziği ve enerji dönüşümü yasalarıyla paralellik gösterir: Varlık yok olmaz, yalnızca biçim değiştirir; insan, gözlemci olarak bu sürecin bir parçasıdır.

Tevhid inancı, tüm doğa kuvvetlerinin ve enerji akışının tek bir özden, evrensel bir kaynaktan doğduğunu kavramıştır. Farklı tanrılar, (güçler) aslında tek bir hakikatin parçalı tezahürleridir. Tevhid, bütün farklılıkların aynı kaynaktan geldiğini ve nihai gerçeğin bir olduğunu ifade eder. “Tek Tanrı” demek, her bireyin aynı evrensel hakikati kendi tecrübesiyle algılaması ve yaşamıyla buna tanıklık etmesidir.

Animizm tüm varlığa kutsiyet atfederken, paganizm insana dokunan güçleri öne çıkarmış, ruh göçü inancı enerjinin dönüşümünü kavratmış ve tevhid, tüm bu süreçlerin tek bir kaynağa dayandığını göstermiştir. Modern bilim de enerji, yaşam ve kozmoloji üzerine yaptığı tespitlerle, kadim inançlarla aynı köklere işaret etmektedir.

Bu çizgi, hayatın bir ve bütün olduğunun, evrensel akışın sürekliliğinin göstergesidir.