1918’de İstanbul işgalin eşiğindeydi. Devlet çözülüyor, toplum ortak yönünü kaybediyordu. Böyle bir dönemde Mustafa Kemal Atatürk Minber Gazetesi’ni çıkartır.

Bugün çoğu insan bu adı sıradan bir gazete ismi sanıyor. Oysa “minber”, yalnızca hutbe okunan ahşap bir mimari unsur değildir. Minber, birliğin ve egemenliğin kürsüsüdür.

İslam siyasal geleneğinde hutbe kimin adına okunuyorsa egemenlik ondadır. Bu nedenle minber sadece dinî alanı temsil etmez; meşruiyetin, yönün ve iradenin merkezidir. Oraya çıkan kişi yalnız konuşmaz. Topluma düzen adına hitap eder.

Tam da bu yüzden “Minber” adı tesadüf değildir.

Çünkü çöken bir imparatorluğun ardından önce yeni bir söz kurulmalıdır. Devlet önce anlamda ayağa kalkar. Samsun’a çıkan iradenin hazırlığı da burada başlar: Dağılmış dili yeniden merkeze toplamak.

Minberin mimarisi bile bu anlayışın parçasıdır. Geleneksel minberlerdeki geometrik örgüler yalnız süs değildir:

  • simetri adaleti,
  • oran aklı,
  • tekrar eden desenler evrenin sürekliliğini,
  • yıldız örgeleri göksel düzeni temsil eder.

İslam estetiği hakikati resimle değil, düzenle anlatır. Çünkü kozmosun kendisi ölçü üzerine kuruludur. Bu yüzden minber aynı zamanda estetiğin, geometrinin ve bilimin kürsüsüdür.

Basamak sayıları bile gelişigüzel değildir.

İlk İslam döneminde minberin üç basamaklı olduğu kabul edilir. Fakat zamanla Selçuklu ve Osmanlı dünyasında bu yapı sembolik katmanlarla büyümüştür. Özellikle:

  • 4,
  • 7,
  • 9,
  • 11 gibi sayılar öne çıkar.

Dört basamak yalnız fiziksel yükselme değildir:

  • dört halifeyi,
  • dört unsuru,
  • dört yönü,
  • dört mevsimi,
  • insanın dört temel mizacını hatırlatır.

Çünkü geleneksel düşüncede “dört”, dünyanın kurulmuş düzenidir.

Yedi basamak göğün ve nefsin katlarını ve manevî yükselişi, dokuz ise özellikle eski Türk kozmolojisindeki kutsal düzen fikrini çağrıştırır. Böylece minber yalnız mimari yapı olmaktan çıkar; insanın aşağıdan yukarıya, dağınıklıktan merkeze doğru yükselişini temsil eder.

Minbere çıkan kişi sembolik olarak kaosun üstüne çıkar. Aşağıdaki dağınık kalabalığı ortak bir söz etrafında toplar. Çünkü egemenlik yalnız güç değildir; anlamı merkezileştirme kudretidir.

Bu yüzden Mustafa Kemal Atatürk’ün “Minber” adını seçmesi tarihsel açıdan son derece dikkat çekicidir. Çünkü burada yalnız gazete çıkarılmaz; yeni egemenlik dili kurulur.

19 Mayıs’a giden süreç yalnız askerî bir yürüyüş değildi. Aynı zamanda yeni bir bilinç inşasıydı. Önce söz yükselecek, sonra millet ayağa kalkacaktı.

Ve bazen bir gazetenin adı, yaklaşan tarihin en büyük işaretidir.