Mitoloji, kavramlar, semboller ve simgeler aracılığıyla çalışan bilinçsel bir anlatı tekniğidir. Anlattığı şey tarihsel bir olay değil, benliğin ve bilincin geçirdiği evrelerdir. Ekho ve Narkissos miti de tam olarak bunu yapar: egosal, donmuş benlik ile bilinçli, döngüsel benlik arasındaki farkı gösterir.
Mitin ilk safhasında Narkissos vardır. Narkissos, benliğin merkezde donduğu evreyi temsil eder. Kendi güzelliğini görür, fakat bu güzellik bir akış değildir; yansımaya sabitlenmiştir. Güzelliği yaşamak yerine ona bakar. Bu nedenle Narkissos’ta benlik kapalıdır, kendine dönük ama döngüsel değildir. Ayna vardır, yankı varoluşsal bağ-bütünlük) yoktur. Ego bu safhada, yalnızca kendini nesneleştirerek var olur.
İkinci safhada Ekho ortaya çıkar. Ekho kendi sözünü yitirmiştir; yalnızca yankıdır. Bu durum bir eksiklik değil, çözülmenin başlangıcıdır. Ekho, henüz merkez değildir ama merkez arayışındadır. Onun temsil ettiği, varlık kazanmamış sevgidir: sahiplenmeyen, talep etmeyen, egoya bağlanmayan sevgi. Bu sevgi egosal değil, bütünleyicidir.
Ekho’nun Narkissos’a yönelimi bir kişiye duyulan aşk değildir. Ekho, güzel benliğe yönelir; henüz bölünmemiş, sertleşmemiş benlik imgesine. Bu yöneliş, sevginin kendine dönüş arzusudur. “Eko” tam da budur: sesin kendine geri gelme biçimi. Bilinçte döngünün ilk işareti.
Bu noktada kritik olan şudur:
Narkissos’un Ekho’nun aşkına karşılık vermemesi ahlaki bir reddiye değil, bilinçsel bir imkânsızlıktır.
Narkissos Ekho’yu reddetmez; onu tanıyamaz. Çünkü Ekho’nun sunduğu sevgi, egonun algılayabileceği türden değildir. Merkezsiz sevgi, donmuş benlik için görünmezdir. Karşılık vermek, merkezden çıkmayı gerektirir. Narkissos’un bulunduğu bilinç safhasında bu mümkün değildir.
Bu nedenle mit özellikle şunu gösterir:
Ekho’nun sevgisinin karşılıksız kalması bir eksiklik değil, dönüşüm için zorunlu bir gecikmedir.
Eğer Narkissos Ekho’nun aşkına karşılık verseydi, sevgi egoda donacak, sahiplenilecek ve nesneleşecekti. Mit bunu bilinçli olarak engeller. Karşılıksızlık, sevginin egosal benlikte sabitlenmesini önleyen eşiktir.
Ekho’nun erimesi yok oluş değildir. Bedenden çözülme, sesin / oluşan mananın serbest kalmasıdır. Sevgi bireysel bağdan çıkar, dolaşıma girer. Yankı artık tek bir özneye ait değildir; bilinç alanına yayılır.
Son safhada Narkissos aynada kendine kilitlenir ve çözülür. Bu bir ceza değildir. Yankıyı duyamayan benliğin kaçınılmaz sonucudur. Döngü kurulamamıştır; bilinç tek yönlü kalmıştır. Narkissos’un bedeni çözülürken geriye bir çiçek kalır. Çiçek burada süs değil, semboldür: donmuş benliğin çözülerek bilinç döngüsüne karışmasının işaretidir.
Günümüz psikiyatrisi narsisizmi, bu mitin ilk safhasını esas alarak tanımlar: donmuş, egosal benliği. Bu tanım kendi alanında işlevseldir; ancak miti tamamlamaz. Çünkü bilinçli benlik safhasını dışarıda bırakır. Mitoloji ise bunu görür ve saklamaz: narsisizm bir patolojiyle başlar ama bir dönüşüm ihtimaliyle anlatılır.
Mitin söylediği şey şudur: Sevgi her zaman karşılık bulmaz; çünkü her bilinç aynı yerde değildir. Ama sevgi kaybolmaz. Karşılık bulmadığında dolaşıma girerek kendini arayanı arar