HEP-SEN Gaziantep Şube Başkanı Ayşe Kılınç “Çalışanları yıldırma aracına dönüşen yer değişikliği uygulamalarına karşı şeffaf bir komisyon kurulmasını talep ediyoruz’’ dedi.

Yer değişikliği hemşirelerin çalışma hayatını olumsuz etkiliyor

Sağlık kurumlarında hemşirelerin çalışma hayatını olumsuz etkileyen sorunların başında çalışanlar üzerinde baskı oluşturmak amacıyla kullanıldığı öne sürülen yer değişikliği uygulamalarının geldiğini kaydeden Kılınç, ‘’Mesleği gereği hastanelerin birçok farklı biriminde görev yapabilen hemşireler, bu esnekliğin zaman zaman bir mesleki avantaj olmaktan çıkarılarak bir baskı aracına dönüştürüldüğünü ifade ediyor. İddialara göre bazı yöneticiler, çalışanları istemedikleri birimlere gönderme veya mevcut birimlerinden uzaklaştırma ihtimalini bir tehdit unsuru olarak kullanırken, sendikal kimliğe sahip bazı yöneticilerin de rahat birimlerde çalışma vaadi üzerinden üyelik faaliyetleri yürüttüğü öne sürülüyor’’ açıklamasını yaptı.

Hemşirelik, koordinasyonun ve tecrübenin hayati önem taşıdığı bir meslek

Hemşireliğin, yalnızca mesleki bilgi ve becerinin değil, ekip uyumunun, karşılıklı güvenin, koordinasyonun ve tecrübenin de hayati önem taşıdığı bir meslek olduğunu söyleyen Kılınç, ‘’Yoğun bakım, acil servis, servisler, ameliyathaneler ve diğer sağlık birimlerinde görev yapan hemşirelerin, çalışma arkadaşlarıyla kurdukları mesleki uyum doğrudan işleyişi ve sunulan sağlık hizmetinin niteliğini etkiliyor. Bu nedenle çalışanların birimler arasında sürekli ve öngörülemez biçimde görevlendirilmesi, yalnızca bireysel bir çalışma koşulu değişikliği olarak değerlendirilemiyor. Ekip düzeninin bozulması, çalışanların yeni çalışma ortamlarına uyum sağlamak zorunda kalması, iş yükünün yeniden şekillenmesi ve mesleki motivasyonun azalması gibi sonuçlar ortaya çıkabiliyor’’ ifadelerini kullandı.

Kılınç, ‘’Özellikle yer değişikliğinin nesnel ve şeffaf ölçütlere dayanmadan gerçekleştirilmesi veya çalışanlara karşı bir tehdit unsuru olarak gündeme getirilmesi, uygulamanın idari bir karar olmanın ötesine geçerek psikolojik baskı iddialarına konu olmasına neden oluyor. Hemşirelerin mesleki yeterlilikleri doğrultusunda farklı birimlerde çalışabilmesi, her koşulda ve sınırsız biçimde birimlerinin değiştirilebileceği anlamına gelmemeli. Sağlık hizmetinin gereklilikleri doğrultusunda yapılan görevlendirmeler ile çalışanı yıldırmaya yönelik olduğu düşünülen uygulamalar arasındaki ayrımın açık biçimde ortaya konulması gerekiyor’’ şeklinde konuştu.

Sağlık hizmetinin kesintisiz yürütülmesi açısından büyük önem taşıyor

Hemşirelikte ekip ruhunun önemine dikkat çekerek yer değişikliği uygulamalarının çalışanlar ve sağlık hizmetleri üzerindeki etkilerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyleyen Kılınç, hemşirelerin görev yaptıkları birimlerde zaman içerisinde mesleki deneyim kazandığını, ekip arkadaşlarıyla uyum geliştirdiğini ve birimin işleyişine katkı sunduğunu vurguladı. ‘’Hemşirelik mesleğinde her birimin kendine özgü işleyişi, hasta profili, çalışma temposu ve sorumlulukları bulunuyor. Birimde görev yapan çalışanların birbirini tanıması, iş bölümünün oturması ve ekip içi iletişimin güçlenmesi, sağlık hizmetinin kesintisiz yürütülmesi açısından büyük önem taşıyor’’ değerlendirmesini yaptı.

Sendikal tercihlerin özgür iradeyle şekillenmesini tartışmalı hale getiriyor

Bazı sendikacı yöneticilerinin çalışanların görev yerlerine ilişkin beklentilerini üyelik kazanmak amacıyla kullandığını öne sürerek bu durumun sendikal temsil anlayışı bakımından sorgulanması gerektiğini aktaran Kılınç, ‘’İddialara göre bazı çalışanlara daha rahat bir birimde çalışma, mevcut birimlerinden uzaklaştırılma sorununu çözme veya daha elverişli çalışma koşullarına kavuşma yönünde vaatlerde bulunulabiliyor. Bu tür vaatlerin sendikal üyelikle ilişkilendirilmesi ise çalışanların hak arama süreçlerini ve sendikal tercihlerinin özgür iradeyle şekillenmesini tartışmalı hale getiriyor’’ dedi.

Eşitlik ve hakkaniyet ilkeleri bakımından ciddi soru işaretleri doğuruyor

Hep-Sen Gaziantep Şube Başkanı Ayşe Kılınç, konuşmasını şöyle tamamladı: ‘’Bir hemşirenin daha iyi çalışma koşullarına kavuşmasının sendikal üyelik tercihiyle ilişkilendirilmesi, eşitlik ve hakkaniyet ilkeleri bakımından ciddi soru işaretleri doğuruyor. Çalışanların görev yerleri üzerindeki belirsizliklerin, sendikal tercihleri etkilemek için kullanılmaması; yer değişikliği kararlarının kişisel yakınlık, sendikal aidiyet veya yöneticilerle ilişkiler üzerinden değil, açık ve denetlenebilir kriterlerle alınması gerekiyor. Sorun, her yer değişikliğinin kendisi değil; yer değişikliği yetkisinin keyfi kullanıldığı, çalışan üzerinde baskı oluşturduğu veya kişisel anlaşmazlıkların çözümünde bir araç olarak devreye sokulduğu yönündeki iddialardır. Bu nedenle konunun kişisel tartışmaların ötesine taşınarak kurumsal ve denetlenebilir bir sistem içerisinde çözüme kavuşturulması gerekiyor.’’

Kaynak: Leyla Aysun GÖKŞEN