Bir filmin yaşayabilmesi için, hatta izlenebilir olması için zıtlarına ihtiyacı vardır. İyi, kötüsüz; gündüz, gecesiz; umut, korkusuz bir anlatı üretmez. Kötü ne kadar derinleşirse, iyi o kadar yücelir.
Gerilim buradan doğar, seyirci buradan bağ kurar. İnsan, kendini oynayan hikâyenin içinde bulur.
Kur’an bu hakikati doğrudan örnekle gösterir. Kasas Suresi 71. ayette yalnızca gece ya da yalnızca gündüz olsaydı hayatın olmayacağı söylenir. Çünkü hayat, farkla bilinir. Süreklilik değil, döngü idrak üretir. Bu dünya hayatı da tam olarak bu yüzden vardır: varoluşun hikmetini kavrayıp ahirete, ebedi idrak ederek bilinçli yaşamaya hazırlanmak için.
“Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler (beni sansınlar -işlesinler) diye yarattım” (Zâriyât 56). Bu ifade çoğu zaman daraltılarak okunur. Oysa burada söylenen, kör itaat değil; irfanla yönelme, bilinçle bağlanmadır. Kulluk, idrakin derinleşmesidir.
Bu yüzden insanlar tek tip değildir. İnsanların bazıları gündüz rolündedir, bazıları gece. Dini terminolojşde sembol olarak gecede - karanlıkta kalanlar “kâfir”, gündüzde-aydınlıkta olanlar “mümin” olarak adlandırılır. Bu bir hakaret değil, bir konum tarifidir.
Nitekim Kur’an, “Allah geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine” der (Fâtır 13). Yani roller sabit değildir; geçiş vardır, dönüşüm mümkündür.
Bu nedenle birbirimizi “kâfir”, “dinsiz”, “kötü” diye yaftalamamız şaşırtıcı değildir. Aslında yaptığımız şey, insanın bulunduğu yeri isimlendirmesidir. Sorun, bu hâlin mutlaklaştırılmasıdır.
Çünkü hepimiz beden olarak geçiciyiz. İster iyi rolde olalım ister kötüde. Asıl ölüm, insanın kendini ve yaratılış amacını bilmeden yaşamasıdır. Böyle bir hayat, doğal döngünün içinde savrulan bir hezeyandır.
İnsan, umut ve korku arasında gidip gelerek yaşar. Kur’an bunu iki sınıf üzerinden anlatır. A’râf Suresi 41–42. ayetlerde bir yanda zulümde sabit kalanlar, diğer yanda iman edip salih amel işleyenler vardır. Buradaki ayrım, iyi-kötüden çok donukluk ve açıklık ayrımıdır. Sabitlenmiş kötülük de sabitlenmiş iyilik de kapalıdır. Hayat, döngüyle; farkındalık, hareketle gelir.
“Allah ölüden diriyi çıkarır, diriden ölüyü çıkarır; yeryüzüne ölümünden sonra hayat verir” (Rûm 19). Bu yalnızca biyolojik bir dirilme değildir. Geceyle gündüzün, iyiyle kötünün hikmetini anlayıp döngünün ötesine geçenler için söylenmiş bir dirilmedir bu.
Ve bir de Allah’ın dostları vardır. “Bilesiniz ki Allah’ın dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyeceklerdir” (Yûnus 62). Çünkü onlar rolün içinde kaybolmaz, hikâyenin farkına varırlar.
Kur’an rol model olarak alınacak eskiyi kabul eden mevcuda hayat veren geleceğe de ışık olan canlılığını sürdürmektedir.