Yılsonu yaklaştıkça ekonomik göstergeler daha net görülmeye başlandı.
Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi verileri, Gaziantep’te yaşamını sürdüren son durumunu bize net bir şekilde ortaya koyuyor.
Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi verileri Ağustos Ayı Aylık Bülteni’ne göre şehirde bireysel kredi kartı ile kredi borcu artmaya devam ediyor.
Bunun anlamı geçinemeyen insanlar çareyi kredi kartı ve kredi de buluyor.
Kentte bireysel kredi kredi kartı borcu 83 bin TL, bireysel kredi borcu ise 119 bin TL’ye dayandı.
Ocak ayında bireysel kredi kartı borcu 71 bin TL, bireysel kredi borcu ise 104 bin TL idi.
8 aylık süreçte her ikisinde de yaşanan artış ürkütüyor.
Akıllara şu soru geliyor; ya kredi kartı veya bankalar olmasaydı?
O zaman ne olurdu acaba.
Bu sorunun cevabını düşündükçe işin içinden çıkamıyorum.
Anlıyoruz ki ekonomik krizin iliklere kadar işlendiği ve yüksek enflasyon karşısında maaşların alım gücünün düştüğü dönemde insanlar mecburiyetten kredi kartı ve krediye bulaşıyor.
Tabii ortaya çıkan bu durum sürdürülebilir değil.
Zaten kredi kartı ve kredi borcunun ödeyemediği için insanlar icralık oluyorlar.
Olaya sadece borç açısından bakmamak, geniş bir perspektiften bakmak gerekiyor.
Şöyle anlatayım; günümüzde aile içi huzursuzluk, boşanmaların artması, suç oranlarının artmasının temelinde ne yazık ki ekonomi var.
Ekonomik açıdan refah olan toplumlardaki suç oranı ile ekonomisi kötü olan toplumlardaki suç oranlarını karşılaştırdığımızda ortaya siyahla beyaz gibi bir sonuç çıktığını göreceğiz.
Bir an önce ekonomini iyileşmesi ve toparlanması için bir şeyler yapılmalı.
Belli bir zamandan sonra insanların yarasına ne kredi kartı ne de kredi çare olabilir merhem olabilir.
Çünkü yoksa gidişatımız iyi değil.
Eğer ekonomik açıdan bir şeyler yapılmazsa bugünleri mumla ararız.