Yılsonu yaklaştıkça ekonomik bilanço net olarak ortaya çıkmaya başladı.
Karşılıksız çek artıyor.
Protesto edilen senet tavan yaptı.
Nakit para sıkıntısı had safhaya ulaştı.
Alışverişlerin büyük oranı kredi kartıyla yapılıyor.
Rakamlara girip de sizi sıkmak istemiyorum.
Daha önceki yazılarımda belirttiğim üzere; kredi kartı olmasa ticaret noktasına gelir.
Saha da gördüğümüz kadarıyla ekonomik kriz her geçen gün derinleşiyor.
Gün günden daha kötü geçiyor.
OSB’de konkordato furyası sürüyor.
Orta ve küçük işletmeler kepenklerini indirmeye devam ediyor.
Tüm sektör, 2026 yılının kötü geçtiğini belirtiyor.
Dolayısıyla turizmden, çiftçisine, esnafından sanayicisine kadar toplumun tüm kesimlerini umutlarını 2027’ye bağlamış durumda.
Böyle bir beklenti var ama ekonominin düzeleceğine dair ışık var mı?
Bunun sorunun cevabını herkes biliyor bana göre.
Ya da geçmiş yıllarda tünelin ucun ışık görüyoruz diyenler şimdi görmediklerini söylüyor.
2026 yılı kötü geçti.
Umarım 2027 yılı bu şekilde geçmez.
Yoksa kötü olan işler daha da kötüye gidecek.
Kapanmalar artacak, konkordatolar artacak.
Bu kapanmalara bağlı olarak istihdam azalacak, işsizlik artacak.
Halen birileri umut ediyorken, ekonominin düzelmesi için ufak da olsa bir adım atılmalı.
Toplumun geleceğe dair umutları kırılmamalı, diri tutulmalı.