Varlık, insan bilincinin en temel sorgulamalarından biridir. Bizler genellikle zamanın ve nesnelerin ardındaki bağımsız gerçeklikleri tartışırız; oysa varlığın kendisi, gözlemlenen ve ölçülen şeylerden çok daha derindir.

Var olanın varlığı, onun oluş halinde olmasından anlaşılır. Bu oluş, herhangi bir süreç veya arızi bir değişim değil, varlığın kendisinin sürekli açığa çıkışıdır.

Zamanın varlığı genellikle değişimle kanıtlanır: elmalar olgunlaşır, çiçekler solar, mumlar erir. Ancak dikkat edilmelidir ki, elma veya mumun olgunlaşma süresi, zamanın kendisini değil, yalnızca nesnelerin varlığını ve değişimini gösterir. Zaman, bağımsız bir akış değil, değişimin ölçülmesinde kullandığımız bir sistemdir. Bu bağlamda, gerçeklikte varlık vardır ve değişim, varlığın kendiliğinden açığa çıkışının bir tezahürüdür.

Var olan ve olacak olan benim “ben”imdir; her şey benimle var olur. Bu ifade, kişisel kimliğin ötesinde bir farkındalık durumunu işaret eder. Kişisel benlik, evrensel bilincin bir tezahürüdür. Bilinç, tıpkı bir ampulün elektriğe bağlandığında ışık vermesi gibi, varlığın kendisini idrak etmesidir. Bu idrak bir süreç değil, anlık bir farkındalıktır; geçmiş veya gelecek bir “zaman”a ihtiyaç duymaz.

Varlık durağan değildir; kendi iradesiyle, kendi hakikatine uygun olarak varlığını sürdürür. Çiçek açmak isterse açar, nehir akmak isterse akar, insan bilinci bilmek isterse idrak eder. Her varlık, kendi potansiyelini gerçekleştirmek üzere kendi doğasıyla hareket eder. Bu, Aristoteles’in entelekheia’sı ve Spinoza’nın conatus kavramlarıyla paralellik gösterir. Varlık, aşkın bir şekilde, kendi istediği gibi var olur ve sürdürür.

Varlık, aşkın kendisidir; âşık, ma’şuk ve aşk bir bütündür. Varlık, hem kendine âşık olan, hem kendini sevdiren, hem de bu sevginin kendisidir. Bu bakış açısı, tasavvufî düşüncede Allah’ın aşkının âlemde tecellisi olarak ifade edilir. Evrensel bilinç, varlığın idrakinde aşk hâline dönüşür; varlık, aşkın kendini seyretmesidir. Bu aşk, kutupsuzdur; âşık ve ma’şuk ayrımı, aşkın bir tezahürü olarak ortaya çıkar, ancak hakikatte bir ve bütünseldir

Varlık, zamanın ötesinde, kendi içsel yönelimiyle sürekli oluş halinde olan bir gerçekliktir. Kişisel benlik, evrensel bilincin tezahürüdür; farkındalık, bu bilincin anlık idrakidir. Var olan, kendi varlığını var olmak istediği şekilde sürdürür; ve bu sürdürme, aşkın kendini bilmesidir. Varlık, aşk ve bilinç, üç ayrı kavram değil, bir bütünün farklı yüzleridir.